İŞKENCEYİ GİZLE, TERFİ ET

28.05.2004 02:39 ARŞİV
Doktor Birgen, işkenceyi gizlemekten 6 ay meslekten men edildi ama terfi aldı. 'Türkiye'nin başını derde sokacak'
Doktor Birgen, işkenceyi gizlemekten 6 ay meslekten men edildi ama terfi aldı. 'Türkiye'nin başını derde sokacak' İşkence izlerini gizlediği için 6 ay meslekten men cezasına çarptırılan adli tabip Nur Birgen, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkanlığı'na atandı. Altı yıldır, işkence iddialarına ilişkin raporlara imza atıyor. Uzmanlara göre İstanbul protokolüne aykırı bu durum AİHM'de Türkiye aleyhine sonuçlar doğuracak

Esra CENGİZ

Beyoğlu Adli Tabibi iken işkence izlerini gizlediği gerekçesiyle Türk Tabipleri Birliği'nden 6 ay meslekten men cezası alan Dr. Nur Birgen'in, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkanlığı'na atanmasının Türkiye'yi uluslararası platformda zor durumda bırakacak. Uzmanlar, işkence izlerini gizleyen bir görevlinin imzaladığı belge ve raporların tarafsızlığından söz edilemeyeceğini belirtirken, bu durumun uluslararası mahkemelerde, Türkiye aleyhine sonuçlar doğuracağını belirtiyorlar.

İşkencenin etkili soruşturulması amacıyla hazırlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından onaylanarak uluslararası bir belge haline gelen İstanbul Protokolü, işkence soruşturmalarını tarafsız makamlarca yapılmasını ve raporlandırılmasını öngörüyor. Ancak halen Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkanlığı görevinde bulunan Nur Birgen, işkence izlerini gizlemekten Türk Tabipler Birliği'nden Mayıs 1998'de 6 ay meslekten men cezası aldı. Cezayla ilgili hukuki süreç devam ederken Birgen, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkanlığı görevine atandı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nda görev yapan Adli Tıp uzmanı Önder Özkalıpçı, Nur Birgen'in tarafsızlığından söz etmenin mümkün olmadığını belirterek şöyle dedi:

"Dr. Nur Birgen'in, meslekten men cezası almasına yol açan eylemi, kendisinin tarafsız ve önyargısız olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla işkence iddiaları ile ilgili imzaladığı ve hazırladığı raporların hukuki değeri konusunda çok ciddi şüpheler ortaya çıkıyor. Bu doğrultuda, işkence davalarında, Dr. Birgen'in imzaladığı raporlar yüzünden, Avrupa İnsan Hakları Mahkmesi'nde Türkiye aleyhine çok ciddi kararlar çıkabilir. Birgen, meslekten men cezasının, memur affına girdiğini söylüyor, bu farklı bir şey. Konunun önemli kısmı, aldığı cezadan çok, böyle bir eylemde bulunmuş olmasıdır. Adli Tıp Kurumu Dr. Nur Birgen'in çok değerli bir hekim olduğunu düşünebilir ve kendisini değişik alanlarda kullanabilir. Ancak geçmişte işkence izlerini gizleyen bir hekimin, böyle bir görevde bulunması, Türkiye'ye çok ciddi zararlar verebilir. İstanbul Protokolü, bu konuda net bir kaynaktır."

Halen görevine devam eden Birgen, Wernicke Korsakoff hastalığına yakalandığı için cezevinden tahliye edilen hükümlüleri iyileşmedikleri halde "iyileşmiş" raporu veren ve tekrar cezaevine girmelerine neden olan Adli Tıp Kurumu doktorları arasında da yer alıyor. Birgen, Adli Tıp Kurumu seminerlerine de eğitimci olarak katılıyor, "Tıbbi Uygulama Hataları ve İnfaz Tehirleri" konulu konferanslar veriyor.

Meslekten men cezasında son durum

6. İdare Mahkemesi, Türk Tabipler Birliği Onur Kurulu'nca onaylanan cezayı iptal ettikten sonra Tabipler Birliği Danıştay'a başvurdu. Danıştay'dan çıkan kararda "hekimle ilgili cezanın kamu görevini ifası sırasında verildiği ve meslek odasının bu cezayı vermeye yetkili olmadığı" yönünde bir karar çıktı. Türk Tabipler Birliği 2 Eylül 2003'te karar düzeltme talebiyle tekrar Danıştay'a başvurdu. Türk Tabipler Birliği'nde Hukuk İşleri Sorumlusu olarak görev yapan Hakan Giritlioğlu; Türk Tabipler Birliği'nin, ilgili yasaya göre böyle bir ceza verme yetkisine sahip olduğunu ve bu sebeple karar düzeltme talebiyle Danıştay'a başvurduklarını söyledi.

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu:

Statüsü bile ihlal sayılır

Bu konunun 3 önemli noktası var. İlk olarak; uzman kişi ve bir hekim olarak, işkence ve kötü muamelenin tespitini yapmak, kendi meslek ilkelerine uymak zorundadır. İkinci konu, hekimlere yol gösteren anlaşma ve kurallara uymak zorunda olduğudur. Üçüncü nokta ise; bir kamu görevlisi olarak, işkencenin tespitini yapma ve işkence yapanların bu eylemini ortaya çıkarma zorunluluğu vardır. Bu hekim bu üç hususta değerlendirilmelidir.

İşkence izlerini gizlemek, işkence yapan devlet görevlisinin eylemine ortak olmak anlamına gelir. Bu da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesinin ihlalidir. İstanbul Protokolü de işkencenin tespitinde izlenmesi gereken prosedürleri açık bir şekilde anlatır. Bu hekimin geçmişteki eylemi ile ihlal ettiği maddeler ortadadır. Şu anda bu görevde bulunması bile AİHM'de mahkumiyeti doğurur.

Türk Tabipleri Birliği 2. Başkanı Dr. Metin Bakkalcı:

Meslek ilkelerine zarar veriyorlar

Hekimlik, bilim kurallarının uygulandığı bir mesleki faaliyet. Bu meslek, bu kurallara hürmet edildiği müddetçe uygulanabilir. Bu kadar berrak bir konuda direnmek çok talihsiz ve bu direnme mesleki uygulamalarda sorunlara yol açar. Dr. Nur Birgen konusunda bizi bağlayan mesleki ilkelerimizdir. Bu tür davranışlar, mesleki ilkelerimize zarar verir. İstanbul Protokolü, mesleğimizin işkence alanında tercümesinden ortaya çıkıyor. Bu kurallara uyulmamakta ısrar edilmesi, mesleğimiz açısından bir handikap oluşturur. Konu aslında bizim açımızdan çok nettir. Çünkü mesleki ilkelerimiz nettir. Hukukun, bu ilkeleri güvence altına alması gereklidir.

İşte o protokol

İstanbul Protokolü'nün işkencenin soruşturulmasıyla ilgili 81.maddesinin giriş kısmında şu ifadeler yer alıyor:

"Varolan soruşturma süreçlerinin yetersiz uzmanlık ya da önyargı şüphesi, ya da belirgin bir biçimde belli bir ihlal kalıbının varlığı ya da önemli başka bir sebeple yetersiz kalması durumunda Devletler, soruşturmanın bağımsız bir komisyon ya da benzer bir usulle yapılmasını temin etmekle yükümlüdürler."

Protokol Ek 1'de de; 81. maddedeki ifadelere ek olarak; soruşturmayı yürütecek komisyon üyelerinin toplumda tarafsız, konunun ehli ve bağımsız olarak tanınan kişiler arasından seçilmeleri gerektiği belirtiliyor.