İlahiyat fakültelerine ‘içeriden’ dikkat çekici eleştiri: Cemaatlerin ve dini yapıların istismar aracı
Birgün Birgün Birgün Birgün
Sayıları kontrolsüz şekilde artan ve iktidarın talepleri doğrultusunda sürekli ayrıcalıklar sağlanan ilahiyat fakültelerine akademiden de bir eleştiri geldi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin düzenlediği “Yüksek Din Öğretimi Çalıştayı”nın sonuç raporunda, Türkiye’deki ilahiyat fakültesi sayısının ihtiyacın üzerinde olduğu belirtilerek fakültelerin sayısının, öğrenci kontenjanlarının ve akademik altyapısının yeniden ele alınması gerektiği kaydedildi. İlahiyat önlisans mezunlarına sağlanan, lisans […]

Sayıları kontrolsüz şekilde artan ve iktidarın talepleri doğrultusunda sürekli ayrıcalıklar sağlanan ilahiyat fakültelerine akademiden de bir eleştiri geldi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin düzenlediği “Yüksek Din Öğretimi Çalıştayı”nın sonuç raporunda, Türkiye’deki ilahiyat fakültesi sayısının ihtiyacın üzerinde olduğu belirtilerek fakültelerin sayısının, öğrenci kontenjanlarının ve akademik altyapısının yeniden ele alınması gerektiği kaydedildi.

İlahiyat önlisans mezunlarına sağlanan, lisans bölümlerine sınavsız geçiş hakkının dini yapılar ve cemaatler tarafından istismar edildiği ifade edildi.

‘İHTİYAÇ ORTADAN KALKTI’

Diyanet İşleri Başkanlığı eski başkanları Ali Bardakoğlu ve Mehmet Görmez’in de katıldığı çalıştayın sonuç raporunda ilahiyat fakültelerine yönelik politikaların gözden geçirilmesi gerektiği vurgulandı.

Raporda, ilahiyat fakültelerinin akademik altyapı, öğrenci niteliği ve istihdam politikaları konusunda önemli sorunları olduğu ifade edildi. İlahiyat fakültelerinin amacının ve misyonunun, “Bölgesel ve küresel sorunlar” yönünden yeniden ele alınması gerektiğinin altını çizen raporda, “İlahiyat Lisans Tamamlama” programlarına ihtiyaç olmadığı anlatıldı. Raporda, “Yüksek din öğretimi alanında yaşanan kurumsal gelişmeyle birlikte, din görevlilerinin eğitim seviyelerini yükseltmek ve 28 Şubat sürecinde yaşanan mağduriyetleri asgari düzeye indirmek için bir imkan olarak görülen programa yönelik ihtiyaç ortadan kalkmıştır” denildi.

YÖK’ün ilahiyat ön lisans öğrencilerine sınavsız geçiş hakkı vermesinin eleştirildiği şunlar kaydedildi:

“İlahiyat fakültelerinin sayı ve kontenjan olarak haddinden fazla açıldığı bir dönemde farklı üniversiteler bünyesinde İLİTAM Programlarının açılarak YÖK tarafından sınavsız öğrenci kontenjanı belirlenmesi, niteliksizleştirilmesi tehlikesini beraberinde getirmektedir. Ayrıca bu programlar zaman içinde çeşitli dini yapıların ve cemaatlerin kendi kurumlarında yetiştirdikleri bireyleri devlet kademelerine yerleştirmesinin bir aracı haline getirilerek istismar alanına dönüştürülmüştür.”

Raporda, imam hatiplerinöğrenci niteliğindeki düşüşten de söz edildi. Yüksek din öğretiminin öğrenci kaynağını çoğunlukla imam hatip okullarının oluşturduğu belirtilerek “İmam hatip okullarında niceliksel artışa paralel olarak öğrenci niteliğindeki düşüş yüksek din öğretimi kurumlarının öğrenci profili ve kalitesinde düşüşe neden olmaktadır” denildi.

Sayıları hızla arttı

Türkiye’de, 2011 yılında 22 olan ilahiyat fakültesi, 2019 yılında 105’e yükseldi. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) ilahiyat fakültelerine birçok ayrıcalık sağladı.

Önce, ilahiyat ön lisans mezunlarına, “Mezunların bilimsel seviyelerini artırmak” gerekçesiyle dört yıllık bölümlere sınavsız geçiş hakkı verildi, ardından ise formasyon eğitiminin ilahiyat fakültelerine ücretsiz verilmesi kararlaştırıldı. İlahiyatçılara tanınana ayrıcalıklar akademide tepki çekse de YÖK, eleştirilere kulak tıkayarak ilahiyat fakültelerine yönelik kayırmacı politikalarını sürdürdü.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız