DEM Parti’nin Hakkari’ye kayyum atanmasının ardından başlattığı “Demokrasi Yürüyüşü” 13 Haziran’da mitingle son bulacak. Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “İrademizi iktidara teslim etmeyelim” dedi.

"İrademizi teslim alamayacaklar"
Kayyum atamasına karşı siyasiler ve Hakkari halkı Şemdinli’den Hakkari’ye yürüyüş başlattı. (Fotoğraf: MA)

Haber Merkezi

DEM Partili Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasına karşı birçok ilde nöbet eylemleri sürerken 13 Haziran’da ‘Belediyeler halkındır gaspa izin vermeyeceğiz’ sloganıyla Hakkari’de miting düzenlenecek. Miting öncesi dün Şemdinli ilçesinde ‘Demokrasi Yürüyüşü’ başladı. DEM Parti binası önündeki açıklamaya milletvekillerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. “Kayyuma geçit yok!” ve “Em rê nadin Qeyûman” yazılı önlükler giyen yürüyüşçüler, açıklama sonrası 3 gün devam edecek ve Hakkari merkezde son bulacak yürüyüşlerine başladı.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Doğan, kayyuma karşı miting düzenleyeceklerini hatırlattı. Doğan, kayyum atanan Hakkari Belediyesi’ne ilişkin "aday göstermesinler" diyenlere "Yıllardır söylüyoruz, kayyum uygulamasıyla ilk kez karşılaşmıyoruz. Bu 3. dönemdir uygulanıyor ve vazgeçilmiyor. Aday olabilirsin ama belediye başkanlığı yapamazsın deniliyor. Güce göre, iktidara göre pozisyon alan bir yargı tanımlaması çıkıyor karşımıza. Yargı sadece siyasallaşmıyor, yargı artık tek bir siyasi parti lehine kararlar alıyor’’ yanıtını verdi.

Yerine kayyum atanan ve tutuklanan DEM Partili Eş Başkan Mehmet Sıddık Akış hakkında açılan duruşmaya ilişkin; dava sürecinin 31 Mart seçimlerinin ardından hızlandırıldığı ve seçimlerden 13 gün sonra davanın görülmesine vurgu yaparak eleştirdi.

Doğan’ın konuşmasındaki satır başları şöyle:

‘‘Günlerdir Hakkarililer iradelerine sahip çıkmak için nöbet tutuyorlar. Belediyenin önü atanmış vali dolayısıyla asker-polis ablukasında. Şayet Hakkari halkı kayyum ile yönetilmek istenseydi atanmış kayyumu halktan koruma girişiminde bulunma ihtiyacı duyulmazdı. Eğer belediyeler gerçekten halkınsa siz onları ait oldukları yerlerden korumak için askere ihtiyaç duyuyorsanız demek ki oradaki insanlar oy kullandıkları seçmen için bedel ödemek durumunda kaldıkları insanlar tarafından yönetilmek isteniyor.

Bunun bir başlangıçtan çok kayyum rejimi için bir sonun başlangıcı olmalı. Bu bir siyasi darbe değildir demeyelim de ne diyelim. Demokrasiye yönelik, hukuka, adalete yönelik açık bir darbedir. Kayyum kötülüktür, yok saymadır. Kayyum rejiminin son çırpınışlarına dur demek için tüm yurttaşlara DEM Parti olarak birlikte ses çıkartma, itiraz etme çağırıyoruz.

MİTİNG ÇAĞRISI

Sıddık Akış’ın tek suçu Kürt bir seçilmiş olmak. Hakkari son olmalı, atanan kayyum derhal asıl sahibine iade edilmeli. Hakkari halkının iradesine el vermeliyiz. O nedenle biz DEM Parti olarak adalet ve iradeye saygı nöbetlerini sürdürüyoruz. 13 Haziran’da Hakkari’de buluşuyoruz. Kendini sorumlu hisseden bütün yurttaşları saat 15’te Hakkari merkezde yapılacak büyük mitinge çağırıyoruz. Kürtlerin ağırlıklı, çoğunlukla olarak yaşadığı kentlere uygulanan bu kayyuma hep birlikte hayır demezsek yarın ne malum İstanbul’a atanmayacağı. Yetkilileri ikisine de saygı duymaya çağırıyoruz. Biliyoruz ki kayyum rejimi iflas etti. Biliyoruz ki bunlar son çırpınışlar.’’

MERSİN BULUŞMASI

Doğan ayrıca, 14 Haziran tarihinde de Mersin’de Akdeniz Belediyesi’nin önünde de bir buluşma gerçekleştireceklerini açıkladı ve şöyle devam etti:

‘‘Eğer biz bu gerçeği görmez bize sunulan yalanları gerçek gibi kabul etmeyi tercih edersek iktidarın çizmek isteği tırnak içinde makul olarak belirlediği sınırlarda muhalefet yapmayı tercih edersek o zaman ne olur biliyor musunuz, bakın Türkiye 3 Haziran’dan bu yana yalnızca kayyım konuşuyor peki bu arada neler oluyor? Mesela 9’uncu Yargı Paketi’nde Türkiye’yi neler bekliyor, mesela uygulanmayan 6284 nasıl bir tehlikeye atılabilir o yargı paketiyle mesela etki ajanlığı nedir, bu arada geçen ve onaylanan müfredat nelere getirir neler götürür. İşte tüm bunlar bu tür gündemlerin gölgesinde kalsın yalanlar gerçek gibi dolaşımda kalsın diye kayyım rejimi gibi gündemlerle hepimiz oyalamaya, meşgul etmeye ve hayatımızdan çalınanın muhasebesini yapamayacak hale getirilmeye çalışılıyoruz. Buna hayır demek için bu sorunu başka türlü adlandırmamak, başka türlü tanımlamamak için hep birlikte itiraz etmeliyiz.’’