İktidar, COP31 öncesi kolları sıvadı: "Emine Erdoğan himayesinde" çevre çalıştayı
İktidar, Antalya’da yapılacak COP31 için hazırlıklara başlarken Samsun’da düzenlenen “Sıfır Atık” çalıştayı tepki topladı. CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, "Olan şu: iklim krizi bir söylem olarak iktidarın vitrinini süslüyor; somut politika olarak ise şirketlerin önünü açmaya yarıyor" dedi.

İktidar, Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 için çalışmalara başladı.
Samsun Valiliği’nden gönderilen resmi yazının ardından 30 Nisan tarihinde, “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayı” yapıldı. Yazıda, etkinliğin “Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin Onursal Başkanlığında her türlü çevre kirliliğinin ve israfın önlenmesi amacıyla kurulan Sıfır Atık Vakfı ile Samsun Valiliği himayesinde” gerçekleştirildiği belirtildi.
Çalıştaya tepki gösteren CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, “Tek somut çıktı olan ‘Yerel Sıfır Atık Hedef Belgesi’ -her zamanki gibi- ileride yapılacak Sonuç Konferansı’na ertelendi. Söylem bugün, sorumluluk yarın, hesap hiçbir zaman” dedi.
COP31 müzakerelerinde kömürden, petrolden, doğal gazdan çıkış takvimi olmadığına dikkat çeken Özdağ, “Fosil yakıtlarla dönen şehirlerin otomobil bağımlısı ulaşım sistemleri tartışılmıyor. Plansız yapılaşmanın ve betonun her yağmuru sele çevirdiği kentsel düzensizlik gündemde değil. Olan şu: iklim krizi bir söylem olarak iktidarın vitrinini süslüyor; somut politika olarak ise şirketlerin önünü açmaya yarıyor” ifadelerini kullandı.
AİLE ŞİRKETİ MODELİ
“Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin Onursal Başkanlığında” ifadesine dikkat çeken Özdağ, “Bir valiliğin kamu faaliyetini bu sıfatla meşrulaştırması; Türkiye’nin çevre politikasının nasıl bir aile şirketi modeline dönüştüğünü tek cümlede özetlemektedir. Mülki idarenin Anayasa ve kanunlardan alması gereken gücü, ‘onursal’ sıfatların gölgesinde araması bir yönetim krizi değil, bir rejim krizidir” diye konuştu.
“Kamu kaynakları vakfın vitrinini besliyor, vakıf ise iktidarın çevre söylemini meşrulaştırıyor” diyen Özdağ, konferans salonunda tartışılmayan kentin sorunlarını şu başlıklarla sıraladı:
- "Çarşamba Ovası talan kıskacında: Ovanın Çarşamba Havaalanı ile Yeşilırmak arasında kalan en verimli kısımları kirletici ağır sanayi yatırımlarına açılmaktadır.
- Kıyı ve orman yağması: Tekkeköy’de Karadeniz asit tankları için doldurulurken; Kavak ve Atakum’da taş ocakları içme suyumuzu tüketmektedir. Kavak Şahindağları’nda 2019’da başlatılan altın madeni arama sondajı, daha maden faaliyete geçmeden pınarları kurutmuş, orman içine kilometrelerce yol açılmasına ve binlerce ağacın kesilmesine yol açmıştır.
- Mera tahribatı: Havza ve Ladik meraları, hayvancılığı yok etme pahasına sanayi ve enerji alanlarına; Canik’te ise imar alanlarına kurban edilmektedir."
Özdağ, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “30 Nisan’da OMÜ kampüsündeki o salonda eksik olan tek şey; bu gerçekleri dile getirecek olan Ziraat Mühendisleri Odası ve Samsun Çevre Platformu (SAMÇEP) gibi kurumların davet edilmemiş olmasıdır. Halkın ve uzman meslek odalarının dışlandığı bir çalıştaydan ‘çevre koruma’ kararı çıkmaz. Bilinmelidir ki; vatanı korumak, toprağı, suyu ve çocukların nefes aldığı havayı bu vesayetçi rantiye düzeninden korumakla başlar.”


