birgün

16° AÇIK

SİYASET 02.04.2020 06:29

İktidar belediyeleri neden engelledi?

İktidar belediyeleri neden engelledi?

YAŞAR AYDIN

Koronavirüs konusunda Saray iktidarı çok kötü sınav veriyor. Kamuoyunda Sağlık Bakanı’yla ilgili ilk birkaç devam eden pozitif algı vakaların art arda gelmesiyle kısa sürede dağıldı. Sağlık alanında yaşanan kaosa kısa süre içerisinde yurttaşın ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması da eklendi. Erdoğan hükümeti esas olarak burada çuvalladı.

Dünya ile birlikte tüm ülkeyi etkisi altına alan virüs salgınına karşı açıkladıkları destek paketi ancak mizah dergilerine konu olabildi.

SOYAL DEVLET OLMAYINCA

Salgın tehlikesine rağmen her gün işe gitmek zorunda kalan milyonlarca çalışan, ihtiyacı olan yoksul aileler hükümetten gelecek olumlu bir habere kilitlendi. Ama ne yazık ki umulan gibi olmadı. Erdoğan bir yandan “çalışacaksınız” derken diğer yandan da somut hiçbir destek açıklamadı. Bu süre içerisinde küçük işletmesini kapatmak zorunda kalan, işini kaybede, ücretleri yarıya inen kişi sayısı her gün büyüdü. Beraberinde yardım istekleri de. Sosyal devletin yapması gerek hiçbir adım atılmazken Kanal İstanbul, VIP namaz, İspanya’da ezan sesi gibi işlerle uğraşıldı.

BELEDİYELER DEVREYE GİRDİ

Meslek örgütleri, sendikalar, muhalefet partileri son üç haftadır salgına karşı iktidardan daha yoğun çaba harcadı. Bilgilendirdi, dayanışma örgütledi üyelerine ve topluma yalnız olmadıklarını hissettirdi. Belediyeler bu anlamda bir adım öne çıktı. Önce Ankara Büyükşehir ardından da İstanbul, İzmir ve CHP’li diğer büyükşehir belediyeleri ihtiyaç sahipleri ile dayanışma yolları aramaya başladı. Kimisine nakdi, kimisine günlük iaşe yardımında bulundular. Sağlık malzemesi üretmeye ve dağıtmaya başladılar. Kısacası halkın salgın süresince ihtiyaç duyabileceği meselede adım atmaya başladılar. Önce kendi bütçelerinden yetmeyince de bağış toplayarak yaptılar. Bağış kampanyası beklenin üstünde bile ilgi gördü. Yardım sürecinin şeffaf işletilmesi güveni artırdı.

NERESİ “PARALEL” BUNUN?

Süreci son derece başarısız yöneten Saray bu çalışmaları desteklemek yerine yasaklama yolunu seçti. Önce İçişleri Bakanlığı genelge yayınladı, ardından bakan Soylu “bu faaliyet paralel devlet faaliyetidir” dedi ve dün de Erdoğan’dan beklenen açıklama geldi.

Erdoğan yaptığı açıklamada, “Devlet içinde devlet olmanın anlamı yoktur. Bu bakımdan da şu ana bu kampanyalar sadece devletimizin, cumhurbaşkanlığı makamının açıklamış olduğu birimler tarafından yürütülmektedir. Belediyelerimiz Valiliklerimizin izni olmadan kampanya açarsa devlet içinde devlet olmaktır” deyiverdi. Tüm yasalar çiğnenerek bağış kampanyası yasaklandı, ihtiyaç sahiplerinin beklediği yardım paralarına bloke uygulandı.

KİMSE YAPMASIN

Dünyanın her yerinde yerel yönetimlerin bu tür faaliyetleri merkezi hükümet tarafından destek ve teşvik görürken Türkiye’de yasak gelmesinin ardındaki neden “korku ve panik”. Saray, salgın karşısında çaresiz ve sorumluluk almaktan kaçıyor. Başta belediyeler olmak üzere sendikalar, odalar ve muhalefet partileri gücü oranında dayanışmayı büyütmeye çalışıyor. İktidar bu çabanın hem bugün hem de yarınlar için anlamı olduğunu biliyor. Kendi yapamadığını hiçbir çevrenin de yapmasını istemiyor. İktidarın bu hamlesinin siyasi sonuçları olacaktır. Ama ondan önce maalesef yurttaşın çektiği acının da katlanarak artmasına yol açacak.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız