birgün

16° AÇIK

GÜNCEL 17.12.2019 04:00

İngiltere Seçimlerinin-Corbyn’in ardından

İzninizle İngiltere seçimleri (aslında İngiltere yanında İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda’yı içeren Britanya seçimleri) üzerinde son bir defa duralım. Sizleri sıkmama kaygısıyla çıkarımları 10 maddede toplamakta yarar olabilir:

1-Boris Johnson kişiliğinde seçimler tüm dünyada yükselen aşırı milliyetçi, reaksiyoner, faşizmle arasında ince bir çizgi bulunan sağ populizmin zirve noktasını oluşturdu. Tahminim ve temennim durgun küresel ekonomi ortamında bu kabarışın dinmesi; seçmenin yalanlara, çarpıtmalara, yabancıları, azınlıkları umacı gösteren demagojilere daha fazla rağbet etmemesi…

2-Bir anlamda İngiltere’nin Cumhur İttifakı iktidara geldi. Mayıs 2019’da %31.6 oyla ilk sırada yer alan Faşist lider Nigel Farage’ın Brexit partisi Muhafazakarlar`ın elindeki sandalyelere karşı aday çıkarmayarak Boris Johnson’a yol verdi. Farage’nin iktidarın gizli ortağı olduğunu söylemek abartı sayılmamalı.

3-Boris Johnson’un önünde çok zorlu bir Brexit süreci bulunuyor. Tüm teknik ayrıntılar, ekonomik pazarlıklar bir yana; AB üyesi ülkelerin merkez sağ-merkez sol hükümetleri kendi memleketlerindeki popülist alternatiflerin daha fazla güçlenmemesi için Boris’e hiç de hayırhah davranmayacak, burnunun sürtmesi için ellerinden geleni artlarına koymayacaklar.

4-İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn medya, sermaye çevreleri, dinci ve milliyetçi odaklar, hatta kendi partisinin sağ kanadı eliyle yürütülen eşi benzeri görülmemiş bir karalama kampanyasının muhatabı oldu. Yahudi düşmanlığına odaklanan iftiralar genel seçimleri adeta Corbyn’in önünü kesme kampanyasına dönüştürdü.

5-Corbyn’in gerçekten çok heyecan verici, ajitatif bir kişiliği yok. Ancak tüm dünya soluna örnek oluşturacak, 40 yılı aşan hep emekten, ezilenden, haklıdan yana tavır almış; tutarlı, tavizsiz, zikzaksız bir mücadele çizgisinin temsilcisi olarak hatırlanmayı hak ediyor.

6-Corbyn’in seçimi kaybetmesinde, Brexit konusundaki aslında “ilkesel” anlamda doğru, gelgelelim “evet-hayır” ikilemine sıkışmış seçmen nezdinde “stratejik” anlamda hatalı tutumu büyük rol oynadı. “Liberal Demokrat Yeşiller ve Galli Ulusalcılar”ın oluşturduğu “AB’de kalma” blokunun ciddi bir iktidar alternatifi görülmediği bir konjonktürde, Corbyn’in güçlü bir AB yanlısı çıkışı sonucu farklı şekillenebilirdi. Oldu bitti AB’ye sıcak bakmadığı bilinen Corbyn seçimi kaybetme pahasına samimiyeti elden bırakmadı. Bu noktada baş destekçisi John Mc Donnell ile ters düşmeyi bile göze aldı.

7-Corbyn, gölge Maliye Bakanı John Mc Donnell koordinasyonunda tüm dünya sol-sosyalist hareketlerine ufuk açacak bir müktesebat bıraktı. Mülkiyet biçimleri, yeni sanayi politikaları, dijitalleşme gibi konularda yazılan raporlar, düzenlenen sempozyumlar, seçim manifestoları sık sık başvurulacak çok değerli katkıları içeriyor.

8-İşçi Partisi 18-24 yaş arası gençlerin %57’sinin, 25-35 yaş grubunun ise %55’inin oyunu alarak genç kuşakların desteğini kazandı. Parlamento grubunda kadınların sayısı erkekleri geçti. Momentum hareketi özellikle gençler arasında örgütlendi; aktivistler son iki seçimde gerek sosyal medyada, gerekse de kapı kapı dolaşarak sahada büyük deneyim kazandı. Corbyn’in ideolojik çizgisinin takipçisi yeni liderlik bu avantajları kullanarak ciddi bir ivme yakalayabilir.

9-Johnson’ın aşırı milliyetçi, göçmen karşıtı, “Thatcher Devrimi”ni sürdürmeyi vaad eden neoliberal politikaları, özellikle Ulusal Sağlık Sistemi’ni piyasalaştırma hamlesine girişirse büyük tepki toplar. Ilımlı bir çizgi izlemesi halinde ise kendine oy veren reaksiyoner tabandan uzaklaşır. Brexit’e zaten sıcak bakmayan finans, hukuki hizmetler, eğitim, reklam-medya gibi sektörlerin konum yetirmesi, burjuvazinin özellikle Londra kanadının bayrak açmasına yol açabilir. İskoçya’da yeniden referandum talebi başını ağrıtabilir. Tüm söylemi demagojiye, göz boyamaya dayanan Johnson döneminde İngiltere’yi çalkantılı bir dönemin beklediği şimdiden söylenebilir.

10-Küresel iklim krizine karşı Yok Oluş İsyanı hareketi ciddi bir taban sağlamış durumda. 2010’da protestoları zirveye varan gençlik hareketinin de Boris’e tepki temelinde yeniden yükselmesi beklenebilir. Hele Ulusal Sağlık Sistemi’nin Amerikan sağlık zincirlerine açılması sade yurttaşları militanlaştırabilir. Öngörüm önümüzdeki dönem toplumsal muhalefetin sokaklardan yükseleceği, İngiltere’yi hareketli günlerin beklediği yolunda...

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız