birgün

8° PARÇALI BULUTLU

SPOR 18.02.2020 10:01

İki kez burkulan ayağıyla rekora koştu

200 metre rekor deneme yarışında Semra Aksu’nun 36 yıllık Türkiye rekorunu kıran Milli Atlet Mizgin Ay, “Önemli bir atletin rekorunu kırdığım için mutluyum tabii ki ama istediğim derecede kıramadım. 23 saniyeleri koşarak kırmak istiyordum. Koşu esnasında ayağımı iki defa burktum ve dengemi hafif kaybettim” diyor

İki kez burkulan ayağıyla rekora koştu

Işıl ÇALIŞKAN

Onunki klişe başarı hikâyelerinden biraz farklı başlamış. Ankara’nın Beypazarı ilçesinde yaşayan milli atlet Mizgin Ay, yetenek taramasında keşfedilmiş. Elbette keşfedilmesi değil durumu farklı kılan. Dilerseniz detayını kendi cümleleriyle dinleyelim: “Koşmayı seviyordum ama arkadaşlarım sporu bırakınca hevesim kaçtı. İstemiyordum, kaçıyordum spordan. Babam da okulun bahçesinde top oynadığımı görüp kızıyordu bana.” Belki kulağa rahatsız edici gelecek bu zorlama için “İyi ki” diyor Mizgin.

19 yaşındaki atlet, şimdi başarıdan başarıya koşuyor. Yurtiçi ve yurtdışında adını başarılarıyla duyuran Mizgin, geçen günlerde gerçekleştirilen Türkiye Salon Atletizm Şampiyonası’nda iki rekor birden kırdı. 60 metrede 25 yıllık 23 yaş altı Türkiye rekorunu geliştiren Mizgin, bu yılki ilk yarışında 7,37 saniyelik en iyi derecesini 7,32 saniyeye indirdi. 1995'te Aksel Gürcan tarafından 7,45 saniyeyle kırılan 23 yaş altı Türkiye rekorunu da aşağı çekti. Sporcu teri soğumadan 25'inci Balkan Salon Atletizm Şampiyonası’nda ise kadınlar 60 metrede 7,38 saniyelik derecesi ile gümüş madalya kazandı. Mizgin ile spor serüvenini konuştuk.

Hikâyenizin başına dönelim. Sizin için koşmanın farkındalığı ne zaman ve nasıl başladı?

İlköğretimde sınıf arkadaşlarımla yaptığımız koşularda erkekleri de geçiyordum. 10 yaşımdayken antrenörümün ilçe genelinde yaptığı yetenek taramasında keşfedildim. 50 metrede iyi bir derece koştum. Ama koşmanın farkındalığını ilk madalyamı aldığımda anladım.

BABAM KOŞMAYA ZORLADI

Sizin için koşmak nasıl sadece bir hobi olmaktan çıktı? Teklif ilk geldiğinde düşünceniz ne oldu?

İlk iki yıl antrenmanlara gitmedim. Koşmayı seviyordum ama arkadaşlarım sporu bırakınca hevesim kaçtı. Ama babam zorla gönderdi beni. İlk yarışımdaki madalyam bir sonraki Türkiye 5’inciliğim olunca antrenmanlara kendim gitmeye karar verdim. İsteyerek yapmaya başlayınca bir sonraki yıl Türkiye şampiyonu oldum, 14 yaşımda. Daha sonra Bursa Osmangazi Spor Kulübü’ne transfer oldum. Benim için artık güzel günler başlamış oldu.

On, bir sporcu disiplini edinmek için zor bir yaş. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Zor bir süreçti. En yakın arkadaşlarım yoktu. Ben de istemiyordum, hep kaçıyordum spordan. Onun yerine okulda futbol oynuyordum topla oynamayı daha çok seviyordum. Ama antrenörüm Muhsin Soysal her gün babamı arayıp ‘Mizgin gelmedi bugün’ diyordu. Babam da okulun bahçesinde top oynadığımı görüp kızıyordu bana.

O YETENEKLİLERİN HİÇBİRİ YOK

Aileler çocukları için öğretmen, doktor, mühendislik gibi garanti meslekleri tercih ederler halbuki…

Antrenörüm ilk zamanlarda yetenekli çocukların aileleriyle toplantı düzenlemişti. Eski sporcuların başarılarından bahsedildi. Hem spor hem okulun beraber yürütüleceği gösterildi. Ailem zorlamasaydı yapmazdım şimdi iyi ki diyorum. Hem okulu hem de sporu güzel bir şekilde beraber yürütüyorum ama diğer arkadaşlarımın aileleri okul aksar, ders çalışamazlar diye onları göndermediler. Çok yetenekliler vardı, şu an hiç biri yok.

Nasıl bir çalışma disiplininiz var?

Maalesef biraz düzeltmem gereken şeyler var. Mesela 200 metre idmanlarını sevmiyorum. Yapmayayım diye elimden geleni yapıyorum bir şekilde kırparak yapıyorum. Psikolojik olarak kendimi hazırladığımda gayet iyi çıkıyor idmanım. Ayrıca antrenman yapmam için antrenörüm ile bir el tavla oynamam lazım. Eğlenceli geçiyor benim için ama tabii ki her idman değil.

BİR FUTBOLDAN KISILMIYOR…

Atletizmde Türkiye dünyaya göre nerede? Bir milli sporcu olarak “Şöyle olsaydı daha iyi olurdu” dediğiniz durumlar oldu mu, oluyor mu?

Türkiye atletizmde gelişen bir ülke. Eskiden Avrupa ve dünyada az sayıda derece yapan sporcular vardı ama şu an altyapıda çok yetenekli sporcular var. Bunda Federasyon Başkanı Fatih Çintimar’ın emeği büyük. Diğer kulüplerde Fenerbahçe kulübü gibi destek verse atletizm çok daha gelişir. Galatasaray’ın kız takımı, Beşiktaş’ın erkek takımı yok. Hep bir şeyden kısılıyor ama futboldan kısılmıyor.

Ulusal ve uluslararası alanda birçok başarı elde eden bir sporcu olarak yeterince kıymet gördüğünüzü düşünüyor musunuz?

Evet ama yeterli değil.

REKOR KIRACAĞIM DEMİŞTİM

Önce ilk rekordan bahsedelim. 60 metrede 25 yıllık 23 yaş altı Türkiye rekorunuzu geliştirdiniz. 1995'te Aksel Gürcan tarafından 7.45 ile kırılan 23 yaş altı Türkiye rekorunu da aşağı çektiniz. Nasıl bir yarış deneyimiydi sizin için?

Yarıştan önce pistte yarışacağım kişilere “rekor kıracağım” demiştim. Kendime inanıyordum.

200 metre rekor deneme yarışında ise 24.08'lik derecesiyle bu dalda 36 yıllık Türkiye rekorunun yeni sahibi oldunuz. Böylece 1984'te Sofya'da Semra Aksu tarafından 24.40'lık dereceyle kırılan ve Türkiye salon rekorları listesindeki en eski kaydı sildiniz. Neler söylersiniz?

Önemli bir atletin rekorunu kırdığım için mutluyum ama istediğim derecede kıraümadım. 23 saniyeleri koşarak kırmak istiyordum. Koşu esnasında ayağımı iki defa burktum ve dengemi hafif kaybettim. Bir dahaki 200 m yarışımda yeni bir rekor kıracağıma inanıyorum

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün sporcusu olmanın size nasıl etkileri oluyor?

İyi ki böyle büyük bir kulüpte yarışıyorum. Bizim kulübümüzde her branş var. Amatörlere en çok önem veren kulüp. Burada olmak benim için çok büyük gurur.

Gelecek hedefleriniz neler?

Olimpiyatlarda madalya almak. Dünya ve Avrupa şampiyonalarında en üst sırada yer almak. İyi bir öğretmen, iyi bir antrenör olup şampiyon sporcular yetiştirmek.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız