birgün

8° AÇIK

GÜNCEL 26.03.2020 07:54

İnfaz hukuku önünde herkes eşittir

Hem iç hukukumuz hem de uluslararası sözleşmeler, bu ayırımcılığı mutlaka mahkum edecektir. Doğru olan, yasamanın, kendi iradesi ile hukuka uygun bir düzenleme yapması olacaktır

İnfaz hukuku önünde herkes eşittir

AV. ŞENAL SARIHAN

Uzun zamandır tartışılmakta olan infaz paketi nihayet muhalefet partilerinin görüşüne açıldı. Basından izlediğimiz ve ayrıntılarını da sosyal medyada yayımlanan metinden öğrendiğimize göre, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden yarı yarıya indiriliyor. Ancak terör ve kasten öldürme suçları kapsam dışı bırakılıyor. Böyle bir düzenleme, daha ilk adımda, infaz hukukunun temel ilkelerinin başında gelen eşitlik ilkesinin ihlal edildiği gerçeğini ortaya çıkarıyor. İnfaz hukuku, adil yargılanma sürecinin önemli bir parçasıdır. Yakalama ve gözaltı süreçlerinden başlayarak, tüm soruşturma ve kovuşturma aşamalarında adaletsiz bir biçimde yürüyen yargılama faaliyetinin, tutukluluk ya da hükümlülük aşamasında da hukuka uygun yürümediğini hepimiz biliyoruz.

OLAĞANÜSTÜ YARGILAMA

Cezaevlerinde özellikle siyasi suç savı ile tutulmakta olanların, sıkça yaşam haklarını tehlikeye atarak giriştikleri açlık grevleri bunun bir örneği olarak önümüzde duruyor. Meslekte kırk yılı aşmış bir hukukçu olarak, 12 Mart ve 12 Eylüllerde, özellikle cezaevlerindeki insan hakları ihlallerine karşı aylarca süren açlık grevleri ve bu aşamada ortaya çıkan ölümleri unutmuyorum. Bu süreçlerin ailelerde yarattığı telaş ve üzüntüyü de. Hak aramak için başka olanağı olmayanlar, hak istemlerini bu yolla çığlığa dönüştürmek ve böylece seslerini herkese duyurmak istiyorlar. Cezaevlerinde de olsalar, yaşamlarından yönetenler sorumludur diye düşünüyorlar. Cezaevlerinde hak ihlalleri bitmiyor. Tam da bugünlerde, aralarında avukat, sanatçı, gazetecilerin olduğu ve hiçbir şiddet eylemine karışmamışken, salt sorunlu bir Terörle Mücadele Yasası nedeni ile “terör eylemcisi” olarak nitelenmiş tutuklu ve hükümlülerin açlık grevlerine tanıklık ettik. Yürürlüğe girdiği günden bu yana düşünceyi demir bir kafese hapsettiğini ifade ettiğimiz ve bu nedenle insan hakları hukukçularının yoğun itirazlarına konu olan 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasası, ne yazık ki değiştirilemedi.. Üstelik bu yasa, soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçleri yönünden de “Yasa önünde eşitlik” kuralının aksine olağanüstü yargılama pratiği yarattı.

TERAZİNİN DENGESİ ŞAŞTI

Bugün, önümüzde benzer bir süreç duruyor. Adalet terazisinin dengesini iyice kaçırmış olan AKP ve yakın destekçisi MHP, cezaevlerini boşaltmak için yol arıyor. 300.000 kişinin kapatıldığı ceza infaz kurumlarını, Anayasal bir yöntem olan “genel af” la boşaltmak, geçmiş dönemin hukuksuzluğunu kabul etmek olacağından bu yola gitmek yerine İnfaz Yasası’nda değişikliğe gidiliyor. Özünde bu yasa, önemli bir sorun taşımıyor. Çünkü, diğer tüm Yasalar gibi infaz hukukunun da insan haklarına dayalı bir temele oturtulması için çok emek harcandı. Önemli ölçüde de kazanımlar sağlandı Bu alandaki .BM Minimum Kurallarının yasada yer alması önemli ölçüde başarıldı. Bugün esas sorun, uzun tutukluluk ve ceza miktarlarının çokluğudur. Bu nedenle Türk Ceza Yasası, Ceza Yargılama Usul Yasası ve İnfaz Yasası’nda paralel düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Bu elbette ayrı bir çalışma konusudur.Şu anda görüşmeye açılan düzenleme somutunda ise yapılması gereken, koşullu salıverilme oranının tüm tutuklu ve hükümlüler için eşit olarak düzenlenmesidir. Başta da söylediğimiz gibi infaz hukuku herkese eşit uygulanır. Ayrıca Ceza İnfaz ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanmasına Dair Kanunun “Temel İlkeler” başlıklı 2. maddesi aynen şöyledir.

“Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar, hükümlülerin renk, din, dil, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç ,milli ve sosyal köken,ve siyasi ve diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve ve hiç kimseye ayırım yapılmaksızın uygulanır.”

Bu madde aynen, BM Mahpusların İslahı İçin Asgari Satandart Kurallar’ın “Temel Prensipler” başlıklı 1. Maddesinden alınmıştır. Hukuk önünde eşitlik ilkesinin , kendisi sorunlu olan Terörle Mücadele Yasası kapsamında yargılanan ve hüküm giyenler yönünden ihlali kabul edilemez. Hem iç hukukumuz hem de uluslararası sözleşmeler, bu ayırımcılığı mutlaka mahkum edecektir.Doğru olan, yasamanın, kendi iradesi ile hukuka uygun bir düzenleme yapması olacaktır.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız