Google Play Store
App Store

ABD’nin dayattığı mezhepçi güç paylaşımı sistemi Irak’ı bir kez daha krize sürüklüyor. Safları sıkılaştırmak isteyen Şiilerin başbakanlığa İran’a yakın Nuri el Maliki’yi aday göstermesine karşı ABD harekete geçti. Krizin üstüne Kürtlerin cumhurbaşkanlığı için rekabeti eklendi.

Irak’ta kriz üstüne kriz
KDP lideri Mesud Barzani, Şii heyetle görüşmesinde "Cumhurbaşkanlığı için sabit bir seçim mekanizması gerek" dedi. (Fotoğraf: Rudaw)

Dış Haberler

Emperyalist dizaynla birlikte Ortadoğu’da gerilim tırmanırken ABD’nin işgal sonrası dayattığı güç paylaşımına dayalı sistem, Irak’ta kriz üstüne kriz yaratmaya devam ediyor. Suriye ve İran’da yaşanan gelişmelerin ardından tüm gözler, Şiilerin sertlik yanlısı Maliki’yi başbakan adayı gösterdiği Irak’a çevrildi.

Şii grupların Nuri el Maliki’yi başbakanlığa aday göstermesi sonrasında ABD ile yaşanan gerilim devam ederken, Irak’ta cumhurbaşkanlığı seçimi de krize dönüşmüş durumda. ABD ile İran arasındaki gerginlik ve Suriye’deki gelişmeler, Şii nüfusun çoğunlukta olduğu ve Şii partilerin güçlü olduğu Irak’ta hükümet kurma sürecine de yansıdı.

Maliki’nin yıllar sonra siyaset sahnesine dönüşü, Ortadoğu’yu yeniden dizayn ederken İran’ın “Direniş Ekseni” gibi bölgedeki devlet dışı aktörleri ortadan kaldırmayı ve kendi çıkarlarıyla uyumlu Sünni yönetimler kurmayı amaçlayan ABD’yi alarma geçirdi.

Kasım 2025’teki seçimleri, görevdeki Başbakan Şiya es Sudani’nin liderliğindeki İmar ve Kalkınma Koalisyonu birinci sırada tamamladı. Sudani’nin görevden çekilme kararının ardından Koordinasyon Çerçevesi “siyasi ve idari tecrübesi” nedeniyle Maliki’yi aday göstermişti.

MEZHEP TEMELLİ SİSTEM

Irak’ta 2003 sonrası kurulan siyasi sistem gereği başbakan Şii, meclis başkanı Sünni ve cumhurbaşkanı Kürtlerden seçiliyor. Mezhep kimliğini siyasetin merkezine koyan bu sistem, 2005 Anayasası ile kurumsallaştı. Daha sonra kalıcı hale gelen sistem, bölünmeleri derinleştirirken partileri mezhepsel tabana hapsetti, yolsuzluk ve adam kayırmacılığı artırdı, devletin etkinliğini düşürdü.

Daha önce Irak’taki ABD işgaline karşı direnç gösteren Şii ve Sünni milis gruplar, 2006- 2008 yılları arasında bu kez birbirleri ile çatışma içerisine girdi. Ülkede büyük bir güç boşluğu ortaya çıkaran bu süreç, özellikle Irak el Kaidesi başta olmak üzere selefi cihatçı örgütlere alan açtı.

İÇ SAVAŞ VE IŞİD

Washington’ın desteğiyle 2006’da başbakanlık koltuğuna oturan Maliki, Dava Partisi’nin İran’la tarihsel bağları nedeniyle de Tahran için uygun bir adaydı. Başlangıçta uzlaşı adayı olarak ortaya çıkan Maliki, özellikle 2010-2014 arasındaki ikinci döneminde mezhepçi ayrışmayı derinleştiren ve giderek otoriterleşen hamleleri, Sünni bölgelerde hoşnutsuzluk yarattı. Bu da bölgede “kurtarıcı” rolü üstlenen IŞİD’in güçlenmesine neden oldu.

Maliki, gücünün zirvesinde olduğu 2014’te Suriye’nin Rakka vilayetinde hilafet ilan eden IŞİD’in Irak’ın geniş kesimlerini ele geçirmesinin ardından görevinden ayrıldı. Ancak Dava Partisi’ni de içeren Hukuk Devleti Koalisyonu’nun lideri olarak etkili bir siyasi aktör olmayı sürdürdü ve İran’a yakın gruplarla ilişkilerini korudu.

ABD’DEN TEHDİTLER

ABD Başkanı Donald Trump, Maliki’nin yeniden göreve seçilmesi halinde ABD’nin askeri ve ekonomik desteğini kesmekle tehdit etmişti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise “İran tarafından kontrol edilen bir hükümet, Irak’ın kendi çıkarlarını önceliklendiremez, ülkeyi bölgesel çatışmalardan uzak tutamaz ve ABD–Irak arasında karşılıklı çıkara dayalı ortaklığı ilerletemez” demişti.

Sudani, ABD ile uyumlu bir ilişki sürdürmüş ve İran bağlantılı Şii milisleri kontrol altında tutmaya çalışmıştı. SELEFİ GRUPLAR ETKEN DW’ye konuşan Chatham House’dan Renad Mansour’a göre, Suriye’de tutuklu bulunan binlerce IŞİD’linin Irak’a nakledilmesi gündemdeyken güvenlik kaygıları Maliki’yi yeniden “tecrübeli bir isim” olarak öne çıkardı. Suriye’de toplamda yaklaşık 7 bin IŞİD tutuklusundan şimdiye kadar 450’sinin Irak’a nakledildiği duyurulmuştu.

COLANİ’YE CİHATÇI DEMİŞTİ

Maliki’nin Suriye’de HTŞ yönetiminin geçici Cumhurbaşkanı Muhammed Colani’ye (Ahmed Şara) yönelik tutumu da Washington’da rahatsızlık yaratmış durumda. Maliki, Ortadoğu’da İsrail ile uyumlu Sünni yönetimleri destekleyen Washington’un yeni “şampiyonu” Şara için “cihatçı terörist” demiş, Irak’ta terör suçlarından arandığını söylemişti. İsrail’in saldırılarla ülkenin altyapısını yok ettiğini anımsatan Maliki, Suriye’nin egemenliğini kaybederek Türkiye ve İsrail’in nüfuzu altına girdiğini vurgulamıştı.

CUMHURBAŞKANLIĞI KRİZİ

Barzanilerin Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Talabanilerin Kürdistan Yurtsever Birliği’nin (KYB), cumhurbaşkanlığı makamı konusunda kendi aralarında anlaşmaya varamaması, krizi daha da karmaşık hale getirdi. Irak Meclisi’nde cumhurbaşkanı seçimi için yapılması beklenen oturum ikinci kez ertelendi. Oturum, 27 Ocak’ta da yeterli milletvekili sayısına ulaşılamaması nedeniyle yapılamamıştı.

Maliki’nin veya başka bir adayın başbakanlık için görevlendirilmesi ise, öncelikle Cumhurbaşkanı seçimine bağlı. Cumhurbaşkanının seçilememesinin bir diğer önemli nedeni Kürt gruplar arasında bir fikir birliğinin sağlanamaması olduğu belirtiliyor. Irak’ın ilk cumhurbaşkanı, 2005’te seçilen KDP’nin lideri Celal Talabani olmuştu. O zamandan bu yana cumhurbaşkanları KDP’den seçildi.

KÜRT PARTİLERİN REKABETİ

Şii Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir heyet, hükümet kurma süreci ve Cumhurbaşkanlığı adayı konusunu görüşmek üzere Erbil’e gitti. Heyetin, Kürt tarafları ortak bir aday üzerinde uzlaştırmayı hedeflediği belirtildi. Mevcut Başbakan Şiya es Sudani’nin başkanlık yaptığı heyette Bedir Örgütü lideri Hadi Emiri ve Esad İttifakı lideri Muhsin Mendelavi gibi Şii blokun önde gelen isimlerin yer aldığı heyet, Erbil’de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani ile bir araya geldi. Heyetin, daha sonra Süleymaniye’de KYB Başkanı Bafıl Talabani ile görüşeceği kaydedildi.

∗∗∗

SURİYE’DEN SONRA IRAK’IN DA VALİSİ

ABD’nin İran etkisini sınırlandırma çabaları kapsamında Irak dosyasını da “Suriye Valisi” Tom Barrack’a devrettiği aktarıldı. Reuters’ın haberine göre Trump tarafından Ekim 2025’te Irak Özel Temsilcisi olarak atanan Irak asıllı Mark Savaya’nın görevden alınırken bunun arkasında “İran nüfuzu” ve “Maliki’nin dönüşüne engel olamamasının” olduğu belirtildi. Barrack, Maliki’nin adaylığının duyurulmasının ardından “Irak’ta ABD ile uyumlubir hükümet kurulması gerektiğini” belirterek bunun “bölgesel istikrar ve refahın anahtarı olduğunu” söylemişti.

Tom Barrack

YENİ SYKES-PICOT İSTEMİYORUZ

Öte yandan Barrack, Batı’nın son yüz yılda Ortadoğu’da denediği rejim değişikliği modellerinin başarısız olduğunu belirterek, “Eski haritalar dönemi kapandı, artık bölge kendi haline bırakılmalı” dedi. Batı’nın Sykes-Picot’tan Balfour Deklarasyonu’na kadar uzanan müdahalelerinin bölgeye sadece felaket getirdiğini savunan Barrack, “Asla bir arada olmaması gereken aşiretlerin ve bölgelerin etrafına sınırlar çizdik” dedi. Barrack, Mısır, Tunus ve Yemen gibi Irak’ta da dışarıdan dayatılan “federalizm veya merkeziyetçilik” modellerinin aşiretçi ve çok bileşenli toplumsal yapıya uymadığını savundu. Türkiye’yi bölgenin “merkez parçası” olarak nitelendiren Barrack, Türkiye ve İsrail’in “bir noktada anlaşmaya varacağını” söyledi.