Google Play Store
App Store

Saray rejiminin kadınları ve LGBTİ+’ları tahakküm altına almayı amaçladığı kanun teklifine tepki yağıyor. SPoD Genel Koordinatörü Yediveren, “LGBTİ+larla sınırlı kalmayacak, tüm toplum baskılanmak isteniyor” dedi.

İnadına var olacağız
Fotoğraf: csgorselarsiv / Meltem Ulusoy
Sarya Toprak
Sarya Toprak
saryatoprak@birgun.net

İktidarın LGBTİ+’ları hedefe koyan yasa taslağına tepki yağdı. Taslağın ucunun çok açık olduğunu vurgulayan hak savunucuları “fiili bir şeriat rejimi” kurulmaya çalışıldığını belirtti. Yapılan açıklamalarda taslağın Meclis’te kabul edilmesi halinde LGBTİ+ olduğunu söylemenin bile suç unsuru olacağı vurgulandı.

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) Genel Koordinatörü Oğulcan Yediveren taslağa ilişkin BirGün’e değerlendirmelerde bulundu. Gürcistan, Macaristan ve Rusya gibi ülkelerde de benzer adımlar atıldığını vurgulayan Yediveren, “Amaç toplumun geniş kesimlerini baskılamak” dedi. “AKP başta bu taslağın sadece LGBTİ+’larla ilgili olduğunu söyleyecek muhtemelen” diyen Yediveren, “22 yıllık iktidarı tanıyoruz. Sadece LGBTİ+’larla sınırlı kalmayacak. Manipüle olunmaması gerekiyor. Tüm toplumsal kesimler buna karşı harekete geçmeli. Kadınlar ve LGBTİ+’ların hayatları ve bedenleri üzerinde bir tahakküm kurmak istiyorlar” diye konuştu.

ANAYASAL SUÇ

Anayasa’ya göre ayrımcılığın suç olduğunu hatırlatan Yediveren sözlerine şöyle devam etti: “Anayasa hukuken en bağlayıcı metindir. İktidar daha önce Anayasa’da değişiklik yapmak istediğini beyan ediyordu. Fakat artık buna gerek bile duymuyorlar. TCK’de değişiklik yaparak, hukuk dışı bir şekilde ‘suç üretmeyi’ amaçlıyorlar. Yani kılıfına uydurmaya bile gerek duymuyorlar artık.”

∗∗

YASALAŞIRSA NE OLACAK?

• Cinsiyet uyum sürecine başlama yaşı 18’den 21’e çıkarılarak, trans bireylerin yasal tanınma süreçleri geciktirilecek.

• Cinsiyet değişikliği için, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tam teşekküllü eğitim ve araştırma hastanelerinden en az üçer ay aralıklarla dört değerlendirme sonucunda alınacak resmi sağlık kurulu raporu zorunlu kılınarak, süreç daha da karmaşık hale getirilecek.

• Yurtdışında cinsiyet değişim ameliyatı yaptıranlar hapis cezasına çarptırılacak.

• ‘‘Biyolojik cinsiyet’’ ifadesinin eklenmesiyle, LGBTİ+ bireylerin kamusal alandaki ifade ve görünürlükleri kriminalize edilecek.

Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı yerine geleneksel cinsiyet rollerinin vurgulanarak, kadınların eşitlik mücadelesine darbe vurulacak.

∗∗

‘GENEL AHLAK’ TEHLİKESİ

Kanun taslağında muğlak bir biçimde, ‘‘genel ahlak’’ kavramı kullanılıyor. Hukukçular bu kavramın ucunun çok açık olduğunu vurguluyor. LGBTİ+’ların hedef alınmasının yanı sıra kadınlar için de birçok tehlike kapıda. Sol Feminist Hareket Üyesi Dilara Kurtuluş olası tehlikelere dikkat çekti:

• Kadınların kıyafetleri, konuşmaları, hareketleri ‘‘genel ahlaka aykırı’’ bulunarak yargılama konusu olabilir.

• Mini etek giymek, sokakta yüksek sesle kahkaha atmak veya dans etmek gibi eylemler dahi suç unsuru haline getirilebilir.

• Bir kadının bir erkekle aynı evde yaşaması ‘‘ahlaka aykırı’’ sayılabilir.

• Bir kadının giydiği kıyafet, gece dışarıda olması, içki içmesi “genel ahlaka” aykırı bulunarak saldırganların lehine ‘‘hafifletici neden’’ olarak öne sürülebilir.

• ‘‘Ahlaka uygun’’ kadın ve ‘‘uygun olmayan’’ kadın ayrımı yapılarak, mağdurlar suçlanabilir.

• Eylemler yasaklanabilir.

• Feminist örgütler hedef gösterilebilir.

∗∗∗

YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ

LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG) sosyal medya hesaplarından yasa teklifine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: ‘‘Çocuklarımızı yalnız bırakmayacağız, siz de bırakmayın! TBMM’ye sunulan yasa teklifi LGBTİ+ çocuklarımızın hayatını, haklarını ve geleceğini tehdit ediyor.’’