birgün

12° AÇIK

BİRGÜN PAZAR 11.10.2020 09:51

İşçi sınıfı tarihine ilişkin yeni bir kaynak: Otomobil-İş Tarihi-1

Geçmişi bugünle ilişkilendirmek, bütün toplumsal örgütlenmeler, özellikle de sendikalar için, yürüyüşün vazgeçilmez bir ögesi; zorunlu bir ihtiyaç. Çünkü tarih, bugün atılacak adımlar konusunda deneyim, bilgi ve veri sunar. Kolektif bir belleğin, bilincin oluşmasına hizmet eder. Kuşaklar arası kopukluklar, bilgi eksiklikleri bu yolla giderilir.

İşçi sınıfı tarihine ilişkin yeni bir kaynak: Otomobil-İş Tarihi-1

ZAFER AYDIN

DİSK üyesi Birleşik Metal-İş Sendikası, iki ayrı akarsuyun birleşip yoluna devam ettiği nehir misali, Türkiye sendikal hareketinde iki ayrı yürüyüş kolunun buluşmasıyla, 1993 yılında kuruldu. Birleşik Metal-İş şemsiyesi altında buluşan sendikalardan biri, DİSK’in kurucularından ve lokomotif örgütlerinden Maden-İş Sendikası’ydı. Diğeri ise bir dönem Türk-İş bünyesinde yer alan Metal-İş Federasyonu üyesi, daha sonra Türk-İş’ten ve Metal-İş Federasyonu’ndan ayrılarak yoluna bağımsız sendika olarak devam eden Otomobil-İş. Geçmişte zaman zaman rekabet, zaman zaman iş ve eylem birliği içinde olan bu iki sendikanın birleşmesinde belirleyici faktör, 12 Eylül darbesi oldu. 12 Eylül, Anayasa’yı ve yürürlükteki sendikal yasaları ortadan kaldırdı. DİSK’in ve üye sendikaların faaliyetlerini durdurdu, yöneticilerini idama varan cezalarla yargılamak üzere cezaevlerine doldurdu. 1983 yılında yeni sendikal yasalar yürürlüğe girdiğinde, DİSK üyesi işçilerin bir kısmı, çalıştıkları işkollarında faaliyet gösteren Türk-İş bünyesindeki sendikalara üye olurken, Maden-İş üyeleri bağımsız Otomobil-İş Sendikası’nda örgütlenmeyi tercih ettiler. Bu örgütlenme, işyerlerinde işverenlerin Türk Metal dayatmasına, baskısına rağmen gerçekleştirildi. Sürecin doğal uzantısı olarak, zaman içerisinde Maden-İş kökenlilerin Otomobil-İş içindeki ağırlığı arttı. Bu durum, 1992 yılında DİSK hakkındaki dava sonuçlanıp, yeniden faaliyete geçtiğinde iki sendikanın birleşmesini kolaylaştırdı. Bugün Birleşik Metal-İş Sendikası her iki sendikanın mirasına ve geleneğine yaslanarak yürüyor.

TARİHİ GÖREV

Geçmişi bugünle ilişkilendirmek, bütün toplumsal örgütlenmeler, özellikle de sendikalar için, yürüyüşün vazgeçilmez bir ögesi; zorunlu bir ihtiyaç. Çünkü tarih, bugün atılacak adımlar konusunda deneyim, bilgi ve veri sunar. Kolektif bir belleğin, bilincin oluşmasına hizmet eder. Kuşaklar arası kopukluklar, bilgi eksiklikleri de bu yolla giderilebilir. Aksi durumda herkesin kendi tecrübesiyle öğrenmesi gibi maliyeti ağır olan bir tablo ile karşılaşılır. Nitekim sendikal hareketin bütünü açısından baktığımızda karşımıza çıkan tablo da budur. Tarihe yüklenen görevi, tarif edilen ihtiyacı karşılamanın yolu da geçmişin bilgisini açığa çıkartan ürünler ortaya koymaktır. Can Şafak ve Nuran Gülenç, böyle bir ürüne imza atarak “Otomobil-İş Tarihi” kitabını hazırladılar. Şimdilik Otomobil-İş Sendikası’nın 1980’e kadar olan dönemini kapsayan birinci kitap yayınlandı. İkinci kitap çalışmaları devam ediyor. Otomobil-İş üzerine yapılan bu çalışma, Maden-İş Sendikası Tarihi Çalışma Grubu tarafından yayınlanan “Derinden Gelen Kökler 1-2” kitabıyla birlikte Birleşik Metal-İş Sendikası’nın kurumsal tarihini tamamlayıcı bir özellik taşıyor. Elbette Birleşik Metal-İş’in öncülü olan sendikalar bakımından. Zira Birleşik Metal-İş Sendikası’nın çeyrek asrı aşan tarihi de üzerinde çalışmayı bekliyor.

isci-sinifi-tarihine-iliskin-yeni-bir-kaynak-otomobil-is-tarihi-1-791157-1.

Can Şafak ve Nuran Gülenç, bu çalışmada 1963 yılında Tuzla Jeep Fabrikası’nda, Türkiye Otomobil İmal ve Montaj İşçileri Sendikası adıyla kurulan sendikanın 1980’e kadar olan dönemini iki temel parantezin içine alarak anlatmakta. Birinci parantez, işyeri sendikası olarak kurulan Otomobil-İş’in kuruluşu ve sendikanın 1965 yılında katıldığı Türk-İş üyesi Metal-İş Federasyonu çatısı altında mahalli bir sendika olarak geçirdiği yıllar. Bu yıllarda sendikanın nasıl kurulduğu, kuruluşu etkileyen faktörlerin neler olduğu, bu dönemde Otomobil-İş’in siyasete bakışı, sosyal politika yaklaşımları, örgütlenmeleri, grev ve direnişleri anlatılıyor. Kitapta yer alan belgeler ve tanıklıklarla Otomobil-İş’in; DİSK’in kuruluşuna, 1 Mayıs’a, 15-16 Haziran direnişine nasıl yaklaştığını, ne tür bir tavır sergilediğini öğreniyoruz.

YOL AYRIMI

İkinci parantez ise, Otomobil-İş için bir tür makas değişikliği anlamına da gelen Metal-İş Federasyonu’ndan kopma süreci. 1974 yılında Metal-İş Federasyonu, Türk Metal Sendikası çatısı altında milli tip sendika olma yoluna girerken, Otomobil-İş Sendikası bağımsız sendika olarak yoluna devam etmeyi tercih etti. Bu yol ayrımı, Otomobil-İş Sendikası’nın iş hayatında, örgütlenme ve mücadele anlayışında değişimi getirdi. Bu dönemde sendikanın kabuk değiştirerek, mahalli sendika kimliğinden sıyrılmasına, büyümesine, dilini ve anlayışını yenilemesine tanıklık ediyoruz. Siyasal bir tutum almaktan özenle kaçınmasına rağmen eylemlerinde, direnişlerinde başka bir yola girdiğinin bilgisine sahip oluyoruz. Otomobil-İş’in sendikal dünyanın kavramlarıyla konuşmaya başladığı, üye ile bağlarını kuvvetlendirdiği bu dönemde, bugün Birleşik Metal-İş çatısı altında birleşen örgütlerin birbirleriyle yoğun bir rekabet yaşadıklarını da görüyoruz. Otomobil-İş’in tarihi açısından büyük değişime işaret eden adım ise 1979 yılının sonlarında Maden-İş Sendikası ile geliştirdiği güç ve eylem birliğidir. Rekabetten işbirliğine, birlikte tutum almaya, mücadele etmeye yönelim, bir anlamda Birleşik Metal’de örülen birliğe atılan ilk ilmik oluyordu.

Kitap, odağında Otomobil-İş serüveni olmak üzere bir dönemde sendikaların nasıl örgütlendiğini, nasıl mücadele ettiğini, ne tür dönüşümler yaşadığını, siyasal ve sosyal gelişmelerden nasıl etkilendiğini bütün boyutlarıyla işliyor. Titiz bir çalışma, akıcı bir anlatımla Otomobil-İş tarihini hakkıyla ortaya koyan kitap, okuyucuya “Geçmişten öğrenilecek ne kadar çok şey var” dedirtmeyi başarıyor.

Otomobil-İş Tarihi-1
Can Şafak- Nuran Gülenç
Birleşik Metal-İş yayını, 280 sayfa
https://www.birlesikmetalis.org

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız