birgün

22° AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 30.06.2020 04:00

İkmen şehrine dönüyor

Barbara Nadel’in 22 kitaplık serisinin kahramanı Çetin İkmen televizyon ekranına geliyor. Viacom CBS ile Miramax'ın ortak yapımı “The Turkish Detective / Türk Dedektifin çekimine 2021’de bahar aylarında İstanbul’da başlanacak

İkmen şehrine dönüyor

Çetin İkmen’i tanıyor musunuz? Kendisi polisiye âlemdeki dedektifler arasında en sevdiklerimizdendir. Özellikle İstanbul’u mesken tutmuşlar arasında… İngiliz polisiye yazar Barbara Nadel’in kahramanı Komiser Çetin İlkmen’le Oğlak Yayınları Maceraperest Kitaplar’dan yayınlanan serinin ilk kitabı “Belshazzar’s Daughter/Belşazzar’ın Kızı” ile tanışmıştık.

Istanbul’un eski Yahudi Mahallesi Balat’ta bir Yahudi vahşi bir cinayete kurban gider. Duvarda yaşlı adamın kanıyla çizilmis bir gamalı haç vardır. Ama biri, görünüşe aldanıp sadece ırkçılığı kurcalamaya istekli değildir. Kim mi? Fatma adlı bir karısı ve sekiz çocuğu olan (sonra yanılmıyorsam sayıları dokuzu buldu), altıncı hissi yüzünden cadı olduğu bile söylenen Arnavut bir annenin oğlu Müfettis Çetin Ikmen. Kanıtlar onu ve zarif yardımcısı Mehmet Süleyman’i, iki yabancıya götürür.

ikmen-sehrine-donuyor-750562-1.İşte “Belşazzar’ın Kızı” Balat’ı sunarak böyle başlar. Çünkü Balat Nadel’in, “cesetleri gömecek çok yer olduğu” için şehir olarak tercih ettiğini söylediği İstanbul’un en sevdiği semti. Şöyle anlatıyor bir paragrafında:

“Balat. Haftada altı gün mahallenin labirenti andıran pis sokaklarından geçer ama hiç sıkılmazdı. Mahallede Dickensvari bir çekicilik vardı. David Copperfield, Pip, Bay Jingle, Fagin: Hiçbiri Balat’ın yoksulluk, küçük suçlar ve göze hoş gelen pisliğinde yabancılık çekmezlerdi. Özellikle Fagin buraya epey uyum sağlardı. Balat’ın çokluğuyla gurur duyacağı tek şey Yahudileri, özellikle yaşlı Yahudileriydi.”

ViacomCBS International Studios (VIS), Miramax ile “The Turkish Detective”i televizyona uyarlamak için bir anlaşma yaptı.

Dizinin temelini, Barbara Nadel’in 1999’dan beri yazdığı 21 Çetin İkmen polisiyesi oluşturacaktı (Bu arada,
sayıları artık 22’ye yükseldi.). Bu, iki şirket arasında yapılan ilk anlaşma. “The Turkish Detective” bir saatlik bölümlerden oluşacak ve Çetin İkmen ile ortağı ve yardımcısı Mehmet Süleyman’ı suç dünyasıyla mücadele ederken gösterecek.
Serinin bir başka dikkatimizi çekecek yanı da, karakterlerin ilişkileri. Çetin İkmen, İstanbul’un çok saygın, eski Osmanlı bir ailesinden gelen Mehmet Süleyman’ın hnamisi. Ama en iyi arkadaşı, çocukluğundan beri tanıdığı Ermeni Patolog Arto Sarkisyan. İkmen çok sigara ve içki içiyor ve bu yüzden de dini bütün bir Müslüman olan karısı Fatma’yı üzüyor. Ancak gene de sevgi dolu bir evlilikleri var.

Serideki her hikâyenin kökü İstanbul’un zengin ve değişken kültürüyle tarihinde. Ancak CWA Gümüş Hançer ödüllü Barbara Nadel, günümüz Türkiyesi’ni de ihmal etmiyor. İki güçlü şirketin ortak çalışmasıyla, çok iyi yazılmış, yazarının ayrımcılıktan olabildiğince uzak duruşu ve ustalığıyla okurlarını kâğıt üstünde etkileyen İkmen serisinin televizyon ekranında daha da sürükleyici olmasını bekliyoruz. Oyunculara gelince, ne yazık ki henüz kesinleşmemiş gibi görünüyorlar. Benim merak ettiğim, İngiliz yazar ve danışmanın ülkesinin oyuncuları lehinde ağırlığını koyup koymayacağı. Özellikle Çetin İkmen için kimin seçileceğini merakla bekliyorum. Miramax’ın dünya çapındaki televizyon etkinliklerinin başında olan Marc Helwig, “Barbara Nadel müthiş bir yazar ve bize ardarda sayfaları çevirten romanları fevkalade bilenmiş, büyüleyici ve renkli hikâye anlatıcılığı ile otantik bir mekân duygusunu bir araya getiriyor,” demiş.

ikmen-sehrine-donuyor-750563-1.

Polisiye edebiyatımızın duayeni Erol Üyepazarcı, genç kadın polisiye yazarlarımızdan söz ederken, polisiyenin kadın yazarların en sevdiği, en çok başarı kazandığı tür olduğunu vurgulamıştır hep. Barbara Nadel de ülkesinin en çok okunan yazarlarından biri. Londra’nın yoksul semti East End’de doğmuş. Önce oyunculuk eğitimi görmüş. Sonra da okullarda cinsel istismara uğramış gençlerle sosyal görevli olarak çalışmış. Şimdi ise şizofrenlerle ilgilenen bir sivil toplum kuruluşunun halkla ilişkiler müdürü.

Çetin İkmen’le birliktelikleri, 1999’daki kitabı “Belşazzar’ın Kızı” ile başladı. Seriden yayınlanan son kitap ise bu yıl mayıs ortasında çıkan 22’nci kitap “Blood Business”. Barbara Nadel, Çetin İkmen serisinin televizyona aktarılması konusunda, “Bu benim için gerçekleşmiş bir hayal çünkü böyle şeyler benim gibi insanların başına gelmez” demiş. Ayrıca uyarlama süreci boyunca danışman olarak serinin başında olacağını da doğruluyor. Yazar, seride sadece karakterler ve olaylar değil, bir şehir de yaratmış. Daha doğrusu, zaten var olan bir şehirden kendi şehrini yaratmış. Bana Michael Dibdin’in İtalyan polisi Aurelio Zen’i ve artık Venedikli olmuş Donna Leon’un Guido Brunetti’sini hatırlatıyor. İlki Rufus Sewell’in, Commissario Brunetti ise Alman yapımı “Donna Leon’s Brunetti Mysteries”de Uwe Kockisch ile şahıslarında ekrana gelmişti.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız