IŞİD’in canlı bombasıydı şimdi çizgi film seyrediyor
Birgün Birgün Birgün Birgün
Suriye’de 8 yıl önce oynayan taşları aynı şekilde yerlerine oturtmak kolay değil. Sosyal, ekonomik siyasi sorunlar sadece Suriye’yi değil, Türkiye, Lübnan, Ürdün ve kaosun yer yer devam ettiği Irak gibi ülkeleri de derinden etkiledi. Hatta Avrupa’ya kadar yayıldı. Suriye’de vekalet savaşları ve selefizmin yayılması da paralel oldu. İslami radikalizm, yıllardır, pek çok coğrafyayı yeniden şekillendirdi. […]

Suriye’de 8 yıl önce oynayan taşları aynı şekilde yerlerine oturtmak kolay değil. Sosyal, ekonomik siyasi sorunlar sadece Suriye’yi değil, Türkiye, Lübnan, Ürdün ve kaosun yer yer devam ettiği Irak gibi ülkeleri de derinden etkiledi. Hatta Avrupa’ya kadar yayıldı. Suriye’de vekalet savaşları ve selefizmin yayılması da paralel oldu. İslami radikalizm, yıllardır, pek çok coğrafyayı yeniden şekillendirdi. Ancak IŞİD, Taliban ve el Kaide çıtasını çok daha yukarı taşıdı. Suriye’deki çatışmalar geri dönülmez noktaya geldiğinde IŞİD, El Nusra’nın içinden çıktı.

Suriye’den Paris’e

İnsanları birbirine bağlayıp altlarına bomba koyan, kafesler içinde suya sarkıtıp boğan, yakan, gözünü kırpmadan kafalarını kesen, kadınları ganimet olarak gören, tecavüze maruz bırakan örgüt geniş bir alana yayıldı. İslam Devleti’ni kurdu. Büyük Dabık savaşı anlayışı, sadece Suriye ve Irak’ta saha üzerinde vahşi yüzünü göstermedi. Arapların “Angebot” dediği örümcek ağı biçimindeki örgütlenme Ankara’dan Paris’e, Brüksel’den Berlin’e hücrelerini faaliyete geçirdi. Suriye savaşının bedeli dünyanın her yerinde insan canıyla ödendi.

Sahi bitti mi?

“IŞİD bitti.” Bu ifade, bunca kan, nefret ve hafıza zorlayan kıyımın ardından büyülü ve umut vaat edici gibi. Evet, askeri alanda durum bu. Ne var ki Suriye Kuzey ve Doğu Avukatlar Birliği Eşbaşkanı Hatice İbrahim’in yalın ve net ifadeleri konunun sanıldığından daha karmaşık olduğunu ortaya koyarken, pusuda bekleyen tehlikeye de işaret ediyor: “Bu virüs gibi yayılan bir düşünce. Rojava’da cezaevlerinde tutulan IŞİD’liler ve kamplarda bulunan IŞİD kadınları ya da gelinlerine bakınca zihniyetin aynı şekilde devam ettiğini, yeniden bir fırsat kolladığını görüyoruz. Öyle bir örgütlenme var ki, eğer uluslararası normlardaki bir yargılama ile birlikte, rehabilitasyon eksik kalırsa dünya bir asır daha yıkıcı sonuçları ile uğraşır.”

İbrahim’in bu sözlerinin sağlamasını IŞİD’ciler yapıyor. Bunlardan biri Defne Bayrak. Çocuk ve kadınların tutulduğu Kamışlı’ya bağlı Derik’teki Roj Kampı’nda 500 civarı savaş mağduru aile var. Ancak Suriye Demokratik Güçleri (SDG) binlerce IŞİD’ci kadını da çocuklarıyla birlikte burada tutuyor. Sayıları 2500 ile 3000 arasında değişiyor. Bayrak da söz konusu kampta 12 ve 13 yaşındaki 2 kızıyla birlikte kalıyor. 2009’da Afganistan’daki ABD üssüne yaptığı intihar saldırısı ile 7 CIA ajanının ölümüne neden olan El Kaide’ci Halil Ebu Mulal El-Belavi’nin eşi olan 40 yaşındaki Bayrak, İslam Devleti ile ilgili fikirlerini şu sözlerle dile getiriyor: “İsim değişir, yanlışlardan dönülür. Bizim ideolojimiz hayatta. Vaat edilen büyük Dabık Savaşı’nı bekliyoruz.”

‘Selefizm ektik’

Derik’te erkek IŞİD’ciler için cezaevi de var. 6 bine yakın IŞİD üyesinin bir kısmı burada. İstanbul’da büyük bir IŞİD cemaati kuran 30 yaşındaki İlyas Aydın da (Abu Ubeyde) içlerinde. Aydın, IŞİD’in ikinci adamı ve dış operasyon sorumlusuyken 2016’da öldürülen Abu Muhammed El-Adnani’nin ekibinde yer alıp, istihbaratta görev yaptı. IŞİD sahiden bitti mi? Türkiyeli örgüt üyesinin verdiği karşılık çarpıcı: “Abu Ubeyde diyor ki: Asla! Biz bu topraklara selefizm ektik.”

‘Bu çocuklar ne olacak?’

Suriye savaşının en kaygı verici boyutlarından birisi çocukların durumu. Çocuk mağdurlar arasında IŞİD’i tanımış olanların durumu ise daha hassas bir konu. Kamışlı’ya 20 dakika uzaklıktaki Tel Maruf beldesinin önemli bir özelliği var. Suriye savaşının ardından Türkiye’ye gelip başta Antep, Adana’da örgütlenen Hanefi mezhebine bağlı Haznevi Tarikatı’nın çıkış notası bu köy. Şimdi boş olan köyü, IŞİD 2014 yılında işgal etti, evleri yıktı, onlarca kişiyi öldürdü ya da kaçırdı. Meydana yakın cami ve medresenin yıkıntıları duruyor. Tahrip edilen kanaat önderlerinin türbeleri de öyle. IŞİD’in “şirk koşulduğu gerekçesi ile” 3 minaresini de yıktığı caminin hemen yakınlarında Huri Medresesi var. Burası 2017’nin son aylarından beri akademi olarak anılıyor ve IŞİD saflarında yer alan çocukları ıslah etme işlevi görüyor.

Bulunduğunda üzerinde intihar kemeri vardı

Huri Akademisi’nde 100’e yakın çocuk var. Islahevindeki bu çocuklar arasında gönüllü olarak IŞİD’e katılanlar olduğu gibi hiçbir şeyden habersiz olanlar da bulunuyor. Ancak açıkça ifade etmek gerekirse büyük bölümü silahla tanıştı, insan öldürdü, kol, ayak, kafa kesti. Akademide görev yapan eğitmenler bir yandan çocukların nasıl IŞİD’e katıldığını tespit etmeye çalışıyor diğer yandan da onları rehabilite etmek için uğraşıyor. Çocuklar 5’er ranzanın olduğu 10’ar kişilik odalarda kalıyorlar. Yaşları 12 il

18 arasında değişen çocukların bir kısmının canlı bomba olarak kullanılması planlanmış, üzerlerindeki bomba kemerleriyle yakalanananlar bile var. Annesi ve babasıyla birlikte Suriye’ye IŞİD saflarında savaşmak için getirilen ve üzerindeki bomba kemeri ile yakalanan 12 yaşındaki Tacikistanlı Halit’in ailesinden haber yok. Savaşı gören ve IŞİD saflarında tutulan bu çocuk, şimdi vaktini çizgi film seyrederek geçiriyor. Yaşadıklarını anlamakta da anlatmakta da zorlanıyor.

IŞİD’ciydi ama elini IŞİD kesti

Buradaki çocukların yarıya yakını fiili olarak örgüt saflarında savaştığını söylüyor. Çoğu sakat kalmış durumda. Neredeyse tümü savaşa ait yaraları bedeninde taşıyor. Onlardan biri yaklaşık bir yıl önce yakalanan 17 yaşındaki Filipinli IŞİD üyesi. Kendini hâlâ örgüt içerisinde kullandığı “Abu Mushap” kod adı ile tanıtıyor. Babası ve erkek kardeşiyle birlikte, Filipinlerden Deyri-zor’a geldiklerini aktarıyor. Babası hastalanarak ölünce, kardeşi ile birlikte Deyri-zor’da IŞİD içinde kalarak savaştıklarını söylüyor. IŞİD zulmünü şöyle anlatıyor: “2018 yılında silah çaldığımı söyleyip elimi kestiler. Kendimi savundum ama inanmadılar. Çarşıya gittiğimde, elleri, ayakları kafaları kestiklerini görüyordum. Kadınlara taş atıyorlardı. İnsanlara elektrik verdiler. İşkenceleri gördükten ve elimi kesmelerinden sonra onlardan nefret ettim. Ama İslamiyete bağlıyım. İkisi birbirinden farklı.” Sözlerini şöyle sürdürüyor: ”Kardeşim Nuridi’nin de başka örgütlere ajanlık yaptığını söyleyip kafasını kestiler.”
Filipinli “Abu Mushap” kod adlı genç IŞİD üyesi konuşurken kesilen sağ elini saklıyor. Diğer kolu da uçak bombası nedeniyle yanık. “Günün birinde buradan çıkarsam her şeyden uzak duracağım” diyor.

***

Islahevindeki Türkiyeli çocuklar: Sakarya-Bursa Hakka hattı

Huri’de Türk çocuklar da var. Bursa’dan ailesi ile IŞİD’de katılan 17 yaşındaki İbrahim Yavuz ve 16 yaşındaki Sakaryalı Furkan Öztürk 5 aydır bu merkezde kalıyorlar. Birlikte Türklere ait ketibede (birlik) yakalanarak ıslahhaneye getirildiklerini söylüyorlar. 16 yaşındaki Furkan Öztürk, “Sakarya’dan yola çıkıp 30 kişilik bir grupla Kilis’ten geçerek, Rakka’ya ulaştık” diyor. İbrahim Yavuz’un ise önce amcası IŞİD’e katılıyor. Suriye’den dönüp babasını cihada gitmeye ve Rakka’ya göç etmeye ikna ediyor. Aile olarak cihatçı örgütün saflarına, yine Kilis üzerinden, kentte bulunan IŞİD taksilerinden biri ile ulaşıyorlar.

Bu çocuklar aileleri vasıtası ile ya da gönüllü olarak savaşa katıldılar. Kimi para ile kandırıldı, kimi zorla götürüldü. İnsan öldürdüler, ölüm ve vahşete tanıklık ettiler. Her ne olursa olsun hepsi çocuk ve mutlaka ikinci bir şansa ve rehabilite edilmeye ihtiyaçları var. Savaşı gerçekten bitirmenin önemli noktalarından biri bu olabilir.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız