Google Play Store
App Store

İdlib’deki saldırı Rusya’da nasıl okundu? Birincisi, Moskova’nın İdlib’de sabrı tükenmek üzere. Kremlin, Ankara’nın ev ödevini yerine getirmemesinden oldukça rahatsız İkincisi, meselenin Ukrayna tarafı da var. Saldırı sonrası Kiev seferinde yaşananlar gerilimde işin tuzu biberi oldu. Tüm iyi ilişkilere rağmen iki ülke ilişkileri pamuk ipliğine bağlı

İdlib, Ukrayna, Libya: Erdoğan’ın Kremlin’le tehlikeli tangosu

Dr. Kerim Has/Moskova Rusya Analisti

Son günlerde İdlib’de yaşanan olaylar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna’dan ziyade Rusya’da yankılanan Kiev ziyaretiyle birlikte Ankara-Moskova ilişkilerinin yeni ve zorlu bir sınavdan geçtiği anlaşılıyor. İdlib’de Rusya destekli Suriye güçlerinin saldırısı sonucu Türk askerlerinin hayatını kaybetmesi sonrasında yapılan karşılıklı açıklamalar, tarafların mevcut tabloyu ne derece farklı okuduklarının en net işareti.

Saldırı sonrası Millî Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada Rusya’nın adının anılmayıp “muhayyel bir tarafla” koordineli şekilde İdlib’e askeri sevkiyatın olduğunu belirtmesi, buna karşılık Moskova’nın Türkiye’yi kendisine önceden haber vermeden bu sevkiyatı yaptığını ileri sürmesi aradaki makası gösteriyor. Yine, benzer şekilde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın saldırı sonrası bölgede Türk F-16’larının operasyonları sürdürdüğünü ve Suriye ordusuna misliyle karşılık verildiğini belirtmesine rağmen, Rus tarafı, Türk uçaklarının Suriye hava sahasını ihlal etmediğinin ve Suriye mevzilerinin vurulduğuna dair bir veriye rastlamadıklarının altını çizdi. Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasının “içeriği” ve “metnin ruhu” Suriye hava sahasını kontrol eden Rusların, Türk uçaklarının Suriye’de uçuşuna izin vermediklerini açıkça ima ediyor. Muhtemel ki, F-16’lar Türkiye sınırları içinde İdlib’e uzaktan bir mesafede uçarken, Ankara, saldırıya ancak Türkiye topraklarından yaptığı topçu ateşiyle karşılık vermiş olabilir.

SALDIRININ MESAJLARI

Peki, İdlib’deki saldırı Rusya’da nasıl okundu? Birincisi, Moskova’nın İdlib’deki sabrı tükenmek üzere. Rusya, 17 Eylül 2018’de Soçi’de varılan İdlib mutabakatıyla Ankara’nın üzerine aldığı sorumlulukları geçen süre içerisinde yerine getiremediği gibi bölgedeki terör unsurlarının hem saldırılarını artırdıklarını hem de Libya’ya sevk edilerek orada da kendi çıkarları açısından ciddi sorunlara yol açtığı görüşünde. Bu sorumluluklardan bazıları, 2018 sonuna kadar M4 ve M5 otoyollarının rejimin kullanımına açılması, İdlib çeperlerinde 15-20 km’lik silahsızlandırılmış bölgenin kurulması, -hala kaldıysa- bölgedeki “ılımlı” muhalifleri terör örgütlerinden ayrıştırma gibi hususları içeriyordu. Bunlar başarılamayınca da Rusya, bir süredir sahada Suriye ordusunun adım adım ilerlemesini öngören stratejisini hayata geçirme politikası izlemeye karar verdi. Bu da Ankara’nın Şam yönetiminin ilerleyişine direnç göstermemesini gerektiren bir hesabın Moskova’da yapıldığı anlamına geliyor.

Serakib, M4 ile M5’in kesişme bölgesinde yer alıyor. Suriye devletinin burayı ve güzergâhtaki diğer kritik noktaları bir an önce kontrolü altına almak istediği açık. Ordu ilerledikçe de masada eli zayıflayan ve İdlib’den sonra sıranın Afrin’e geleceğini düşünen Ankara ise buna engel olmak için bölgedeki askeri varlığını artırıyor. İşte Moskova, saha dengelerindeki bu gidişata karşı direnç gösteren Ankara’ya İdlib’de “elini daha fazla yükseltmemesi” uyarısını geçen gün açıktan yapmış oldu. İdlib’de uçaklarını uçurmak için dahi Moskova’ya başvurmak zorunda olan Ankara’nın bu saatten sonra bölgede geri adım atmaktan başka çaresi gözükmüyor.
idlib-ukrayna-libya-erdogan-in-kremlin-le-tehlikeli-tangosu-684060-1.
İkincisi, meselenin Ukrayna tarafı. İdlib’deki saldırı sonrası Ukrayna ziyaretinde yaşananlar Rusya’yla gerilim de işin tuzu biberi oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kiev’de Ukrayna askerlerini Rusya toplumunun son derece alerjik yaklaştığı Hitler Almanyasıyla işbirliği yapan aşırı milliyetçi Ukraynalı gruplara özgü sözcüklerle selamlaması, bütün Rus medyasında zaten pek de olumlu olmayan Erdoğan algısının hepi topu iki saat içerisinde olağanüstü derecede negatife dönmesine yol açtı. Söz konusu selamlama ifadelerinin Ukrayna ordusundaki kullanımı 2018 yılındaki bir kanunla kabul edilmişti. Ancak günümüzde dahi Ukrayna’da bu mesele yoğun bir şekilde tartışılmayı sürdürür. Pek tabii, misafir cumhurbaşkanı konuk olduğu ülkenin protokolünde öngörüleni yapabilir ki bu, gayet normal. Ancak eski Sovyet coğrafyasında yer alan ülkelerin her birinin farklı hassasiyetleri var. Belki protokol selamlamasında farklı bir formül geliştirilebilirdi. Zira Ankara’nın Ukrayna’ya 200 milyon TL’lik askeri yardımıyla birlikte haberlere düşen “Slave Ukraine” sözcükleri, Rus medyasını çıldırtmaya yetti.

ERDOĞAN HENÜZ GÖZDEN ÇIKARILMIŞ DEĞİL

Üçüncüsü, Kremlin’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı henüz tamamen gözden çıkarmadığı, ama özellikle medya üzerinden artan şekilde sert ihtarlarla -en azından şimdilik- kendi tarafında tutmayı hedeflediği de görülüyor. Son haftalarda Rus medyasında Erdoğan’ın ve ailesinin sadece 2019 yılında Libya’ya silah sevkiyatından 1 milyar dolardan fazla şahsi gelir elde ettiği, Suriye’den cihatçı ve terörist grupların SADAT aracılığıyla Türkiye üzerinden Libya’ya gönderildiği, Ankara’nın Suriye’de el-Nusra’yla doğrudan ilişkileri yönünde yüzlerce ciddi iddialar içeren haberler hemen her gün her çeşit Rus medyasında “bombardıman” halinde yayınlanıyor. Uçak krizi dönemindekini anımsatır şekilde, bu gerilimin nereye varacağı ise henüz belirsiz.

Halihazırda Türkiye’ye S-400 füzeleri de gönderilse, Türk Akımı’yla gaz pompalanmaya da başlansa, Rus tahılında satış rekorları da kırılsa, Rus turist ziyaretlerinde sayı 7 milyonla yeni zirveleri de aşsa, şurası kesin: Türkiye-Rusya ilişkileri pamuk ipliğine bağlı. Her geçen gün Türkiye’nin Rusya’ya tek taraflı artan bağımlılığı, Moskova’nın Erdoğan’ın “şahsına” artan bağımlılığıyla at başı gittiği müddetçe bu kamyonun duvara çarpmaması neredeyse imkânsız.

bir-cagrimiz-var-683550-1.