Google Play Store
App Store

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Kobani Davasında verilen kararlar için "Kürtler, seçme haklarından mahrum bırakılıyor" derken davanın AİHM kararlarına vurduğu olduğu, demokrasiye geri dönülmesine yönelik umutlara bir darbe daha vurulduğu değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: Haber Merkezi
İnsan Hakları İzleme Örgütü: Kürtler, seçme hakkından mahrum bırakılıyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), başta HDP'nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere Kürt siyasi hareketinin önde gelen isimlerinin ağır hapis cezalarına mahkum edildiği Kobani Davasını inceledi.

Makalede, davanın 'açık şekilde siyasi ve hukuksuz' olduğu vurgulanırken alınan kararların AİHM'e aykırı olduğu da belirtildi.

"ZULÜM KAMPANYASININ SON HAMLESİ"

Makalede, davanın geçmişinden ve sanıklara yöneltilen suçlamalardan da bahsedildi. "Kürt politikacılar haksız toplu yargılamayla mahkum edildi" başlığıyla yayımlanan makalede şu ifadeler yer aldı:

"Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer önde gelen Kürt muhalif siyasetçilerin toplu bir davada mahkum edilmesi, çoğunlukla Kürt seçmenleri seçtikleri temsilcilerden mahrum bırakan, demokratik sürecin altını oyan ve yasal siyasi ifadeyi suç sayan bir zulüm kampanyasının son hamlesidir."

Makalede, Demirtaş ve Yüksekdağ'ın ceza aldığı cezaların, iki ismin tutuklanmasına gerekçe yapılan ve HRW'nin mesnetsiz bulduğu suçlamalarla aynı olduğunun altı çizildi.

"KÜRTLER, SEÇME HAKKINDAN MAHRUM BIRAKILIYOR"

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Avrupa ve Asya Direktörü Hugh Williamson, HDP'nin eski eş genel başkanlarından Selahattin Demirtaş'a 42 yıl, Figen Yüksekdağ'a 30 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi başta olmak üzere açıklanan cezaların "Kürt seçmenleri seçme hakkından mahrum bıraktığını" söyledi:

"Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer önde gelen Kürt muhalif siyasetçilerin toplu bir davada mahkum edilmesi, çoğunlukla Kürt seçmenleri seçtikleri temsilcilerden mahrum bırakan, demokratik sürecin altını oyan ve yasal siyasi ifadeyi suç sayan bir zulüm kampanyasının son hamlesidir."

"DEMOKRASİ UMUTLARINA BİR DARBE DAHA"

Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi Direktörü Ayşe Bingöl Demir, konuyla ilgili şunları söyledi:

"Demirtaş, Yüksekdağ ve Türkiye'nin önde gelen diğer bazı muhalif siyasetçilerinin Kürtlerin haklarını savundukları için uzun hapis cezalarına çarptırılmaları, ülkede insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin olumlu yönde değişmesi yönündeki umutlara bir darbe daha vurmuştur.

Bu son mahkumiyet kararı, devam eden keyfi ve siyasi içerikli tutuklamalarla birlikte, uluslararası insan hakları standartlarını açıkça ihlal etmekte ve AİHM kararlarını hiçe saymaktadır. Uluslararası toplum şimdi kritik bir seçimle karşı karşıyadır: Sessiz kalarak bu baskıcı uygulamalara ortak olma riskini almak ya da bu tür ciddi uluslararası yükümlülük ihlalleri için öngörülen yargılamaları başlatmak da dahil olmak üzere güçlü bir şekilde harekete geçmek."