Google Play Store
App Store

Journo'dan Meltem Akyol, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü için İsmail Arı, Barış Pehlivan, Fukan Karabay ve Öznur Değer ile görüştü. Tutuklu muhabirimiz İsmail, Sincan Cezaevi'nden "“Haberlerime soruşturma-dava açılmasın diye bir çabam olmadı. Haberlerimin arkasındayım. Ben gazeteciliği büyük bir aşkla, tutkuyla yaptım ve yapmaya devam edeceğim. Bu tutuklanma benim için bir şeref madalyası, insanların bana olan desteği ise aldığım en büyük gazetecilik ödülüdür. Ben suç işlemedim. Bu yüzden dimdik ayaktayım, ben gazeteciyim" dedi.

İsmail Arı: Ben suç işlemedim, ben gazeteciyim

Tutuklu muhabirimiz İsmail Arı, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü için Sincan Cezaevi'nden verdiği görüşte "Bu tutuklanma benim için bir şeref madalyası, insanların bana olan desteği ise aldığım en büyük gazetecilik ödülüdür. Ben suç işlemedim. Bu yüzden dimdik ayaktayım, ben gazeteciyim" ifadelerini kullandı.

Journo'dan Meltem Akyol'un 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü için yaptığı haberde İsmail Arı, Barış Pehlivan, Fukan Karabay ve Öznur Değer ile görüştü. Haberde görüşlerini bildiren Arı, “Sabah yayınlanan haber, öğlen erişim engeli getirilerek yok ediliyordu" dedi.

Akyol'un haberinde İsmail Arı'nın anlattıklarının tamamı şöyle:

İsmail Arı, “Ranzada yatanlar tahliye oldukça sırayla yatağa geçiliyor. Henüz benim sıram gelmedi” diyor. Abone olduğu gazeteler ve televizyon ana haber bültenleriyle gündemi takip etmeye çalıştığını anlatıyor; “Onun dışında olup bitenleri avukatlar ve ziyarete gelen milletvekillerinden öğreniyorum” diyor. Her pazartesi cezaevi kütüphanesinden kitap alıyor. Özellikle edebiyat okumaya yönelmiş…

Kahramanmaraş’ta okul saldırısının yaşandığı günlere atıf yapan Arı, cezaevinde duyduğu sözleri şöyle aktarıyor: “Koğuştakiler, ‘Cezaevleri dışarıdan daha güvenli’ dediler. Haksızlar mı? Bir de bana ‘Aman iktidar aleyhine yazma, bak tutuklanırsın, seni cezaevine atarlar’ diye takılanlar oluyor. Şaka yapıyorlar ama durum bu.”

“HAKKIMDA 100’E YAKIN SORUŞTURMA AÇILDI”

Meslek hayatında hakkında açılan soruşturmalara dair net sayı veremeyen Arı, “Sanırım hakkımda 100’e yakın soruşturma açıldı, onlarca davadan yargılandım. Birçok davada da beraat ettim” diyor.

Son yıllarda yargı baskısının belirgin şekilde arttığını vurgulayan Arı, özellikle 2023 sonrası sürece işaret ediyor: “Son 3 yıldır ağırlıklı olarak yolsuzluklar ve adaletsizlikler üzerine haberler yaptım. Bu haberler iktidar ve bürokrasi çevresini rahatsız etti. 2023 itibarıyla hakkımdaki soruşturma ve davalarda ciddi bir artış oldu.”

Yargı alanına dair haberlerin hedef haline geldiğini savunan Arı, “Aslında yargıya dair kimse yazmasın, konuşmasın isteniyor. AKP’li bazı isimlerin yakınlarının adının karıştığı olayların toplumda tartışılmaması hedefleniyor. Bu nedenle susturulmak istendim” ifadelerini kullanıyor.

“BAZI HABERLERİM SAATLER İÇİNDE ENGELLENDİ”

Yargılama konusunda da deneyimli İsmail Arı. Bazı haberlerini daha yazarken soruşturma açılacağını biliyor: “Kesin soruşturma-dava açılır dediğim haber çok oldu. Büyük kısmı da tahmin ettiğim gibi oldu.”

Yayınladığı bazı haberlerin çok kısa sürede erişime engellendiğini söylüyor: “Sabah yayınlanan haber, öğlen erişim engeli getirilerek yok ediliyordu.”

Yargıda rüşvet iddialarına ilişkin yaptığı haber sonrası yaşadıkları içinde bulunulan duruma dair çelişkiyi net bir şekilde ortaya koyuyor: “Rüşvet iddialarına dair bir savcılık soruşturması da vardı. Haberimin ardından bir kişi tutuklandı. Ancak ben, eşim, akrabalarım ve hatta anneannem bile bu haber nedeniyle tehdit edildi. Buna dair şikayette bulundum. Bana gönderilen mesajları emniyete teslim ettim. İlk ifademin ardından iki kez ek ifadem alındı. Temmuz 2025’te hakkında koruma kararı verildi. Devletin iki polisi tarafından korunuyordum. Koruma kararı ben talep etmeden uzatıldı. Beni tehdit edenlere ise ben tutuklanana kadar dava bile açılmadı. Beni acele ile tutuklayanlar beni tehdit edenlere neden dava açmadı?”

“BEN GAZETECİYİM, SUÇ İŞLEMEDİM…”

Buna rağmen geri adım atmadığını vurguluyor: “Haberlerime soruşturma-dava açılmasın diye bir çabam olmadı. Haberlerimin arkasındayım. Ben gazeteciliği büyük bir aşkla, tutkuyla yaptım ve yapmaya devam edeceğim. Bu tutuklanma benim için bir şeref madalyası, insanların bana olan desteği ise aldığım en büyük gazetecilik ödülüdür. Ben suç işlemedim. Bu yüzden dimdik ayaktayım, ben gazeteciyim.”

"GAZETECİLİĞE İHANET ETMEM"

İsmail Arı'nın ardından konuşan gazeteci Barış Pehlivan ise şunları söyledi

“2026 itibarıyla hakkımda kaç soruşturma, kaç dava var artık bilmiyorum, ipin ucunu kaçırdım.  Aldığım cezalar nedeniyle ‘sabıkalı’ görünüyorum ve bu durum yargılandığım davalarda indirim ya da erteleme almamı da engelliyor.

Bazen hakimlerin ve savcıların gözlerinden aslında suçsuz olduğumuzu bildiklerini hissediyorum ama yine de ceza verme eğiliminde oluyorlar; ‘yapacak bir şey yok’ der gibi bakıyorlar. Eskiden en azından hukuksuzluğu hukuka uydurma çabası vardı, şimdi buna bile gerek duyulmayan bir süreç yaşıyoruz. Çok basit bir söz ya da sosyal medya paylaşımı nedeniyle ağır suçlamalarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Tüm bunların yanında en büyük sorunlardan biri de otosansür. Yazarken, konuşurken sürekli kelimelerimizi tartmak zorunda kalıyoruz. Buna rağmen ‘başım belaya girer mi’ duygusu hep var. Ama gazeteciliğin görevi tam da konuşulması istenmeyeni konuşmak, yazılması istenmeyeni yazmaktır. Eğer bir gün bunu yapamayacak hale gelirsem, bu mesleği bırakırım; gider başka bir iş yaparım ama gazeteciliğe ihanet etmem.”

"DİKEN ÜSTÜNDE BİR YAŞAM"

Gazeteci Öznur Değer ise “Bazı dönemler baskı artıyor, bazı dönemler azalıyor ama hiç bitmiyor” diyerek, özellikle 2025’in kendisi için en yoğun yıl olduğunu söylüyor. Gazeteciliği “diken üstünde bir yaşam” olarak tanımlayan Değer, buna rağmen hakikati görünür kılma ısrarını sürdürdüğünü söylüyor: “Bir faili açığa çıkardığımızda isim vermekten imtina etmeyiz. Bu, gazeteciliğe bağlılığımızı daha da güçlendiriyor.”

"HER HABERDE DAVA RİSKİ VAR"

Gazeteci Furkan Karabay ise "Avukatlarla birlikte haber dili üzerine çalışıyoruz, bazı ifadeler konusunda öneriler oluyor. Ama ne yaparsak yapalım, bir kişinin adı geçtiğinde yine de soruşturma açılıyor. Net söylemek lazım: Biz suç işlemiyoruz, haber yapıyoruz. Gazeteciliğin tarafsız değil, hakikatten yana olması gerektiğini düşünüyorum. Tarafım insan hakları, adalet ve ezilenlerin hakkıdır. Bu ilkelerle haber yapmaya devam edeceğim.”