Google Play Store
App Store

Usta sanatçı Rutkay Aziz ‘Yolcu’ oyunuyla seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Ülkede adalet gibi kültür sanatın da çöküşte olduğunu belirten sanatçı “Türk tiyatrosu ilerleme adına ciddi bir gerileme içinde” dedi.

İlerleme adına gerilemedeyiz

Tuğçe ÇELİK 

Tiyatro sanatçısı Rutkay Aziz, Nâzım Hikmet’in ‘Yolcu’ şiirinin tiyatro uyarlamasıyla seyircilerle buluşmaya devam ediyor. Sanatçı, yazarlığını ve yönetmenliğini üstlendiği oyunda Milli Mücadele yıllarındaki dayanışma ruhunu ıssız bir tren istasyonunda bir araya gelen karakterlerle anlatıyor.

36. Ankara Film Festivali’nde Onur Ödülü’ne lâyık görülen Aziz, törende yaptığı konuşmayla da dikkat çekti. “Mutsuz bir ülkede nasıl mutlu olabilirim?” diyen Aziz ile toplumun mutsuzluğunu ve iktidarın kültür-sanat alanındaki baskısını konuştuk.

Aziz, toplumda mutsuzluğun ve yoksulluğun derinleştiğini vurguladı ve ekledi: “İnsanlarımız adaletsiz ve hukuksuzluk içinde hücrelerde günlerini geçirirken; günler de değil, yıllar… Emeklinin, işçinin, talebenin durumu ortada. Kısacası mutsuzluk aldı başını gidiyor." Sokakta gözlem yaptığını aktaran sanatçı şu değerlendirmeyi yaptı: “Mesela durakta duran insanlar otobüs, minibüs bekler. Bakıyorum hepsinin suratında bir soru işareti var. ‘Ben ne olacağım?’ diyor sanki o otobüsü beklerken. Benim istediğim kadar oyunum alkışlansın, şu bu… Mutlu olamıyorum. Ama umutsuz da değilim. Bu günler geçecek. Kadınlarımızın ayağa kalkmaları, gençlerimizin, erkeklerimizin, insanımızın demokrasi, barış savaşımında ‘biz de varız’ demeleri bir umuttur.”

DARBE DÖNEMİNDEN BETER

AKP iktidarının kültür-sanat alanında yoğunlaşan baskılarını değerlendiren Aziz, bugün yaşananları şöyle tarif etti: “12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, Milliyetçi Cephe’leri yaşadık. Sansürlerin en kötüsünü yaşadık. Kapatıldık, yasaklandık, yargılandık. Ama hiçbiri bugüne benzemiyordu. Çünkü bunlar aslında kültür ve sanata düşmanlar. Onun için de sansür ediyorlar, yasaklıyorlar. Zannediyorlar ki bir ülke sadece ekonomik kalkınmayla kendisini bir yerlere götürür. Hayır, o ekonomik kalkınmanın içinde kültürel kalkınma da var. Kültür kalkınması olmadan olmuyor. Kültürel durumumuza baktığımda tam bir kirliliğim hâkim olduğunu görüyorum. Bu kirlilik yaşamın her alanına yayılmış vaziyette. Yani sağlıkta, savunmada, eğitimde her alanda var. Tiyatro da bu kirlilikten nasibini alıyor. Bana soruyorlar ‘Türk tiyatrosu nerede?’ diye. Türk tiyatrosu ilerleme adına çok ciddi bir biçimde gerilemede diyorum. Yeni ve genç arkadaşlarımız deneysel işler yapıyorlar, ona yöneliyorlar. Bence onlar geleceğin tiyatrosunu belki de kuracaklar, yapacaklar. Orada da bir umut var ama gençle, genç arkadaşa dayalı bir umut.”

SEYİRCİ DE SORUMLU

Sanatın yalnızca sahneye değil, seyirciye de sorumluluk yüklediğini belirten oyuncu tarafsızlık iddiasına karşı çıkarak şunları söyledi: “Biz tiyatrocuların sahnede bir sorumluluğumuz varsa koltukta oturan seyircinin de kendisini eğitme sorumluluğu var. Tiyatro eğitmen değil, eğlence unsurudur. Brecht’in dediği gibi: ‘Eğlendirirken eğitir, eğitirken eğlendirir.’ Seyirci, seçme çağında okuduğu kitabı, filmi, tiyatroyu seçecek. Tarafsız olmayacak, insanoğlu bir taraftır. ‘Tarafsızım, karışmam hiçbir şeye’ diye bir şey yok.” Sanatçı son olarak örgütlenmenin önemine vurgu yaptı: “Yıllarca Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği başkanlığı yaptım. Sanatçıların örgütlenmesi çok önemli. Şimdiye kadar yeterince örgütlenmediğimiz için başımıza bunlar geliyor. Dünü, bugünü kastetmiyorum, 70’li yıllardan gelen sıkıntılar var. Biraz birbirimizi yedik sanki. Neyse düzelecek. Siz de umudunuzu kaybetmeyin.” Taner Barlas, Ekin Aksu, Özcan Alpar ve Enes Sarı’nın yer aldığı Yolcu, 10 Nisan’da Muğla’da, 11 Nisan’da Bodrum’da, 12 Nisan’da ise Dalaman’da sahnelenecek.

***

DEVRİMCİ TİYATRODAN BAŞKASINI YAPAMAM

Rutkay Aziz, tiyatro alanındaki tabloyu “Tartışma ortamı yok bu ülkede. 70’li, 80’li yıllarda tiyatro eleştirmenleri vardı. Biz tiyatrocular aramızda didişiyorduk, o didişmeleri özlüyorum. Birbirimizi eleştiriyorduk ama şimdi öyle bir şey yok" diye değerlendirdi. Sanatçı şunları kaydetti: "Biz popüler kültürün insanı değiliz. Dolayısıyla ilerici, devrimci bir tiyatro yapıyorum. Arkadaşlar gülüyor bazen; ‘Kimse böyle bir tiyatro yapmamızı istemiyor aslında’ diyorum ama ben başkasını yapamam ki. Yaşadığım sürece yapmaya da devam edeceğim. Yaşar Kemal, eşi ölüm döşeğindeyken ‘Tilda üzülme, biz çok namuslu yaşadık’ diyor. Benim devrimciliğimde de bu çok önemli. Biz en yüce değer emek diye büyüdük, emeğe inandık. Ama şimdi bu değerler öyle altüst oldu ki en yüce değer para, menfaat oldu. Biz öyle yetişmedik. İyi ki de yetişmedik.”