birgün

20° AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 24.11.2019 11:08

İnsancıl’ın 30 yıllık mücadelesi…

Berrin Taş, İnsancıl’ın gerçekçilikten kaçış döneminde yayımlanmaya başladığına dikkat çekerek, “O günden bugüne görüşlerinden milim sapmadan yolunda yürümüştür. Kültür sanat alanında her zaman doğru bildiğini söyleyen bir tutum sergilemiştir,” diyor

İnsancıl’ın 30 yıllık mücadelesi…

KADİR İNCESU

Aylık kültür ve sanat dergisi İnsancıl’ın ilk sayısı Kasım 1990’da yayınlandı. Bugüne kadar da ara vermeden yayınını sürdürdü. 30’uncu yılını kutlayan İnsancıl için 14 Kasım Perşembe 19.30’da TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nde (Karaköy) yazarlarının ve okurlarının katılacağı bir kutlama düzenlendi. Berrin Taş ile 352’nci sayısı “kuşatmaya karşı 30’uncu yılımızdayız” kapağıyla yayımlanan İnsancıl’ı konuştuk.

352 sayıdır yayınlanan İnsancıl’ın serüveni nasıl başladı?
Varlık dergisine Kemal Özere şiirlerimi götürmüştüm. Cengiz Gündoğdu’yla da orada tanıştım. Gençlerle ilgileniyordu. Hareketli, canlı bir ortam vardı. Kısa bir süre sonra oradan ayrılacaklarını öğrendim. Oradaki ortamın bozulmasına üzüldüm. Bu arada dergi çıkarma konuşmaları da kulağıma geliyordu. Bu beni heyecanlandırdı. Cengiz Gündoğdu’nun düşüncelerini söyleyebilmesini istedim. Ben de o ortam içinde kendimi var edebileceğimi görmüştüm. İnsancıl, uzun toplantılar sonucunda Kasım 1990’da yayımlanmaya başladı.

Ad konusunda iki öneri gelmişti. Biri İnsancıl, biri Güncel. Güncel, bir haber adı gibi duruyordu. İnsancıl adı için de İnsancıl, insan yemek anlamına gelir diyenler olmuştu. Biz insan için yola çıkmıştık. İnsancıl adı amaçlarımıza uygundu.

Amacınız neydi? İnsancıl’ın manifestosu nedir?
12 Eylül’ün etkisiyle gerçekçilikten kaçışın başladığı bir dönemde İnsancıl, insani gerçekçi çizgiyi geliştirmek ve korumak amacıyla yola çıktı. Dört ana başlık İnsancıl’ın belirleyeni oldu.
-Gerçekçilik korunacak
-Felsefeye ilgi uyandırmak ve felsefeden sanata doğru gelişen bir edebiyat oluşturmak
-Okur-yazar bütünleşmesi
-Estetik bilinç oluşturma mücadelesi…

Aradan geçen bunca yılda atölye ve seminerleriniz de çok ilgi gördü. Ne tür çalışmalar yaptınız?
Felsefe, estetik, şiir, roman, öykü, tiyatro, hayat dersleri...
Burada önemli olan şu: Öğrenme sürekliliğini korumak istedik. Ben oldum bittim, öğrendim artık tamam demenin kişilerin kendini geliştirmesine katkı sağlamayacağını anlattı Cengiz Gündoğdu.

Bu çalışmaların etkisi ne oldu?
İnsancıl atölyesinden çok insan geldi geçti. Felsefeye yönelenler oldu. Şiir, öykü, deneme yazanlar kitaplarını çıkardılar. Romanlar üzerine yazılar yazdılar. Bir roman nasıl okunur uygulamalı öğrendiler. Bir şiir nasıl yazılır, nasıl okunur onu da öğrendiler…

Çalışmalara katılan, kendisini geliştiren isimlerin ürünlerini dergide yayımladınız. Teknik anlamda da destek oldunuz. Kimler var İnsancıl çatısı altında yetişip de kitapları yayımlanan?
İnsancıl çatısı altında yetişenlerin adlarını saymak bana doğru görünmüyor. Birini yazarım öbürünü unuturum hoş olmaz. Ayrıca yaşam deneylerim bana şunu gösterdi: Kişiler kendini İnsancıl’la bağlamak istemeyebilir. Bir nokta bu. Öbürü şu: Bu biraz da bu insanları biz yetiştirdik diye övünmek anlamına gelebilir. Bu da sevimli bir durum değil benim için.

Bu süreçte İnsancıl’ın okurlara etkisi ne oldu?
İnsancıl’ın okurlara etkisi dik durabilmenin, kendini sürekli geliştirebilmenin önemini anlatabilmesidir.

İnsancıl’ın geldiği yeri nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnsancıl gerçekçilikten kaçış döneminde yayımlanmaya başlamıştı. O günden bugüne görüşlerinden milim sapmadan yolunda yürümüştür. Kültür sanat alanında her zaman doğru bildiğini söyleyen bir tutum sergilemiştir. Buna karşın Türkiye’de okur sayısını artırabilseydik İnsancıl’ın okunurluğu da o oranda artacaktı. Bu anlamda İnsancıl’ın etki alanının sınırlı kaldığını söylemeliyim. Yazarların bile okuduğundan kuşkuluyum.

Kasım 2019 tarihli 352’nci sayının kapağında “kuşatmaya karşı” ifadesi dikkat çekiyor. İnsancıl nasıl bir kuşatma yaşadı, yaşıyor?
Kuşatma İnsancıl’ın gerçekçilikte ısrar etmesinden kaynaklanıyor. Cengiz Gündoğdu’nun Sanatta Star Sistemi kavramıyla edebiyatımıza getirdiği açılım, sanatın metalaşmasına karşı duruştur. Bu anlamda İnsancıl’ın duruşu pazar piyasasının hoşuna gitmez. İnsancıl’ı yok saymak isterler. Görmezden gelirler. Kitaplarımızı görmek istemezler.

Kendi kişisel tarihinizle İnsancıl’ın tarihi arasında kurduğunuz benzerlikler var mı?
Benzerlik mi bilmem ama benim için İnsancıl’ı yaşatma kavgasıyla varoluşumun ardına düşmem iç içe geçmiş bir süreçtir. İkisini bir arada götürmeye çalıştım. Bir yandan kendimi geliştirmeye çalıştım, öbür yandan İnsancıl’ı yaşatmak için didinip durdum. 30 yıl benim için zorlu bir süreçti. Dik durabilmeyi başardım.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız