İran masası kuruluyor
ABD ile İran, masaya oturmaya hazırlanırken görüşmeler, Tahran’ın talebi üzerine İstanbul’dan Umman’a taşındı. Irak’ta ise Maliki, ABD tehditlerine rağmen başbakanlık adaylığından çekilmeyeceğini söyledi. Iraklı gazeteci Ahmed, “Irak, İran’ın ön bahçesi olmayı sürdürüyor” dedi.

Dış Haberler
ABD’nin Irak ve İran’ı hedef alan tehditleri Ortadoğu’da gerilimi tırmandırırken Washington ve Tahran müzakere masasına oturmaya hazırlanıyor. ABD ile İran arasında görüşmelerin cuma günü Umman’da yapılacağı öne sürüldü. Irak’ta ise Şii partilerin başbakanlık adayı Nuri el Maliki ise ABD’nin tehditlerine rağmen geri adım atmayacağını açıkladı.
ABD ile İran arasında İstanbul’da yapılacağı öne sürülen görüşmelerin, İran’ın talebi üzerine Umman’a taşındığı iddia edildi. Axios haber platformunun haberine göre İran’ın, ABD ile yürütülecek müzakerelerin formatında ve mekânında değişiklik talep ettiği aktarıldı.
FORMAT VE YER DEĞİŞİKLİĞİ
“İstanbul’daki görüşmelere birçok Arap ve Müslüman ülkenin gözlemci olarak katılmasının planlandığına” işaret edilen haberde, İran’ın ise müzakerelerin yalnızca ABD ile ikili formatta yürütülmesini istediği iddia edildi.
Haberde, Tahran yönetiminin söz konusu talebinin nedeninin, “görüşmeleri yalnızca nükleer konularla sınırlandırmak istemesi ve bölgedeki diğer ülkeler için öncelik taşıyan füze programı ile vekil gruplar gibi başlıkları gündeme getirmekten kaçınması” olduğu ifade edildi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile olası bir nükleer anlaşmayı görüşmek üzere 6 Şubat’ta Türkiye’de bir araya geleceği iddia edilmişti.
Witkoff ise İran’la yapılacak görüşmeler öncesi İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve üst düzey güvenlik yetkilileri ile bir araya geldi.
İSRAİL’DEN 4 TALEP
İsrail basınına göre Netanyahu, Witkoff’tan İran’la yapacağı görüşmede Tahran yönetiminden “yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu başka bir ülkeye devretmesini, nükleer programına son vermesini, balistik füze üretimini ve Orta Doğu’daki vekil güçlerine finansman ve yardımları durdurmasını şart koşmasını” istedi.
İsrail’in resmi yayın kuruluşu KAN televizyonunun haberine göre ise İsrail, olası bir ABD saldırısının ardından İran’ın misilleme yapması durumunda İsrail’in İran’a karşı müdahale edebilmesi için ABD’den “operasyonel özgürlük” güvencesi istedi.
MALİKİ: ÇEKİLMEYECEĞİM
ABD ile İran arasındaki nüfuz mücadelesine sahne olan Irak’ta ise yeni hükümete ilişkin gerilim tırmanıyor.
Irak’ta çoğunluğu oluşturan Şii partilerin başbakan adayı Nuri el Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’nin adayı olmayı “sonuna kadar sürdüreceğini” söyledi. Adaylıktan çekilmesine yönelik kararın sadece Koordinasyon Çerçvesi’ne ait olduğunu vurgulayan Maliki, “Şu an bu saldırı ortamında geri adım atmak Irak’ın egemenliği açısından tehlikeli” dedi. ABD Başkanı’nın adaylığına yönelik tehditlerine ilişkin Maliki, bunun bir “yanıltma operasyonu” olduğunu vurguladı. Maliki, Trump’ın “kendisini tanımadığını” ve “bazı ülkeler ile adını vermediği iç aktörlerin etkisiyle yanlış bilgilendirildiğini” öne sürdü.
Maliki, Muhammed Colani (Ahmed Şara) liderliğindeki cihatçı HTŞ yönetimine dair geçmişteki sert eleştirilerine rağmen Suriye ile işbirliğine açık olduğunu belirtti. Maliki “Kardeşimiz Ahmed eş-Şara, Suriye’yi kamplardan ve eğitim faaliyetlerinden uzak tutar, teröristleri bize yönlendirmezse; biz de Suriye halkıyla iyi ilişkiler kurmak istiyoruz” dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ise Rudaw’a yaptığı açıklamada Trump’ın Bağdat ile işbirliği politikasının, “Washington ile etkili ve saygılı bir şekilde çalışabilecek bir Irak hükümetini gerektirdiğini” söyledi. Yetkili, ABD’nin bu politikayı uygulamak için “tüm araçları kullanmaya” hazır olduğunu vurgulayarak “Trump’ın uyarılarını ciddiye alın” dedi.
***
TAHRAN’IN ÖN BAHÇESİ
Siyaset yazarı ve gazeteci Hendren Ahmed, bölgede yaşananları BirGün’e değerlendirdi. Ahmed’e göre Maliki’nin aday gösterildiği Irak’ta Şii çoğunluk, Lübnan ve Suriye’de gerileyen İran’a dış tehditlere karşı kalkan olmaya devam ediyor:
“Şu anki siyasi durumda Irak, İran’ın sadece arka bahçesi değil, doğrudan ön bahçesi gibi. Tahran’ın en önemli nüfuz alanlarından biri. Maliki, mezhepsel Şii yönetişimin en önde gelen isimlerinden; İran politikalarını en sadık şekilde uyguluyor ve Tahran’ın Irak’ta ve bölgede etkisini genişletiyor. Koordinasyon Çerçevesi’nin Tahran’ın açık desteğiyle Maliki’yi başbakan adayı göstermesi, İran’ın Irak’taki siyasi ağırlığını daha da güçlendiriyor.
İRAN’A KALKAN
Bu tercih 2014’ün travmatik olaylarını akla getiriyor: Şii-Sünni çatışmasının zirve yaptığı, IŞİD’in Irak’ın neredeyse üçte birini işgal ettiği ve Sünni şehirlerde büyük yıkım yarattığı dönem. O süreçte Haşdi Şabi, Irak ordusuna paralel bir güç olarak ortaya çıktı ve İran Devrim Muhafızları’nı model aldı. Tahran bu hamleyle ABD’ye açık bir mesaj veriyor: Irak hâlâ İran’ın etki alanında, Şii çoğunluk ise özellikle Lübnan ve Suriye’de gerileyen İran etkisine karşı Tahran’a kalkan oluyor.
Bölgedeki siyasi ve güvenlik gelişmeleri çok hassas. İran, yaklaşan ABD müzakerelerinde Washington’ın şartlarını kabul etmeye zorlanabilir. Tahran’ın stratejik sabrı ve uzun müzakere taktikleri biliniyor ama bu sefer dış ve iç baskı önceki dönemlerden daha ağır; müzakerelerin sonucu bölgenin geleceğini belirleyecek.
BASKI STRATEJİSİ
Bu gelişmeler Trump dönemi ABD’nin Ortadoğu’da nüfuzunu yeniden şekillendirme politikasının parçası. Süreç 7 Ekim Gazze olaylarıyla başladı, Lübnan’a sıçradı, Suriye’de köklü değişimler getirdi: Suriye devleti güçlendi, SDG ve Irak’a uzanan Sünni kabile yapılarının manevra alanları daraldı. Suriye’deki eski rejim bağlantılı tutuklular ile IŞİD tutuklularının serbest bırakılması gibi adımlar da bu baskı stratejisinin parçası.
Son olarak, ne Maliki ne de Koordinasyon Çerçevesi’nden başka biri Tahran’ın onayı olmadan İran’a yakın milisleri silahsızlandırabilir. Şu aşamada silahsızlandırma şartında diretmek, aslında statükoyu korumak ve konuyu idari düzenlemelerle ertelemek demek; silahlar güç dengesi değişene ya da İran ABD’nin koşullarına razı olana kadar bu grupların elinde kalmaya devam edecek.”


