birgün

5° AÇIK

BİRGÜN PAZAR 24.05.2020 06:00
author

İşaya Üşür için*

İşaya, az yayın yaptı; bu yüzden bilimsel birikiminin, parlak, analitik zekâsının pek azını okurlarına taşıdı. Ondan daima daha fazla yazmasını, yayımlamasını istedim. Gayet iyi biliyorum ki, öğretmenliğe tutkunluğu onu kısıtladı.

İşaya Üşür için*

“İşaya Üşür’ü nasıl bilirsin?” İkimizi de tanımayan bir “müstantik” tarafından sorulsaydı şöyle yanıtlardım: Önce öğrencim, sonra kardeşim, meslektaşım, yakın dostum olarak elli yıldır tanırım. Mümtaz, devrimci bir aydın, olağandışı bir öğretmen ve Türkiye’de Marksist politik iktisadın önde gelen temsilcilerinden biridir…

Bu özelliklerinden tümüne bu sunuş yazısında değinemem. Bana söz verdiği ve kaleme almakta olduğu anıları yayımlandığında, imkân bulursam, ben de, “İşaya Üşür’le Yıllar” başlığını taşıyan, çok daha farklı, kişisel bir yazıyı kaleme alırım.

Burada, yukarıda değindiğim özelliklerinden sadece birisi, İktisatçı İşaya Üşür üzerinde duracağım ve bazı çalışmalarını örnek alacağım.

İktisatçı Üşür, meslek hayatı boyunca iki alanda yoğunlaştı: İktisadî düşünceler tarihi ve iktisat tarihi… Bunlar, özellikle Anglo-Sakson ana-akım iktisat eğitiminde ve yayınlarında giderek marjinalleşen iki alandır. Batı üniversitelerinin pek çoğunda iktisat öğrencileri, İşaya’nın iktisatçılığına damgasını vurmuş olan iktisadî düşünceler tarihi ve iktisat tarihi derslerini görmeden; hatta bunları seçebilmek imkânından dahi yoksun olarak lisans diplomalarını alabilmektedir.

Burjuva iktisadı için, eski iktisat doktrinlerinin güncel işlevleri son bulmuştur. Geçmiş iktisat düşüncelerinin bir bölümü, economics diye adlandırılan yerleşik iktisadın öncülleridir. Bugünkü ana-akımı temsil eden neoklasik sentez, iktisat disiplininin “son sözü” anlamına geldiği için özgün biçimleriyle bu öncüller dahi önemlerini yitirmiştir. Bugünkü senteze aykırı, uyumsuz “eski, ölü, yanlış doktrinler” ise, kimsenin uğramadığı, uzak durulması ehven olan “mezarlıklar” gibidir.

İşaya Üşür ise, geçmiş doktrinlerin yattığı “mezarlıklar” için “zarif” sıfatını kullanıyor. Onlara bugün için de büyük değer veriyor:Aralarında geçitler mevcuttur… [Bazılarında] değerli hazineler barınmaktadır… [Bunları] teşhis etmek; bazılarını parlatıp ön sıralara yerleştirmek; sahih mücevherlerle sahtesini ayırabilmek… mezarlıklar bekçisinin işidir.” (“Ekonomi Politik: Zarif Mezar Taşları”)

İşaya Üşür, işte, bu anlamdaki “mezar bekçiliğini” üstlenen bir iktisatçı oldu. “Sahte ve sahih” mücevherleri ayrıştırmayı görev bildi. Bugün yaşayan, dünyamızın doğru kavranmasında veya yanlış algılanmasında rol oynayan iktisat akımlarını ayrıştıran özellikleri belirtti; atalarının hangi mezarlarda yattığını açıkladı. “Evlâdı” tanımak için “ataları” bilmemiz gerektiğini öğretti. Örneğin bu sayede bazı eleştirel iktisatçıların dahi görmezlikten geldiği (ve bence bugün için de önem taşıyan) neoklasik ve Avusturya okulları arasındaki farklılığa dikkat çekti.

Kavramsal özensizliğin yanlış iktisat öğretimine yol açacağına ilişkin parlak bir örnek arayanlara, İşaya Üşür’ün, “Bazı Ders Kitaplarında Yer Alan İsabetsiz Bir Kavramlaştırma Üzerine Teşrihî Bir Not” makalesini tavsiye ederim. Neoklasik doktrinin iktisat anlayışında stratejik önem taşıyan istek (arzu) kavramı yerine ihtiyaç terimini kullanan Türkiye’den çok sayıda neoklasik meslektaşına kibarca “şerh” düşüyor. Anlayanlar için aslında bir uyarıdır: Neoklasik doktrini, bu terminolojiyle anlatamazsınız; bu yanlış doktrinin dahi hakkını veremezsiniz… Meramı budur; ama İşaya, “zarif” bir mezar bekçisi olduğu için, özgün kaynaklara referans vererek hatayı göstermekle yetiniyor. Bu “zerafet” nedeniyle de muhatapları bu kritik eleştiriyi suskunlukla ört-bas ediyorlar.

İşaya Üşür için politik iktisat kuramları ile iktisat tarihi arasında yakın ve karşılıklı ilişkiler vardır. Elbette iktisatçılar, yaşadıkları ortam ve tarih tarafından etkilenirler; Üşür de “mezar taşları”nı incelerken bu bağlantıları göstermektedir. Ancak, daha da önemlisi, tarih öykücülüğünün ötesine giden analizlerde, iktisat kuramının bir “gözlük” olarak oynadığı roldür.

Üşür’ün iki çalışması örnektir. Birincisi Maurice Dobb’un Kapitalizmin Gelişimi Üzerine İncelemeler kitabında yer alan “takdim” yazısıdır: “Geçiş Tartışmaları: Bir Takdim”. Diğeri ise bir makale: “Burjuva Devrimleri Bağlamında Onyedinci Yüzyıl İngiliz Devrimi”.

İşaya Üşür, bu çalışmalarında, artı-değer kuramının, kapitalizme geçişi çözümleyen tarih çalışmalarına ışık tutan kritik işlevini ortaya koymuştur.

Marksist iktisat tarihçileri, Ortaçağ’ın sonunu, (sistematik de olsa) betimlemenin ötesine gitmeyi ve bir yeni toplumsal sistem olarak kapitalizme geçiş sorunsalı içinde çözümlemeyi üstlenmişlerdir: Kapitalizme geçişi belirleyen veya tanımlayan etken nedir? Bu soruyu ticaret veya üstyapı alanlarına bakarak yanıtlayanlar, betimleyici olguların kalabalığı içinde kaybolurlar. İşaya Üşür ise çalışmalarında Marksist kuramın temel önermesini izlemeyi yeğliyor; üretim ilişkilerindeki dönüşümlerden hareket ediyor; bunların bünyesinde yer alan sınıf karşıtlıklarının, mücadelelerinin belirleyici rolünü vurguluyor. Böylece de, incelediği yazında, geleneksel Marksist tezleri savunan iktisatçılarla aynı safta yer alıyor.

Osmanlı toplum düzeni, sanayi devrimi, sanayileşme biçimleri ve türleri üzerindeki çalışmaları da ana hatlarıyla aynı yaklaşımı izlemiştir.

İşaya, az yayın yaptı; bu yüzden bilimsel birikiminin, parlak, analitik zekâsının pek azını okurlarına taşıdı. Ondan daima daha fazla yazmasını, yayımlamasını istedim. Gayet iyi biliyorum ki, öğretmenliğe tutkunluğu onu kısıtladı.

Şimdi telafi zamanı geldi. İktisadî Düşünce Tarihi ders notları kitaplaştırılmak için İşaya’yı beklemektedir. Bu notları yayımlaması için defalarca ısrar ettim; burada yazılı olarak tekrarlıyorum. Bu kitap, Türkiye’nin iktisat öğrencileri için önemli bir boşluğu dolduracaktır. Politik iktisadın bir bilgesi olan İşaya Üşür, bu görev için ideal adaydır.

Elli yıllık yakın dostum, meslektaşım İşaya Üşür’e uzun, verimli, mutlu emeklilik yılları dilerim.

*Bu yazı, Ekonomi Politik: Zarif Mezar Taşları: İşaya Üşür’e Armağan’ın Sunuş’u olarak 2018’de yayımlanmıştır.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız