İşsizlikte korkunç tablo
Birgün Birgün Birgün Birgün
Dün açıklanan istihdam verileri Türkiye ekonomisinin çok endişe verici bir noktaya sürüklendiğini ortaya koydu. Aralık-Ocak-Şubat dönemini içeren işsizlik oranı yüzde 14,7’ye yükseldi. İşsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 259 bin kişi artarak 4 milyon 668 bin kişi oldu. Konjonktürel olarak ocak ayı kış şartları nedeniyle işsizliğin zirve yaptığı bir dönemdir. Tarım, inşaat […]

Dün açıklanan istihdam verileri Türkiye ekonomisinin çok endişe verici bir noktaya sürüklendiğini ortaya koydu. Aralık-Ocak-Şubat dönemini içeren işsizlik oranı yüzde 14,7’ye yükseldi. İşsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 259 bin kişi artarak 4 milyon 668 bin kişi oldu.

Konjonktürel olarak ocak ayı kış şartları nedeniyle işsizliğin zirve yaptığı bir dönemdir. Tarım, inşaat ve turizm sektörlerinde, şubat dönemi işsizlik istatistiklerine yansıyacak şekilde havaların ısınmasıyla birlikte, işgücü piyasası kıpırdanmaya başlar; yeni istihdam fırsatları ortaya çıkar. Ancak 31 Mart seçimlerine gidilirken ekonomik krizin etkisinin en az hissedilmesi, seçmen memnuniyetsizliğinin en düşük noktada tutulması için tüm olanakların seferber edildiğini biliyoruz. O nedenle önümüzdeki aylarda işsizlik istatistiklerinin daha da kötüye gideceğini, “en kötünün” henüz görülmediğini düşünüyoruz.

En kötüsü çalışanların sayısının azalması

İşsizlik rakamlarının ayrıntılarına indiğimizde, işsiz sayısının 366 bin arttığını gözlemliyoruz. Belki daha da vahimi, istihdam edilenlerin sayısının 498 bin sıçraması, sadece oransal değil mutlak anlamda da istihdam krizinin derinleşmesi. Diğer bir ifadeyle işgücüne katılım 132 bin düşmesine karşın, işsiz sayısı tırmanıyor.

15-24 yaşı içeren genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 26,7’ye kadar çıkmış. Bu son 1 yılda genelde işsizlik oranı yüzde 3,9 artarken, gençler arasında yüzde 6,8’lik bir bozulma görülmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla ekonomik krizin yükü genç kuşakların sırtına daha da fazla biniyor.

Kadınlarda işsizlik oranındaki artış yüzde 3,1 ile daha sınırlıyken, yüzde 16,5 istatistiği genel ortalamanın üzerinde seyrediyor. Bu da iş gücü piyasasındaki krizin toplumsal cinsiyet boyutunu gösteriyor, kadınların daha şiddetli bir vurgun yediğini ortaya koyuyor.

Ne eğitimde ne istihdamda olmayan gençlerin oranı da yüzde 26,7. Bu gösterge ne bir geliri, ne de geleceği olan gençlerin sayısının tırmandığını belgeliyor. Kaybedilmiş bir kuşaktan söz edilebileceğinin altını çiziyor.

İnşaat çöktü, sanayi yüzde 20’nin altına indi

Sektörel istatistiklere göz attığımızda, son 1 yıla göre 130 bin istihdam artışı sağlanan hizmetler dışında tüm ekonomik faaliyet alanlarında keskin bir düşüş gözleniyor. Tarımda 345 bin, sanayide 175 bin, en vahimi inşaatta ise 480 bin kişilik işsizlik artışı söz konusu. İnşaatta her 100 işin 24’ü kaybedilmiş durumda. Diğer sinyal veren bir istatistik ise sanayi istihdamının toplam istihdamdaki payının yüzde 20’nin altına düşmesi (yüzde 19,8). Çünkü sanayi göreceli olarak yüksek ücret ödenen, yüksek katma değer sağlanan bir işkolu.

İşsizlikte Avrupa ikincisiyiz

Önümüzdeki ay işsizliğin aylar öncesinden öngördüğümüz şekilde yüzde 15’in üzerine çıkması büyük olasılık. Türkiye yüzde 14,7 işsizlik oranıyla, yüzde 13,9’luk bir istatistiğe sahip İspanya’nın da üzerine zıpladı. Avrupa’da bizden daha berbat durumda bir tek yüzde 18’lik Yunanistan kaldı.

AKP’li yıllarda en yüksek işsizlik yüzde 13,7 ortalamasıyla 2009 küresel finansal kriz döneminde gözlemlenmişti. 2019 muhtemelen daha beter bir istatistikle kapanacak. Yeni Ekonomi Programı’nda Berat Albayrak’ın açıkladığı yüzde 12,1 oranı aşırı iyimser kalacak. Hatta IMF’nin son Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki yüzde 12,7 bile tutturulamayacak.

Berat Albayrak’ın Washington seferinin başarısız geçtiği ortada. Meşhur “Yapısal Reform” paketini uluslararası yatırımcılara “satamadığını” Financial Times, Reuters, Bloomberg gibi yayınların haberlerinden öğrendik. Dış kaynak sağlayamadan büyüyemeyen Türkiye ekonomisinin çok hızla irtifa kaybettiğini, hamasetin dışında çözüm üretilemediğini görüyoruz. Bu da ne yazık ki önümüzdeki aylarda işsizlik sorununun daha da ürkütücü bir boyut alacağını düşündürtüyor.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız