birgün

17° AÇIK

SİYASET 17.08.2020 08:00
author

İsrail ve BAE normalleşmesi

İsrail ve BAE normalleşmesi

İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) normalleşme anlaşması ‘küçümsenmemeli’. En başta 1979’da Mısır’la, 1994’te Ürdün’le yapılmış anlaşmalarla kıyaslayarak ‘küçümsemek’, olayın mahiyetini anlamamak demek.

ABD Başkanı Trump’ın duyurduğu anlaşma, 21’inci yüzyılda İsrail’in Filistinli Araplarla meselelerini çözmeksizin ve üzerinde özel baskı hissetmeksizin Arap ülkeleriyle barışının yolunu açtığı ölçüde daha önemli. İsrail-BAE normalleşmesine sayısız ABD yönetiminin iki devletli çözüm girişimlerinin boşa çıkmasının ardından Trump’ın ‘Yüzyılın Anlaşması’ adıyla geçen ocakta duyurduğu plan eşliğinde bakılmalı. Bu plana en baştan ‘fiyasko’ denilip geçilmemesi gerektiği belliydi. İçeriğini ve tepkileri ölçmek için önceden sızdırılması boşuna değildi. Çözüm olup olmaması bir tarafa ‘iflası’ değil, ‘uygulanmakta olduğu’ dahi iddia edilebilir.

SUUDİLERİN BİLGİSİ OLMADAN OLMAZ, ARKASI GELİR

İsrail-BAE anlaşmasının Körfez ve Suudi Arabistan’ın bilgisi dışında olması imkansız. Bahreyn, Sudan, Umman ve Fas’la yürütüldüğü anlaşılan görüşmeleri dikkate alarak arkasının geleceği öngörülebilir. En son Suriye savaşının zorlu döneminde ‘direniş cephesinde’ durmuş Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun’un Fransız haber kanalı BFM üzerinden İsrail ile normalleşmeye yeşil ışık yakmasını eklemeli. İnsanda 4 Ağustos’taki ‘Beyrut patlamasının’ tesadüfiliğine dair soruları tetiklemesinin yanı sıra ‘büyük olay’.

NÜANSLAR TAMAMLAYICI

ABD, İsrail ve BAE’nin anlaşmayı duruyurkenki nüansları, sadece birbirini tamamlıyor:

Trump, İsrail ile BAE’nin ilişkilerini tam normalleştirmede anlaştıklarını belirtirken, kendi talebiyle ve BAE’nin desteğiyle, İsrail’in ‘Başkan’ın Barış Vizyonu’nda (Yüzyılın Anlaşması) altı çizilen bölgelerde egemenlik ilanını askıya alacağını kaydetti. Trump, iki ülkenin elçiliklerinin tesisiyle yatırımdan turizme, enerji ve sağlığa bölgenin dönüşümüne katkı yapacağını söyledi.

Netanyahu’nun vurgusu, yerleşimcilerin tepkilerini hesaba katarak Batı Şeria ve Ürdün Vadisi’ni ilhakın BAE ile normalleşme adına şimdilik ertelendiğiydi.

BAE ise ilhakı ‘durdurduğunu’ vaaz etti. BAE şeyhi Muhammed bin Zayed, ‘İsrail ile ikili ilişkiler tesisi yolunda yol haritası oluşturmak için işbirliği yapmakta anlaştıklarını’ söyledi. BAE’nin Dış İlişkiler sorumlusu bakanı Enver Gargaş, CNN’de Christian Amanpour’un ‘ilhakın sonsuza dek durdurulup durdurulmadığı’ sorusuna açıkça, “Hiçbir şey sonsuz değildir” yanıtını verdi, açıkça ‘zaman kazandıklarını’ dile getirdi. Bu ‘Yüzyılın Anlaşması’na işleyen bir zamandır.

Mısır ve Ürdün’ün İsrail’le anlaşmaları Sovyet bloğunun yıkılması ile neoliberal nizamın tesisi döneminde gelmişti. İkinci Dünya Savaşı sonrasında bölgede sömürgecilikten çıkışlar tetiklenip ulus devletler şekillenirken, BM’nin paylaşım planını Filistinli Arapların reddetmeleri üzerinden Mısır, Suriye ve Ürdün’ün birleşip İsrail’e her yüklenişlerindeki mağlubiyetleri bu anlaşmalarda etkili olmuştu. Benzerlerinin aksine ‘bir devletin pratikte kontrol ettiği sınırlar içinde devletsiz kalmış’ Filistinli Arapların özgün koşulları üzerinden yürütülen mücadele sonuç vermedi. BM’den çıkartılan ve ‘kendi kaderini tayin hakkına’ işaret eden genel kararların etkisi olmadı. Bunda Prof. İlhan Uzgel’in isabetle işaret ettiği üzere bu hakkın zaten savaş sonrası sömürgecilikten çıkışta bir kereye mahsus tanınıp kullanılması da etkili elbette.

En baştan Batı ile girift bağları olan Körfez’in mutlak monarşileri açısından ise Filistin meselesi ‘kardeşlik gereği insani-mali yardım’ başlığı altında kaldı. Suudilerin 2002’de 1967 sınırlarına dayalı barış önerileri ‘havaya yazılıydı’. Kuşkusuz Filistinli Araplar açısından İsrail-BAE anlaşması ‘davalarına ihanettir’. Ancak Arap aleminde bir dalgalanmaya yol açsa da genç kuşağın alakasızlığı eşliğinde idare edilir kılınır.

NETANYAHU İLE TRUMP’IN ZAFERLERİ NELERE KADİR?

Netanyahu ve Trump ‘Yüzyılın Anlaşması’ ile ‘ilhak’ temasını başarıyla kullandı. İsrail’in ‘Yahudi devleti’ iddiası üzerinden bir ilhaka kalkışması o bölgedeki Arap nüfus nedeniyle demografik saatli bomba teşkil ettiği için zaten sıkıntılı. Anlaşmanın meyvelerini de ikisi toplayacak. Geçen yıldan beri İsrail’de seçim üzerine seçim geçirmesi ve yolsuzluk davalarına rağmen bileği bükülememiş Benyamin Netanyahu... 3 Kasım’daki başkanlık seçimine pandemi ve ekonomik kriz eşliğinde sarsılarak giden ve ABD kurumsal yapısının savaş açtığı Donald Trump... Hele de rakibi Joe Biden, kendine önseçimlerde yüzde 2’lerde destek alabilmiş, ‘siyah Hillary’ Kamala Harris’i yardımcı adayı seçmişken, Trump, ABD’deki İsrail lobisinin desteğini iyice sağlamlaştıracak. Üzerine ‘Amerikan aşırısı’ da gelirse...

İsrail-BAE meselesine dair Türkiye’nin tavrına gelince... Ankara’daki siyasi heyet, Türkiye’yi yeni Osmanlıcılık ve İhvancılık üzerinden ‘Araplaştırmaya’ çalışırken, Arap sokağında akislerinin büyük olduğunu düşünüyor. Değildir. Olay, İsrail’le son yıllarda ‘makyajı’ eksik olsa da sağlam ilişkiler kurup ticareti katlamışların, retorik çıkışlarının ederinin olmadığını göze sokmakta. Başka da söze gerek yok.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız