İngiliz sendikacı Len McCluskey: Avrupa solu radikal bir çözüm üretmeli

19.08.2019 20:55 DÜNYA
“Avrupa başarısız oldu. Kıta Avrupa’sında kemer sıkma programları uyguluyorlar. Avrupa’daki birçok sol parti de bu programlara boyun eğdi. Bunun sonucunda Avrupalı işçiler aşırı sağa yöneldi. Corbyn radikal bir alternatif sunuyor”.

ALP KADIOĞLU

BirleşikKrallık’ın (BK) 1.2 milyon üyeli en büyük işçi sendikası Unite the Union’ın (Unite) Genel Sekreteri Len McCluskey ile İşçi Partisi’nin politikalarını ve BK’deki istihdam koşullarını konuştuk.

Son gelişmelerden başlayalım. Geçtiğimiz gün İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn, bütün milletvekillerine Boris Johnson’ın Muhafazakâr hükümetini güvensizlik oyuyla düşürme çağrısında bulundu. Kendisinin yönetiminde kurulacak geçici bir hükümetin 31 Ekim’de BK’nin AB’den “sert çıkışını” engelleyebileceğini söyledi. Jo Swinson yönetimindeki Liberal Demokratlar ise bu teklifi reddetti. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi zorlaştı diyebilir miyiz?

Liberal Demokratlar’ın bu kararı kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılaştı. Bu tepki sonucu Swinson, İşçi Partisi’yle görüşeceğini açıkladı. Corbyn’in teklifi oldukça mantıklı ve onurlu bir davranıştı. Aksi halde BK, Johnson liderliğinde 31 Ekim’de AB’yle anlaşmadan çıkacak. BK’nin en büyük sendikası olarak anlaşmasız Brexit’e karşıyız. Bu olasılık BK’deki yatırımların aniden kesilmesine ve istihdam kayıplarına neden olacak.

Liberal Demokratlar, Corbyn’e mesafe koyarak, kendilerini AB’de kalma taraftarlarının partisi olarak mı konumlandırıyorlar?

Aynen öyle. Johnson yönetimindeki Muhafazakâr Parti artık Brexitçilerin partisi haline gelmiş durumda. Liberal Demokratlar ise AB’de kalma taraftarlarının… İki parti de toplumun öbür yarısını görmezden geliyor. İşçi Partisi (İP) ve Corbyn iki kesimi bütünleştirecek bir pozisyon alma çabasında. İP, 2016 referandumunda çıkan sonucu, yani Brexit’i kabulleniyor ama AB’yle anlaşarak çıkışı savunuyor. İP, BK’nin ortak pazar ve gümrük birliğinde kalmasını amaçlıyor. İP, bununla birlikte BK’nin geri kalmış bölgelerine yatırım yapmayı, sıfır saat sözleşmelerini kaldırmayı ve asgari ücreti yükseltmeyi vaat ediyor. İP aynı zamanda göçmen işçi mevzusunu da çözmek istiyor. Açgözlü patronlar ve şirketler Avrupa’dan gelen göçmen işçileri istihdam ederek BK’deki istihdam koşullarını aşındırıyor. İP, iş piyasası düzenlemeleri getirerek bunu engellemek istiyor.

AB’nin ortak pazarı ve gümrük birliğinde kalarak bu düzenlemeleri getirmek mümkün mü?

Kesinlikle. İP’nin planı göçmen işçileri durdurmayı amaçlamıyor. İngiltere’deki iş piyasası standartlarını Almanya ve Fransa seviyesine yükseltmeyi amaçlıyor. BK’de güçlü bir sendikacılık geleneği olmasına rağmen Avrupa’da yasalarla en az korunan sendikalara sahibiz. Margaret Thatcher döneminde çıkan yasalar sendikaların zayıflamasına yol açtı. Tony Blair yönetimindeki İşçi Partisi ise bu yasaları değiştirmedi. Bir milyon Britanyalı işçi sıfır saat sözleşmesiyle çalışıyor. Geçici işçilik revaçta. 2016’da yapılan referandumda %52’nin Brexit’e oy vermesinin sebeplerine bakarsak BK’nin aldığı göç ve bunun ülkedeki istihdam koşullarını aşındırmasının olduğunu görürüz. Özellikle Doğu Avrupa’dan işçi getiren açgözlü patronlar, işçi sınıfı arasında düşmanlık yaratmayı amaçlıyor. Bu da aşırı sağın güçlenmesine neden oluyor. Bu işçileri ırkçı olmakla suçlayıp meselenin temelinde yatan sorunu görmezden w. İP ve sendikalar, göç sorunuyla kötüleşen istihdam koşullarına çözüm bulmazsa aşırı sağın güçlenmesi kaçınılmaz.

Peki bu soruna Avrupa çapında bir çözüm bulmak imkânsız mı? Avrupa solu birleşemez mi?

Avrupa başarısız oldu. Kıta Avrupa’sında kemer sıkma programları uyguluyorlar. Avrupa’daki birçok sol parti de bu programlara boyun eğdi. Bunun sonucunda Avrupalı işçiler aşırı sağa yöneldi. Eğer Avrupa solu radikal bir alternatif sunamazsa, kitleler aşırı sağa yönelir. Corbyn radikal alternatifi benimseyen bütün Avrupalı hareket ve partilerle diyalog halinde.

Boris Johnson baskın seçime gidebilir mi?

Nigel Farage’ın Brexit Partisi faal olduğu sürece seçime gidebileceğini sanmıyorum. 31 Ekim’den önce seçime giderse Brexit Partisi Muhafazakârların oylarından çalar. Johnson ve Farage’ın gizli görüşmeler içinde bulunduğu söylentileri var ama bu birliktelik şimdilik ikisinin de çıkarına değil. Johnson’ın 31 Ekim’de BK’yi anlaşmasız Brexit’e götürüp Brexit Partisi’ni yok etmeyi amaçladığını düşünüyorum. Johnson’ın bir diğer problemi ise Liberal Demokratlar. Bazı muhafazakârların Liberallere geçmesi oldukça mümkün. Johnson’ın bütün bunlar karşısında ne yapacağı belirsiz.

31 Ekim’e yaklaştıkça parlamenterler anlaşmasız Brexit’i engellemeye çalışmazlar mı?

Zannetmiyorum. Muhafazakâr Parti milletvekillerinin çoğu böyle bir şeye yanaşmaz. İşçi Partisi’nden de yanaşmayanlar çıkar. O yüzden Corbyn’in yaptığı güvensizlik oylaması çağrısı oldukça önemli, ancak bu oylamanın başarılı olacağı da kesin değil. Hatta İP milletvekillerinin bir kısmı Brexit yanlısı olduğu için buna oy vermeyebilir. Oylama başarılı olursa Corbyn kısa dönemli bir hükümet kurup AB’yle bir anlaşmaya varacak. Bu anlaşma da halka tekrar sunulacak. İP’nin üzerinde AB’de kalmadan yana tavır alması için büyük bir baskı var. Ancak İP, AB karşıtı bölgelerden de epey milletvekili çıkarıyor. İP üyelerinin çoğu AB’de kalma taraftarı ama İP’nin tabanı olan işçi sınıfında AB karşıtlığı çok yaygın. İP'nin genel seçimleri kazanabilmesi için Corbyn’in bu iki kesimi uzlaştırması gerek.

İlk referandumda halkın neyi oyladığını bilmediğini öne sürüp ikinci bir Brexit referandumu çağrısı yapanlara hak veriyor musunuz?

Şununla yüzleşmemiz lazım. AB'de kalma taraftarları referandumu kaybetti. Bazılarının iddia ettiği gibi Rusların sözde müdahalesiyle de böyle bir sonuç çıkmadı. Örneğin ben sonucu şaşırmadım çünkü sendikamın işçilerle yaptığı görüşmelerde Brexit’in işçi sınıfı arasında oldukça popüler olduğu gözüküyordu. Şimdi de partiler seçmenlere, “ilk seferde neye oy verdiğini anlayamadın o yüzden bir kez daha seçime gidiyoruz” diyemez. Şehirli ve elitist tavırla ikinci referandumu da kazanamazsınız. Tarafların uzlaşmaz tavrı siyasi atmosferi zehirledi ve bir çıkmaza soktu. Brexitçiler daha da katılaşıp anlaşmasız Brexiti savunmaya başladı. Bu çıkmaza ancak Corbyn’in bir çözüm sunabileceğine inanıyorum. Corbyn yumuşak bir çıkışla hem referandumun gereğini yerine getirecek, hem de kalma taraftarlarını memnun edecek.

Geçtiğimiz ay başbakanlıktan ayrılan Theresa May de yumuşak bir çıkışı savunuyordu. Onun ne gibi yanlışları oldu?

Theresa May hükümeti 2 yıl önce kırmızı çizgiler çizerek aptalca bir iş yaptı. Margaret Thatcher’dan beri Muhafazakâr Parti’de (MP) bir kural var. MP başkanları, işçi sendikalarıyla görüşmeyi reddediyor. May, başbakanlığının sonlarına doğru beni aradı ve destek istedi. Ben de ona 2 yıl geç kaldığını söyledim. Eğer göreve geldiğinde bizimle görüşseydi şimdiye kadar uzlaşıp AB'den çıkmıştık. May, başbakanlığa geldiğinde gümrük birliğinden çıkma sözü verdi. Onunla buluştuğum zaman gümrük birliği olmadan yumuşak Brexit’in mümkün olmadığını söyledim. Bana hak verdi ama benimle ve Corbyn’le görüştüğünde oldukça zayıflamıştı ve başbakanlık pozisyonunu koruyamayacağı belliydi. Şu an içinde bulunduğumuz karışıklığı MP yarattı. Eski MPli başbakan David Cameron ülkeyi Brexit referandumuna götürdü. Theresa May de çıkış müzakerelerini bir çıkmaza soktu. Eğer iki sene önce İP seçimi kazanmış olsaydı bu işi çözüp diğer meselelere eğilmiştik.

BK’nin önemli gördüğünüz diğer meseleleri nedir?

Daha önce bahsettiğim zayıf istihdam standartları dışında BK'de bir çok sosyal sorun var. Ciddi bir evsizlik problemi var. Emlak fiyatları ve kiralar birçok şehirde uçmuş durumda. İP’nin vaatlerinden biri bir milyon ev yapmak. Bir başka vaadi yatırım bankası kurmak, geri kalmış bölgelere yatırımı yönlendirmek. Sosyal güvenlik, ve sosyal sağlık sistemlerimiz MP dönemlerinde aşındırıldı. İP, bu sorunların çözümü için projeler geliştirdi.

Bu projeler için gerekli finansman var mı?

Mali konulardan sorumlu İP temsilcisi John McDonnell, 2017’deki parti manifestosunda bu politikaların finansmanını temellendirdi. Muhafazakârlar bize “para nereden gelecek?” diye sormayı çok seviyorlar ama Johnson göreve geldiğinden beri hükümet para saçıyor. McDonnell “İP’nin para ağacı mı var?” diye sorulduğunda “evet, Cayman Adaları’nda para ağacı var; zenginler ve şirketler vergi ödemiyor. Zenginlerin vergi ödemesini sağlayacağım,” demişti.

BK, Cayman Adaları gibi vergi cennetlerinin mevzuatını değiştirirse para kaçmaz mı?

Bu da başka bir tartışma ama işin gerçeği 2008’deki küresel finans krizinden beri BK’ye yatırım grevi var. David Cameron iş çevrelerine yatırım yapmaları ve maaşları yükseltmeleri konusunda çok yalvardı ama başarılı olamadı. Eğer para işçilerin eline geçseydi, para Cayman Adalarında istiflenmez, reel ekonomide harcanırdı.

Tony Blair’e yakın isimlerin Corbyn yönetiminden oldukça rahatsız olduğu biliniyor. Neden?

Blair, yumuşak kemer sıkma politikalarını savunuyordu. Corbyn’in İP’si ise kemer sıkma politikalarını toptan reddetti. Blair yandaşları Corbyn’den nefret ediyor. Corbyn ve partiye antisemitizm suçlamaları yönelterek Corbyn'i yıpratmayı amaçlıyorlar. Blairciler dünün insanları ve yarın için herhangi bir vizyonları ve programları yok.

Antisemitizm suçlamalarının haklılık payı var mı?

İşçi Partisi’nde antisemitizm sorunu var mı? Evet var. Corbyn başa geçtiğinden beri İP’nin yüz binlerce yeni üyesi oldu. Bu üyelerin içinde antisemitler var mı? Var. Partinin bunlardan arınması gerekir. Ancak bu insanlar kesinlikle çoğunluk değil. Corbyn’in İsrail hükümetine yönelttiği eleştiriler de antisemitizmle bir tutuluyor. Halbuki Corbyn’in antisemitizmin tam karşısında bulunduğunu kesin bir dille söyleyebilirim. Ben de hayatım boyunca, gerektiğinde sokakta fiziksel olarak, antisemitizmle ve faşistlerle mücadele ettim. İP'ye yönelik antisemitizm eleştirilerine cevap vermeliyiz çünkü bu haksız eleştirilerin arkasında Corbyn’in başbakan olup daha da güçlenmesinden korkan müesses nizam ve neoliberal güçler var.

İngiliz sendikacıyla OYAK-British Steel meselesini konuştuk

Ordu Yardımlaşma Kurumu’nun (OYAK) kapanmaya yüz tutan İngiliz çelik şirketi British Steel’ı almasını nasıl görüyorsunuz?

BK’de çelik sektörüne olanlar rezil bir durum. Muhafazakârlar demir çelik endüstrisini piyasa güçlerine terk ederek endüstriyi çöküşe mahkum etti. Blair’in İP’si de buna en engel olmadı. BK’de herhangi bir sanayi üretimi gerçekleşecekse çelik sektörünün yaşaması çok önemli. Son gelişmeler pozitif ama hala sorunların olduğunu duyuyorum. Meseleyle ilgilenen meslektaşlarım müzakerelerin oldukça karışık olduğunu söylüyor. Müzakereler nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bildiğim tek şey BK’nin bu sektörü kurtarmak için çaba sarf etmesi gerektiği.