birgün

14° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 12.02.2020 06:54

İktidar, ülkeyi İdlib tuzağına sürüklüyor

İdlib’de tansiyon düşmezken Türkiye adım adım savaşa sürükleniyor. Gözlem noktalarına askeri sevkıyat dün de devam etti. Erdoğan, gereken adımları atacaklarını belirtirken Suriye’ye ait bir helikopterin düşürüldüğü duyuruldu

İktidar, ülkeyi İdlib tuzağına sürüklüyor

Politika Servisi

Suriye Ordusu cihatçıların kontrolündeki İdlib’de ilerleyişini sürdürüyor. Ankara, İdlib’in sınır komşusu olan Hatay’ın sınır bölgesine yaptığı askeri sevkıyat günlerdir devam ediyor. Türkiye'nin farklı birliklerinden gönderilen çok sayıda komandonun yer aldığı askeri konvoy, bölgede bulunan gözlem noktalarına yönlendiriliyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, gereken adımları atacaklarını belirterek, “Bize saldırdıkça bedelini ağır ödeyecekler” diye konuştu. Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) yapılan açıklamada ise İdlib'de Suriye Ordusu'na ait bir helikopterin düşürüldüğü duyuruldu. Suriye ordusu tarafından önceki gün yapılan top atışında yaşamını yitiren askerler için tören düzenlendi.

M-5 otoyolu kritik önemde

Hükümet cephesi, ülkeyi bölgede yeni maceralara sürüklerken, TSK’ye ait gözlem noktaları ise birer birer düşüyor. 12 gözlem noktasından dördü, Şam yönetiminin kontrol altına aldığı alanda bulunuyor. Ankara kaybettiği gözlem noktalarını ısrarla geri almanın derdinde. Gerilimi artıran faktörlerin başında ise Suriye Ordusu’nun, bölgedeki en büyük ekonomik merkezlerden biri olan Halep’i başkent Şam’a bağlayan, ancak İdlib içindeki cihatçıların denetiminde kalan M-5 otoyolunu 2012’den sonra ilk kez kontrolü altına alması olduğu belirtiliyor. Suriye ordusunun Serakib’e yaklaşmasıyla durum giderek kritikleşiyor. Serakib, M-5 otoyolunun, Halep’i Lazkiye’ye, bağlayan M-4 otoyolu ile kesiştiği stratejik bir mevkide yer alıyor.

Bölgeye 5 bin asker takviyesi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, önceki gün yayımladığı raporunda 2 Şubat’tan itibaren Türkiye’den İdlib’e giriş yapan TIR ve askeri araç toplamını 1.300 olarak verdi. Aynı raporda bu sevkıyatla birlikte İdlib’e takviye gelen Türk askerlerinin sayısı da 5 bin dolayında gösterildi. Sınıra gerçekleşen askeri sevkıyat dün de devam etti.
Terör saldırıları son bulmalı

Yaşananlar Ankara-Moskova hattında da ipleri kopma noktasına getirdi. Ankara, Moskova heyeti ile yapılan görüşmelerde Astana ve Soçi Mutabakatı’nın ihlal edildiğine vurgu yaparken, Rusya’nın Suriye'deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Rus askeri polislerinin bölgedeki devriye görevlerini bir kez daha Türkiye olmadan gerçekleştirdiğini açıkladı. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov ise, Türkiye’nin silahlı militanlara garantör olduğu Soçi anlaşmasının uygulanması gerektiğini söyledi. “Suriye ve Rus güçlerine yönelik tüm terörist saldırılar son bulmalı” diyen Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında bir görüşme planlanmadığını da belirtti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'dan ise aksi yönde bir açıklama geldi. “Rejimin garantörleri Rusya ve İran'ın rejimin saldırganlığını durdurması gerekiyor” dedi.

Jeffrey Ankara’da

Rusya ile yaşanan gerilimi fırsat bilen ABD ise, günlerdir ‘Türkiye’nin yanındayız’ mesajı veriyor. ABD Büyükelçiliği’nin sosyal medya hesabından yayımlanan mesajda, “NATO müttefikimiz Türkiye'nin yanındayız. Esad rejiminin, uluslararası toplum nezdinde normalleştirilmesine karşı çıkmayı sürdüreceğiz” ifadelerine yer verildi.
Öte yandan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ve beraberindeki heyet Ankara’da temaslara bulunacak. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de Brüksel'de katıldığı basın toplantısında Suriye ile ilgili açıklamalarda bulundu, Stoltenberg, “İdlib'deki durum son derece endişe edici. Esad rejimi ve Rusya İdlib'de saldırılara son vermeli” dedi.

Kürtler Esad’la masada

Bu gelişmeler yaşanırken Suriyeli Kürt siyasetçiler, Rusya aracılığı ile Suriye hükümeti ile görüştüklerini, diyaloğun müzakere aşamasına geçmesi kararı alındığını belirtti.

Suriyeli Kürtler tarafından yapılan açıklamada Esad yönetimi ile birçok konuda anlaşıldığı ve pek çok konuda da müzakerelerin devam ettiği belirtildi.

'Türkiye'nin değil, iktidarın çıkarına'

İdlib gerilimini BirGün’e değerlendiren Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Türkiye’nin İdlib’de bulunmasının anlamsız olduğunu belirtti. Yaşananların Türkiye’nin çıkarları ve güvenliğiyle çeliştiğini ifade eden Ertürk, “Türkiye’nin çıkarları ve güvenliği bunu gerektirmiyor. Ama iktidarın çıkarları bunu gerektiriyor” dedi.

Ertürk, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

Türkiye’nin gözlem noktalarından neden çekilmediğini Sayın Erdoğan’a sormak lazım. İdlib’deki yapı Suriye’nin güvenliği için büyük tehdit. Orada cihatçılar var, yani Tahrir el-Şam en büyük güç ve bu aynı zamanda IŞİD’in türevi terörist bir örgüt. BM tarafından terörist kabul ediliyor. Biz de kabul etmek zorunda kaldık. İdlib’deki yapı Türkiye’nin güvenliğini de tehdit ediyor. Oradaki yapının bir şekilde dağıtılması gerekiyor. Suriye orada bir iç güvenlik harekatı yapıyor. Türkiye, Astana süreci ile Soçi Mutabakatı’nda, oradaki radikal unsurları silahsızlandıracağını kabul etti, ancak bunu gerçekleştiremedi.

TSK sınırlarımıza çekilmeli

Oradaki gözlem kuleleri meselesine bakalım, kimi kime karşı gözlüyoruz ki? Bir askerimizin bile burnu kanamasın istiyoruz. Türkiye’ye bir daha sığınmacı akımı olmasın istiyoruz. Bir an önce Suriye’ye güvenlik gelsin, barış gelsin, istikrar gelsin. Türkiye’deki 4 milyon sığınmacıyı da ülkelerine göndermek istiyoruz. Peki neden Suriye’de bu meşru hükümete karşı terörist bir yapıyı destekliyoruz? Suriye’yle masaya oturulması gerekiyor. Türkiye’nin güvenliği ve çıkarları bunu gerektiriyor. Ama iktidar Türkiye’nin güvenliği ve çıkarları peşinde değil.

Türkiye sürekli savruluyor

Türkiye farklı devletler arasında savruluyor. Bir ülkeye karşı yakınlaşmak bilinçli bir iradedir. Savrulma diyorum buna. Rusya’nın yanına da savrularak gitmiştik. Şimdi öbür tarafa doğru savruluyoruz. James Jeffrey biz Amerika olarak Türkiye’nin yanındayız diyor. Bu savaşa da küresel güçlerin burada kapışmasına da neden olur. Bu bizim için fayda götürmez. Öte yandan İdlib’de sıcak çatışmayı göze almak büyük yanlış. Çünkü bir çatışmayı, bir savaşı göze almak için bir ülkenin, bir toplumun hayati çıkarlarının söz konusu olması gerekir. Aksine burada hayati bir çıkarımız yok, kaybımız var. Ama iktidar göze alabilir

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız