İNEGÖL’DE TECRİT
İHD raporuna göre, İnegöl’de devlet yetkililerinin olayı örtbas etme çabalarına karşın, Kürtler tecrit altında ‘KÜRTLERDEN
İHD raporuna göre, İnegöl’de devlet yetkililerinin olayı örtbas etme çabalarına karşın, Kürtler tecrit altında
‘KÜRTLERDEN ALIŞVERİŞ YAPMIYORLAR’
İHD İstanbul Şube Başkanı Abdulbaki Boğa, yetkililerin olayı örtbas etme girişimine karşın, Kürtlere yönelik sistematik saldırının geliştiğini belirterek, yaşamlarını sürdürmeye çalışan Kürtlerin tecrit altında olduğunu ve Kürt esnaftan alışveriş yapılmadığını söyledi.
‘AKP OLAYIN ÖRTBAS EDİLMESİNİ İSTİYOR’
Boğa, devlet yetkililerinin konuyu örtbas etme çabalarını, “AKP hükümeti referandum sürecinde böyle bir olayın gündeme gelmesini istemiyor. O nedenle olaylar düşündürücü şekilde kapatılmaya, basite indirgenmeye çalışılıyor. Görüşmelerimizde de buna tanık olduk” dedi.
İnegöl’de Kürt esnafa ambargo
zeynep kuray
Bursa'nın İnegöl ilçesinde 25 Temmuz gecesi minibüs şoförü bir Kürt'e yönelik gelişen saldırının ardından başlayan ve tüm kenti savaş alanına çeviren linç saldırısının ardından İHD ilçeye incelemelerde bulunmak üzere heyet gönderdi. 30 Temmuz'da İnegöl'e giden aralarında İHD MYK üyesi ve Marmara Bölge Temsilcisi Rıza Dalkılıç, İHD İstanbul Şube Başkanı Av. Abdulbaki Boğa, İHD Bursa Şube Başkanı Mustafa Yağcı, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri Enver Hakan Özdemir ile Ayşe Batumlu, Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu üyesi Avukat Gül Emek ve Bursa Barış Meclisi üyesi Azra Aydoğdu'nun bulunduğu heyet yetkililer, mağdurlar, tanıklarla ve siyasi parti temsilcileriyle görüştü. İnceleme sonunda hazırlanan rapor, İHD İstanbul Şube'de yapılan basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı.
İHD Şube Başkanı Abdulbaki Boğa, sözlü sataşma ile başlayan bir süre sonra 5 kişinin yaralanmasıyla ve 3 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlanan olayın adli bir olay olduğunu belirtti. Ancak daha sonra olayı Kürt-Türk çatışmasına dönüştürmek amacıyla ilçede "Kürtler 2 kişiyi öldürdü, PKK'liler polis karakolunda, Allah'ını seven gelsin" yönünde tahrik ve kışkırtmalarla linç saldırılarının başladığını belirten Boğa, "Tahrikler sonucu, kamuya ait binalar, araçlar Kürtlere ait olduğu düşünülen işyerleri saldırıya uğramıştır. Polislerinde bulunduğu 53 kişi yaralanmış ve 53 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 11'i tutuklanmıştır" dedi. Adli bir olay olarak başlayan ve Kürtlere yönelik sistematik linçe dönüştürülmeye çalışıldığının açıkça görüldüğünü belirten Boğa, "Kürtlere ait işyerlerinin tahrip edildiği, Kürtlerin İnegöl'de yaşamlarını sürdürmeleri, çalışma hayatına devam etmeleri, güvenli bir şekilde toplum içinde dolaşmaları bu olaydan sonra kaygıdan uzak olmayacağı kanaatindeyiz" şeklinde konuştu.
DEVLET YETKİLİLERİ ÖRTBAS EDİYOR
Devlet yetkilileriyle yapılan görüşmelerde olayı 'birkaç sarhoşun işi, kendini bilmez gruplar' gibi beyanları ve gerekli önlemlerin alındığı yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirten Boğa, bu tavrı, "Olayın vahametini gizleme çabası ve ilçede yaşayan Kürt vatandaşların durumundan bihaber" olarak niteledi. Boğa, "Yetkililerin bu tavrı tarafımızca anlaşılmayan bir saikle olayları ört bas etme çabası olduğu yönünde gözlemlerimiz oldu" şeklinde konuştu. İlçede bulunan Huzur Mahallesi'nin Kürt sorunun çözümsüzlüğünden kaynaklı boşaltılan köylerden gelen vatandaşların yaşadığı bir bölge olduğunu belirten Boğa, MHP'li olduğunu belirten Kürtlerin dahi saldırının hedefi olmaktan kurtulamadığını öğrendiklerini söyledi. Boğa, "Olayın taraflarında biri olan Muş'ta korucubaşı olarak devletle birlikte çalışan kendi tabiriyle devletle arası 'iyi olan Kürt ailesinin gençlerinin MHP üyesi olmaları bile onları saldırıya uğramaktan alıkoymamıştır. 'Şoförün başka bir etnisiteye mensup olması halinde böyle bir adli vakanın bu boyuta ulaşması mümkün müydü?" şeklide sorduğumuz soruya görüştüğümüz tüm kesimler 'hayır' yanıtı vermiştir. Kürtlere yönelik gelişen önyargı boyutunun göstermesi açısından tek başına bu durum birçok şeyi açıklamaktadır" diye kaydetti.
KISMİ KUTUPLAŞMA VAR
Boğa, Kürt-Türk kutuplaşmasını yaratmaya çalışan bir kesimin olduğunu ve kutuplaşmanın kısmi oranda sağlandığını gözlemlediklerini aktardı. Benzer linç girişimlerinin süreklilik kazanması ve toplumsal bir kültür haline getirilmeye çalışılmasının kaygı verici bir durum olduğuna dikkat çeken Boğa, benzer saldırılarının yaşanmaması için çözüm önerilerini şöyle sıraladı; " Bir sistem ve zihniyet değişikliğine gereksinim var. Çözüm Türkiye'nin insan hak ve özgürlüklerine dayalı, demokratik bir yönetime kavuşmasıyla mümkün olacaktır. "
KÜRTLERDEN ALIŞVERİŞ YAPILMIYOR
Raporun açıklanmasının ardından soruları yanıtlayan Boğa, incelemeler sırasında görüştükleri pazarcılık yapan ve karpuz satan bir Kürt esnafın olayların ardından kimse alışveriş yapmadığı için mallarının elinde kaldığını ve tepki nedeniyle bu malları dereye döktüğünü anlattığını aktardı. Saldırıya uğrayan bir başka Kürt esnafın olaylardan önce oldukça işlek olan kafesinin olaylardan sonra sabah bir kişinin uğramadığı bir işletmeye dönüştüğünü belirten Boğa, Kürtlerin İnegöl'de adeta tecrit edildiğini belirtti. Boğa, olayların bazı kesimlerin organizesi ile gerçekleşmesinin düşündürücü olduğunu aktarırken, devlet yetkilenirinin konuyu örtbas etme çabalarını ise "AKP hükümetinin referandum sürecinde böyle bir olayın gündeme gelmesini istemiyor. O nedenle olaylar düşündürücü bir şekilde kapatılmaya basite indirgenmeye çalışılıyor. Heyet olarak yaptığımız görüşmede de buna tanık oldu" diye kaydetti.
ESAS PROVOKATÖRLER DIŞARDA
53 kişiden 42 tanesinin serbest bırakıldığına dikkat çekerek sözlerini sürdüren Boğa, “Sadece göstermelik olarak bir kaç genci tutukladılar ancak esas provokatörler serbest bırakıldı. Şimdi ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Buradaki amaç Kürt halkına ülkeyi dar etmektir. Daha dün fındık toplamaya gitmiş Kürt işçileri tehdit edildi. Benzer linç girişimlerin süreklilik kazanması ve toplumsal bir kültür haline getirilmeye çalışılması kaygı verici bir durum. Kuşkusuz ki bu linçlerin sorumluları iktidar sevdasıyla milleti birbirine kışkırtan iktidar ve ana muhalefettir. Biz insan hakları olarak derhal bu söylemlere son verilmesi ve tehlike altında olan Kürt halkını koruyacak önlemler alınmasını istiyoruz'' dedi.


