Google Play Store
App Store

İstanbul Barosu, Tehlikedeki Avukatlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, avukatlara yönelik şiddet, baskı ve güvencesizliğin yapısal bir sorun haline geldiğini vurguladı. Baro, savunmanın bağımsızlığına koşulsuz saygı çağrısı yaptı.

Kaynak: ANKA
İstanbul Barosu: Avukatlara yönelik tehdit ve baskılar yapısal soruna dönüştü

24 Ocak 1977'de Madrid’de, mesleklerini icra ettikleri için aşırı sağcı örgütlerle bağlantılı bir grup tarafından katledilen dört avukatın anısına ilan edilen Tehlikedeki Avukatlar Günü nedeniyle İstanbul Barosu bir açıklama yaptı.

Açıklamada yaşanan sorunlar anımsatıldı ve "Avukatlara yönelik şiddet, tehdit, hedef gösterme ve özgürlükten yoksun bırakma uygulamalarının etkin biçimde soruşturulmasını, avukatların adliyelere girişini engelleyen ve adliye içinde ötekileştirildiği uygulamalara derhal son verilmesini, avukatları yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden koşulların acilen değiştirilmesini, savunmanın bağımsızlığına ve güvenliğine koşulsuz saygı gösterilmesini ve savunmanın güvenliği için Devletin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmesini talep ediyoruz." denildi.

Tehlikedeki Avukatlar Günü nedeniyle İstanbul Barosu bir açıklama yaptı.

"2025–2026 döneminde ülkemizde avukatlar açısından tehlike, istisnai bir risk olmaktan çıkarak; yaşam hakkını, mesleki güvenliği, özgürlük ve güvenlik hakkını tehdit eden yapısal bir soruna dönüşmüştür." denilen açıklamada, avukatların ağırlaşan ekonomik koşullar altında her geçen gün daha fazla yoksullaştırıldığı; güvencesiz çalışma, artan maliyetler ve mesleğin itibarsızlaştırılmasının, bazı avukatlar açısından yaşamlarına son verme noktasına varan bir çaresizliğe yol açtığı vurgulandı.

İstanbul Barosu'nun açıklaması şöyle:

"Tehlikedeki Avukatlar Günü, 24 Ocak 1977 tarihinde Madrid’de, mesleklerini icra ettikleri için aşırı sağcı örgütlerle bağlantılı bir grup tarafından katledilen dört avukatın anısına ilan edilmiştir. Bu tarih o günden bu yana, insan hakları için mücadele eden avukatların susturulmaya çalışıldığı, tehdit edildiği, yargılandığı, siyasi baskı altında tutulduğu ve hatta öldürüldüğü gerçeğini görünür kılmak amacıyla uluslararası ölçekte anılmaktadır.

"GÜVENLİK HAKKINI TEHDİT EDEN BİR SORUNA DÖNÜŞMÜŞTÜR"

24 Ocak, yalnızca bir anma günü değil; savunma hakkına yönelen saldırıların, avukatların maruz kaldığı baskıların ve adaletin kırılganlığının tüm dünyaya hatırlatıldığı ve her sene farklı bir ülkedeki meslektaşlarımızın sorunlarına dikkat çekilen bir gündür. Türkiye'deki avukatların sorunları 2012 ve 2019 yılında dünyada gündeme alınmıştır. Bu anlamlı günün bu yıl ithaf edildiği ABD’de siyasi baskılarla tehlike altındaki avukatlara dayanışma duygularımızı gönderdiğimizi belirtiriz. 2025–2026 döneminde ülkemizde avukatlar açısından tehlike, istisnai bir risk olmaktan çıkarak; yaşam hakkını, mesleki güvenliği, özgürlük ve güvenlik hakkını tehdit eden yapısal bir soruna dönüşmüştür. Bu süreçte meslektaşlarımız; mesleğin ifası nedeniyle öldürülmüş, hedef gösterilmiş, savunma görevleri nedeniyle açık ve örtülü tehditlere maruz kalmış; hiçbir kabul edilebilir hukuki gerekçe olmaksızın özgürlükleri ellerinden alınarak susturulmak istenmiştir.

''BAZI UYGULAMALAR 'ÖZDEŞLEŞTİRME YASAĞINA' AÇIKÇA AYKIRIDIR''

Aynı dönemde avukatlar, ağırlaşan ekonomik koşullar altında her geçen gün daha fazla yoksullaştırılmış; güvencesiz çalışma, artan maliyetler ve mesleğin itibarsızlaştırılması, bazı meslektaşlarımız açısından yaşamlarına son verme noktasına varan bir çaresizliğe yol açmıştır. İstanbul’da avukatların 'suç tipine göre' bazı savcılıklara alınmaması yönündeki 'özdeşleştirme yasağına' açıkça aykırı uygulama, avukatların kriminalize edilmesi uygulamalarının artmasıyla genişletilmeye devam edilmiştir.

"SAVUNMANIN ADLİYEDEN DIŞLANMASI; AVUKATLARIN KRİMİNALİZE EDİLMESİ ANLAMINA GELMEKTEDİR"

Bu tabloya eşlik eden ve hukuk tarihi açısından ciddi bir kırılma niteliği taşıyan bir başka gelişme ise, soruşturma veya kovuşturmanın güvenliği öne sürülerek, bazı günler avukatların adliyelere girişinin fiilen engellenmesi uygulamalarıdır. Savunmanın asli unsuru olan avukatların, meslek kimlikleri ve anayasal sorumlulukları hiçe sayılarak adliye kapılarında durdurulması; savunmanın adliyeden dışlanması ve yine avukatların kriminalize edilmesi anlamına gelmektedir. Avukatın adliyeye alınmadığı bir ortamda bağımsız bir yargılamanın yapıldığından veyahut yapılan işlemlerin adalete hizmet edeceğinden bahsedilemez."

"SAVUNMANIN BAĞIMSIZLIĞINA VE GÜVENLİĞİNE KOŞULSUZ SAYGI GÖSTERİLMESİNİ İSTİYORUZ"

Mesleğini isra ettiği için öldürülen avukatların anıldığı açıklamada talepler ise şöyle dile getirildi:

"Avukatlara yönelik şiddet, tehdit, hedef gösterme ve özgürlükten yoksun bırakma uygulamalarının etkin biçimde soruşturulmasını, avukatların adliyelere girişini engelleyen ve adliye içinde ötekileştirildiği uygulamalara derhal son verilmesini, avukatları yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden koşulların acilen değiştirilmesini, savunmanın bağımsızlığına ve güvenliğine koşulsuz saygı gösterilmesini ve savunmanın güvenliği için Devletin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmesini talep ediyoruz."