birgün

17° AÇIK

BİRGÜN PAZAR 13.09.2020 11:30

İnsanını, ülkesini seven bir yönetmen

İnsanını, ülkesini seven bir yönetmen

Jiří Menzel, ismi birden aşina gelmese de bildik bir yönetmen. 16. Uluslararası Film Festivali’nde Uluslararası Yarışma Jürisi’nin başkanıydı. O yıl Ustalara Saygı bölümünde altı çok iyi filmi de festival takipçilerine sunuldu. Bunlardan 1966 yapımı “Sıkı Denetlenen Trenler/Ostre Sledované Vlaky/Closely Watched Trains”, 1968’de Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ını almıştı. “Benim Küçük Tatlı Köyüm/Vesnicko, Ma Strediskova/My Sweet Little Village” ise 1986’de aynı dalda Oscar adayı oldu. Bu iki filmin dahil olduğu bir başka retrospektif de Gezici Festival’de gösterildi. Programda, Menzel’in FAMU’dan mezuniyet çalışması olan 1962 yapımı kısa filmi “Bay Foerster Öldü/Umrel Nam Pan Foerster” de vardı. Gezici Festival yönetmenle sitelerinde şöyle vedalaşmış: “5. Gezici Festival'de toplu gösterimini yapmıştık. Yıllar boyunca toplu gösterimlerimizin konuğu oldu usta Jiri Menzel. Çok üzgünüz...”

Sinemada yönetmen ve senaristti. Tiyatroda da pek çok oyun sahnelemişti. Ve 80 civarında filmde aktör olarak yer almıştı. Akademi ödüllü “Sıkı Denetlenen Trenler”de onu Dr. Brabec olarak izledik. Ancak jenerikte adı yoktu. Kendi filmlerinde ve çeşitli yönetmenlerin filmlerinde oynayan Menzel; Zürih, Prag, Basel, Paris ve Bochum gibi kentlerin tiyatrolarında da oyunculuk yaptı, oyunlar sahneye koydu. Sinemada son kez 2018’de Martin Sulik’in “The Interpreter”ında oynadı.

Biz Çek Yeni Dalgası’nın çoğu yönetmenini vaktiyle Sinematek’te izlediğimiz filmler sayesinde keşfetmiştik. Sungu Çapan adlarını Miloš Forman (Maça Ası, Bir Sarışının Aşkları), Věra Chytilová (Papatyalar), Jan Němec (Gecenin Elmasları), Ján Kadár -Elmar Klos (Ana Caddedeki Dükkân), Jaromil Jireš (İlk Çığlık), 2020 Ocak’ında 86 yaşında ölen Ivan Passer (Loş Işıklandırma) diye sıralamış. Çek Yeni Dalgası en fazla Miloš Forman filmi “Lásky jedné plavovlásky/“Loves of a Blonde/Bir Sarışının Aşkları” ve Menzel’in “Sıkı Denetlenen Trenler”i gibi” iğneleyici ama dokunaklı filmlerle tanınırdı. 1960’ların ortalarında Çekoslovakya’da siyasi iklim yumuşayınca Jireš, Passer, Němec ve akımın tek kadın yönetmeni Věra Chytilová‘nın da filmleri ortaya çıktı. Sonuncusunun 1966 yapımı “Daisies/Papatyalar”ı unutulmaz bir filmdir. Aynı zamanda oynatılamaz bir film de olsa gerek. Çünkü “işçilerin hayatını zehirlediği” iddiasıyla ve Nemec’in Kafkavari “Report on the Party and Guests/Parti ve Konuklar hakkında Rapor” ile birlikte yasaklanmıştı. Her iki film, 1968’deki Prag Baharı’nda gene ortaya çıktı.

Menzel’i İstanbul’daki jüri başkanlığı sırasında tanımıştık. Uluslararası Jüri üyesi olarak gittiğim Torino Film Festivali’nde Çek Yeni Dalgası yönetmenlerinin bir paneli olacağını duyunca çok sevinmiştim. Başkan Věra Chytilová’ydı. Hep olduğu gibi duruma hâkimdi. Arada bir arkadaşlarını azarlıyordu da. Forman ile Menzel ise yoktu. Panel başkanımız durumu şöyle açıkladı: “Jiří’yi çağırdık. Ama ne yazık ki bir film üzerinde çalışıyormuş, bırakıp gelemedi. Bize sevgilerini yolladı. Milos ise cevap bile vermedi. Demek ki kendine başka yol seçmiş.” Doğrusu, geçen yıllarla birlikte gücünden hiçbir şey yitirmemiş Çek Yeni Dalgası’nın eksik üyelerini de orada görmek isterdik. Hiç değilse, ülkesi dışında da başarıya ulaşmış, hatta iki En İyi Yönetmen Oscar’ı almış (1976’de “Guguk Kuşu/One Flew Over the Cuckoo’s Nest” ve 1985’te “Amadeus”) Miloš Forman arkadaşlarına başarılar dileyip bir mazeret olsun sunsaydı… Ama Jiri öyle değildi. Jiri Menzel, eski arkadaşlarına mazeretini beyan etmiş, özürünü dilemişti. Eminim onlarla birlikte olmaktan memnuniyet duyardı.

Öte yandan, festivalde hiç beklemediğimiz bir sürpriz, sinemaya aşkla bağlı büyük bir yönetmenle, Jonas Mekas’la tanışma fırsatı bulmamızdı. Siyah-beyaz fotoğraflarıyla bezeli kartlar satıyordu. Saygımızı sunup hemen bir tane satın aldık. Menzel’in kendisini ya da retrospektifini görmeyi ise başka bir festivale erteledik. Nasip değilmiş.

Jiří Menzel 1938’de Prag’da doğdu. 1958-1962 yılları arasında bu şehirdeki Film ve Televizyon Fakültesi FAMU’da yönetmenlik öğrenimi gördü. Bu dönemde FAMU’dan mezun olan yönetmenler daha sonra “Çek Sineması Yeni Dalgası”nı oluşturacaklardı. Çek yazar Bohumil Hrabal’ın hepsine, hele Menzel’e çok güvenilir bir kaynak oluşturacak hikâyelerinden filmler yaptılar önce. Beş genç FAMU’cunun onun hikâyelerinden uyarlanmış filmleri “Derinlikteki İnciler”de (1965) Menzel, “Bay Baltazar’ın Ölümü” adlı bölümü yönetti. Sonradan ona Akademi ödülü getiren “Sıkı Denetlenen Trenler” de bir Bohumil Hrabal romanı uyarlamasıydı. Yönetmen henüz 28 yaşındaydı. Hrabal’la birlikte çalışmaya devam etti ama Vladislav Vančura’dan da uyarlamalar yapmıştır.

Onun vaktiyle Türkçeye çevrilip “e Yayınları”ndan çıkan kısa romanından sinemaya uyarladığı filmde Menzel 2. Dünya Savaşı yıllarında Nazi çizmesi altındaki ülkesini anlatır. Alman işgalinin sona erme dönemidir ama baskı ve mezalim devam eder. Pop şarkıcı Václav Neckár’ın oynadığı ana karakter naif ve sempatik genç asker Milos Hrma’dır. Hem ailesinin onurunu koruma çabasındadır, hem de erkekliğini kanıtlamaya çalışır. Dönemin karanlığına rağmen Hrabal ile Menzel’in hümanist ve iyimser yaklaşımları trajediyi dengeler. Menzel, “İyi komedi ciddi şeyler hakkında olmalı”, derdi. “Ciddi şeyleri çok ciddi bir edayla ele alırsanız gülünç olursunuz.” Bu filminde baş düşman Naziler olduğu için sansürden uzak kalan yönetdmen, 1969 yapımı “Teldeki Tarlakuşları” ile Çek yönetimini eleştirince hemen karşılığını gördü. Filmi yasaklandı, ama yıllar sonra, Václav Havel döneminde gösterime girdi, Berlin’de büyük ödülü kazandı. Menzel 2013’te Toronto’da da bir Yaşam Boyu Başarı ödülü aldı.

“Benim Küçük Tatlı Köyüm” ise, Çekoslavakya tarihinin en büyük gişe başarılarından birini elde etti. “I Served the King of England/Obsluhoval jsem anglického krále” (2006) de çok beğenilen bir başka filmi oldu. “Sıkı Denetlenen Trenler”den kırk yıl sonra gene bir Bohumir Hrabal uyarlaması, ve gene savaş ile savaş sonrasının Çekoslovakya’sını anlatan bir hikâye. Kahramanı Jan, o filmin kahramanı Milos’a ve bize benzer. “Aynı karakter,” diyor Menzel. “Bu sefer aşk değil, servet arıyor, önce masum görünen şimdi daha karmaşık olmuş. Tıpkı bizlerin hikâyeleri gibi. Kimse kusursuz değildir.”

Aslında Çekler’in Jiří Menzel’i çok sevmesinin bir nedeni kusurlarına rağmen yönetmenin sevgiyle yaklaştığı karakterlerinin tandık hikâyeleriyse, bir diğeri de Yeni Dalga arkadaşları Hollywood’a ya da diğer Avrupa ülkelerine giderken, Menzel’in sonuna kadar kendi ülkesinde kalmayı ve sansürle kendince mücadele etmesini bilmiş olmasıdır. Bu yılki 31. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde gene onun bir filmini izledik. Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’nın oluşturduğu tarihî ‘Vişegrad Dörtlüsü’ birliğinden yola çıkarak hazırlanan klasik komedi filmleri seçkisine o da Kardelen Festivali (Slavnosti snezenek, 1984) ile katıldı. Kim bilir, seneye de filmlerini festivallerin “Anısına” bölümlerinde izleriz belki.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız