Google Play Store
App Store

Araştırmacılar, İBB iddianamesinin halkta karşılık bulmadığını belirtti. “Operasyonların inandırıcılığı düşük” diyen uzmanlar halkın birinci gündemi ekonomiye vurgu yaptı. Uzmanlara göre belirleyici olan muhalefetin performansı.

İddianamenin halkta bir karşılığı yok: Sokak başka bir şey konuşuyor
Fotoğraf: CHP

Öncü DURMUŞ

Tek adam rejiminin muhalefeti dağıtma ve parçalama uğraşındaki son hamlesi 8 ayın ardından ortaya atılan İBB iddianamesi oldu. Günlerdir siyasetin gündemine oturan iddianame büyük oranda gizli tanıkların ifadeleri ile oluşurken ortaya çıkan her bir detay Saray’ın yargı aracılığı ile siyaseti dizayn etme girişimi değerlendirmelerini daha da güçlü kıldı.

İddianameye ilişkin birçok çelişki ve tutarsızlık tartışılmaya devam ederken yaşananların halka yansımasını kamuoyu araştırmacıları değerlendirdi.

19 Mart’tan bu yana başlayan operasyonların halk nezdinde kabul görmediğine dikkat çeken Bulgu Araştırma Direktörü Semih Turan, “İddianame yayınlanmadan önce yüzde 65-70’e yakın bir kesim zaten bu soruşturmaların, operasyonların, davaların siyasi olduğunu, asıl hedefin siyasi olduğuna dair bir inanç içerisindelerdi. Ve bu kesimlerin bir kısmı da Cumhur İttifakına oy vermeyi düşünen yurttaşlardı. Bugün bu iddianameye bakınca yurttaş açısından bu anlamda yeni bir şey olmadığını söylemek mümkün” dedi.

Bulgu Araştırma Direktörü Semih Turan

İDDİANAMENİN FELSEFESİ TUTMADI

İddianamede yer alan bilgilerin bu zamana dek basına servis edildiğini vurgulayan Turan, “Yurttaşın aklında başka bir fikri canlandıracak bir iddianame dahi yok ortada. Zaten olayların akışına bakarsak diploma iptali ile başlayan süreçten bu yana yaşanan her bir gelişmenin hukukla bir alakasının olmadığını gördü insanlar. Hatta kırsal bölgelerde, iktidar blokunun oy oranının yüksek olduğu yerlerde bile yurttaşlar arasında genel kanı ‘Bu ülkede yolsuzluk sadece CHP belediyelerinde mi var’ sorusu ile vücut bulmaya başlamıştı. Dolayısıyla çok açık şunu söyleyebiliriz ki bugün iddianamenin felsefesi tutmadı” diye konuştu.

HALKIN DAVAYA İLGİSİ AZALIR

Turan sözlerini şöyle sürdürdü: “Öte yandan CHP’nin kapatılması için başvuru yapılması da asıl amacın muhalefetin kendisi olduğuna dair bir olguyu güçlendirdi. Dolayısıyla tüm bu detaylar varken toplum nezdinde bu operasyonların inandırıcılığını artırmanın bir yolu yok. 
Bu iddianame kabul edildiği takdirde de davaya her geçen gün ilginin azalacağını düşünüyorum. Ve bu saldırılara karşı muhalefetin performansının da asıl belirleyici güç olacağı kanaatindeyim.

HİÇBİR GÜNDEM EKONOMİYİ AŞAMAZ

Çünkü konu her ne olursa olsun halkın uzun zamandan beri birinci gündeminin sabit olduğunu unutmamak gerekli. Adalet, eğitim ve sağlıkta yaşanan skandallar, yangınlar, depremler, çözüm süreci, doğal ve doğal olmayan afetler konu her ne olursa olsun tüm araştırmalara yansıyan şey toplumun birinci gündemi açık ara ekonomi çıkıyor.

Çünkü artık Türkiye’de ay sonu getirmek, kredi kartının asgarisini ödemek, kira gününü atlatmak, çocuklara iyi bir gelecek sunmak her biri çok hayati ve büyük problemler.

Ve bu tabloyu besleyen alt dallar bize bu fotoğrafın büyüklüğünü sunuyor aslında. Yani uyuşturucu bağımlılığının artması, yasa dışı bahis oynama oranlarının yükselmesi, antideprasan kullanımının artması, çocuklarda bodurluk seviyesinin yükselmesi gibi sorunlar ülkenin diğer sorunları ile beraber doğrudan ilişkili.

BELİRLEYİCİ OLAN MUHALEFETİN PERFORMANSI

Ekonomik kriz günden güne derinleşirken demokrasi ve hukuk endeksindeki yolsuzluk endeksi dibe vurmuşken tüm bu çıktılar bize halkın esas gündeminin de ne olduğunu gösteriyor.

Yani sayabileceğimiz her bir sorun da bu anlamda birbiriyle diyalektik bir ilişki içerisinde. 
Bu anlamda da iddianame meselesinde de halk kendi sorunlarını önceleyecektir. O yüzden de bu saldırılara karşı tüm muhalefet güçlerinin ortaya koyduğu performans asıl belirleyici güçtür diyebiliriz”

İDDİANAMEDE EN İDDİALI ŞEY SAYFA SAYISI

Aksoy Araştırma Başkanı Ertan Aksoy

Aksoy Araştırma Başkanı Ertan Aksoy da yaratılan beklentinin boş olduğunu vurguladı. Bu zamana dek iktidar aktörlerinin ‘iddianame oluşunca göreceksiniz’ söylemlerinin düştüğünü belirten Aksoy, “Tek iddialı kısım sayfa sayısı olarak karşımıza çıktı” dedi.

Ağırlıklı olarak somut delillerin olmayışına da dikkat çeken Aksoy, “İddianameyi peyder pey servis ettikleri için halkın konuşabileceği somut delil neredeyse yok. Ağırlıklı olarak etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin söylem düzeyinde kalan iddialarının bir toplamını oluşturuyor iddianame. Bu da en başından beri halkın inanmadığı bu operasyonlar karşısında tepkinin de aynı kalmasına yol açar. Bu anlamıyla bu iddianame iktidarın aleyhine işler bir durumda” dedi.

İktidar blokundaki aktörlerin sessizliğinin temel nedeninin de bu olduğunu belirten Aksoy, şöyle konuştu:

Birkaç yandaş gazeteci dışında neredeyse kimse sahiplenmiyor iddianameyi. Bu anlamıyla muhalefetin de bu alanı iyi kullanması gerekli. Seçmen hakemliğine başvurmak önemli bir konu. Dava TRT’den canlı yayınlansın ya da herhangi bir kanalda çıkalım iddianameyi tartışalım gibi hamleler seçmen gözünde özgüveni ve gücü ortaya koyuyor. Bu da muhalefetin hanesine artı olarak yazılıyor. Yapılacak savunma hattının da sade ve netlikle olması iktidarı tamamen boşa düşürebilir.

MUHALEFETİN ÖNÜNDE İKİLİ BİR GÖREV VAR

Öte yandan halkın esas sorunlarına da dikkat çeken Aksoy, “Filistin gündeminde bile yapılan araştırmalarımızda ekonominin birincilikteki yeri değişmedi” dedi.

"Bu muhalefete ipucu veriyor" diyen Aksoy, şu ifadelere yer verdi:

“Kolay olmadığını bilerek söylüyorum. Ancak muhalefet ikili bir görevi ortaya koymalı. İktidarın kendisi halka iş anlatırken, son olarak 500 bin konut gibi muhalefeti sadece hak ihlallerine karşı cevap üretmek zorunda olur pozisyonda bırakıyor. Yani bu savunma hattının aşılması gerekiyor. Halkın can alıcı sorunlarını nasıl tanımlıyorsak o sorunlara karşı muhalefetin de hamle yapması önemli. Dolayısıyla bu ikili anlatıma ihtiyaç karşımıza çıkıyor. Bir yanıyla en geniş tabirle bu hak ihlallerine karşı mücadelenin sürmesi gerekirken diğer yanıyla muhalefetin halkın sorunlarına cevap vermesi gerekiyor. Bu anlamıyla da ayın sonunda yapılacak olağan kurultayla beraber ortaya çıkarılacak parti programı önemli bir yere oturuyor.