birgün

6° AZ BULUTLU

ÇALIŞMA YAŞAMI 18.05.2015 21:01

İşçinin Haziran’ı

Birlik, coşku, dayanışma, bitmeyen bir enerji, atılan sloganlar ve türküler… Bursa’da mayıs ayında metal fabrikalarında adeta işçinin Haziran’ı yaşanıyor

İşçinin Haziran’ı

SEVGİM DENİZALTIsevgimdenizalti@gmail.com

Bursa’da Renault fabrikasında başlayıp TOFAŞ ve Coşkunöz fabrikalarına sıçrayan işçi eylemleri dün de devam etti. Metal fabrikalarında sarı sendika-patron işbirliğiyle yıllardır sürdürülen sömürü düzenine karşı başkaldıran işçiler kararlı: Üç talebimiz karşılanmadan üretim yok.

Renault fabrikasının önüne vardığımızda basın emekçisi arkadaşlarımız içeri giremediklerini, içerideki gazetecilerin ve desteğe gelenlerin dışarı çıkarıldığını anlatıyor. Öğrendiğimize göre, Türk Metal ile polisin direnişin başından beri sürdürdüğü “İçinizde provokatörler, marjinal gruplar var” söylemi, işçilerin bu kararı almasında etkili olmuş. Kapıda bir kontrol noktası kurulmuş. Üstünde kameralı bir helikopter geziniyor. Hem içeride hem de kapıda sivil polis ablukası var. Arkadaşlarımızdan, polislerin desteğe gelen insanları ve haber takibine gelen gazetecileri “Bunlar terörist” diyerek fişlediğini ve hedef gösterdiğini duyuyoruz.

GEZİ GİBİ...
Arka kapıdan tanıdığımız işçilerle birlikte zorlukla içeri girebiliyoruz. Üzerinde ‘Harran ovası’, ‘Diren Reno’ yazılı bez brandaların altında güneşten korunmaya çalışan işçiler karşılıyor bizi. Birlik, coşku, dayanışma, bitmeyen bir enerji, sloganlar, türküler… Bu tablo bize ister istemez Gezi Parkı’nı anımsatıyor. Bursa’da mayıs ayında metal fabrikalarında adeta işçinin Haziran’ı yaşanıyor.

Fabrikayı günlerdir terk etmeyen işçiler, demir parmaklıkların ardında, ağaçların gölgesinde dinleniyor. İşçilerin eşleri, anneleri ve çocukları onları yalnız bırakmıyor. Bazıları demir parmaklıklardan kendilerini ziyarete gelen aileleriyle dertleşiyor. Bir ailenin yanına gidiyoruz. “Kocam dört gündür eve gelmiyor, o yüzden biz geldik” diyor bir kadın, “Biz bıktık artık bunlardan, yıllarca bizi sömürüp durdular, kocamın yanındayım.”
O işçinin annesi de ilk kez gelebilmiş fabrikaya…“Allah’ın izniyle kazanacaklar” diyor, “Hepsi benim oğlum, dualarım onlarla…” Onun biraz arkasında demirlere asılı bir döviz dikkatimizi çekiyor: “İşçi babası, hakkını almadan eve gelme.”

İŞÇİNİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ
Konuştuğumuz işçiler oldukça neşeli ve kararlı görünüyor. “Üç talebimiz harfi harfine yerine getirilsin, hemen üretime başlarız. Bu talepler kırmızı çizgimiz” diyor bir işçi. Talepleri net: “Bosch’ta imzalanan sözleşme baz alınarak ücretler iyileştirilsin, bu süreçte hiçbir işçinin işten atılmayacağı konusunda garanti verilsin, Türk Metal fabrikadan dışarı atılsın.”

PARA MESELESİ DEĞİL
İşçinin anlattığına göre, bu direnişin tek derdi ücret değil. Burada Türk Metal’e yönelik tepki, patronlara yönelik tepkinin bile çok ötesinde. “Bu yılların birikiminin bir patlaması” diyor işçi: “Türk Metal yıllarca bizi salak yerine koydu, kendisine karşı en ufak ses çıkaranı işten attırdı. 2012 yılındaki sözleşmede 36 arkadaşımız sadece sendikacılara ‘Niye böyle yaptınız?’ diye sordukları için işten çıkarıldı. Bir arkadaşımızı sırf sendikanın Nilüfer şube başkanıyla (Ruhi Biçer) ayağa kalkıp tokalaşmadığı için attılar. Atılacak işçi listesi hazırlayıp yönetime veriyorlardı. Alışmışlar tabii, elli yıldır ‘Biz ne dersek zaten bu aptallar bunu yapmak zorundalar, yoksa beş adam çıkarırız seslerini keseriz.’ Yıllardır bizi böyle bastırdılar, susturdular. Ama bu para olayı değil artık, onur meselesi.”

BİZE MUAMELE BU
Burada her işçinin Türk Metal’le ilgili harika (!) anıları var. Bir işçinin anısı da şöyle: “Benim engelli çocuğum var. Üç ayda bir İzmir’e, tedaviye götürüyorum. Sendikanın misafirhanesinde kalmak istediğimi söyledim, kabul ettiler. Ama ilk gittiğimizde 8 lira istediler, üç ay sonra 10 lira oldu, sonra 12, sonra 16… ‘Neden böyle yapıyorsunuz, ben keyfimden mi İzmir’e gidiyorum?’ diye sordum. ‘Temizlik masrafı bu, hem başka yerde kalsan kaç para verecektin?’ dediler. Bizden her ay 80-90 lira aidat alıyorlar, ama bize verdikleri değer, yaptıkları muamele bu.”

NASIL BİR ADALETSİZLİK?
İşçiler de söylüyor, yıllardır Türk Metal kötü sözleşmeler imzalıyordu ama kıvılcımı yakan Bosch’ta imzalanan sözleşme oldu. Peki neden? Neden bunca yıldır sustular da şimdi patladı? Bir işçi, şu yanıtını veriyor: “Bizi bir şekilde susturup sindiriyorlardı, ama bu bardağı taşıran son damla oldu. Ben 8 yıldır çalışıyorum bin 800 TL alıyorum, Bosch’ta yeni başlayan arkadaşım da aynı ücreti alıyor. Bu nasıl bir adaletsizlik, neden ayrım yapıyorsun? Bizim de sözleşmemizi düzenleyin dedik, o sözleşme bizde de uygulansın. ‘Yok’ dediler, ‘Sizin sözleşmeniz bu, bundan çıkamazsınız.’ Sendikaya süre de verdik, ama aynı diktatörce tavrı sürdürdüler. Topluca istifa etmek istediğimizde de bize saldırdılar, beş arkadaşımızı yaraladılar.”

SALDIRI TUZU BİBERİ OLDU
Kent Meydanı’nda işçilerin topluca istifa etmek için toplandığı 5 Mayıs günü Türk Metal’in adamları tarafından gerçekleştirilen bu saldırı, istifa etmeyi düşünmeyen işçileri de harekete geçirmiş. “Orada bizi dövmeleri tuzu, biberi oldu” diyor bir işçi, “Birbirimize daha çok kenetlendik. İnsanlar dedi ki biz hem bunlara para vereceğiz, hem de bunlar bizi dövecekler, bir de üstüne terörist ilan edecekler. Böyle bir şey yok!”

ÜÇ TRİLYON VERSELER…
Peki, patron mevcut sözleşmeye ek yapılmasını ve ücret zammını kabul eder, ancak Türk Metal dayatması yaparsa? Bir işçi şu yanıtı veriyor: “İsterlerse 3 trilyon versinler, Türk Metal’e dönmeyiz. Türk Metal burada da Bursa’da da bitmiştir artık.”

ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK
Biz işçilerle konuşurken, fabrikanın bahçesinde bir hareketlilik yaşanıyor. Günde birkaç defa demir parmaklıkların arkasında olan, yani fabrikayı terk etmeyen vardiyanın işçilerine destek için, diğer işçilerin destek yürüyüşü yaptıklarını öğreniyoruz. Tüm işçiler demirlerin önünde toplanıyor ve karşılıklı sloganlar başlıyor: “Ölmek var dönmek yok”, “Direne direne kazanacağız”, “Her yer Renault her yer direniş!”


***
Türk Metal’in uyarısına istifa yanıtı


Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak’tan,Bursa’da işi bırakma eylemi yapan sendika üyesi otomotiv işçilerine destek gelmedi. İşçilere yönelik sert ifadeler kullanan Kavlak, “Bakanlık müfettişinin söylediği gibi, kendinizi tehlikeye atmayın. Artık bitirin. Bitirin ki çok geç olmadan, hiçbir işçinin burnu bile kanamadan bu işi çözebilelim” dedi. Sendikanın üyelerine yönelik sert açıklamalarına karşılık iş bırakma eylemini sürdüren işçiler, 10 bin kişinin Türk Metal’den istifa ettiğini söylediler.

***
Coşkunöz işçisi de kararlı


Renault’tan ayrıldıktan sonra Coşkunöz fabrikasına gidiyoruz. Coşkunöz üretimin durduğu üç fabrikadan biri. Burada da sivil polis ablukası var. Sözcü işçilerden biri şunları söylüyor: “Türk Metal temsilcilerini hiçbir şekilde bize seçtirmeyen, hiçbir şeyi sormayan, tamamıyla kaba güce dayalı bir yapı. Yıllardır bu böyle. Burada bin 400 işçi çalışıyor, bin 300’ü istifa etti. Burada artık Türk Metal yok. Yeni bir sendikayla ilgili bir düşüncemiz de yok, bizim kavgamız sendika değiştirmek değil, hakkımızı aramak. Mevcut sendikaların hepsi aşağı yukarı birbirinin aynısı.”İşçiler talepleri karşılanmadan üretime başlamayacaklarını, kararlı olduklarını dile getirdi.