Google Play Store
App Store
İstanbul Sözleşmesi kapsamında engelli kadın hakları

BAHAR TURAN
Psikolog

Engelli Kadın Derneği, gerek engellilikle ilgili çalışan örgütlerde gerekse kadın hareketinde engelli kadın kimliğinin yeterince temsil edilmediğini fark eden bir grup engelli kadın tarafından kuruldu.

Daha önce CEDAW Sözleşmesi için Türkiye’deki kadın örgütleri tarafından hazırlanan gölge rapora engelli kadınların durumu bağlamında katkı sunduk. Esasında engelli kadın meselesi özellikle Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin 6. Maddesi’nde yer almaktadır. Bununla birlikte kesişimselliğin yarattığı etkiyle kimliğimizi kapsayan, birçok ulusal ve uluslararası hukuki metinin hak anlamında getirdiklerinin ve getirmesi gerektiği durumların farkına vararak çalışma yürütmeyi önemsiyoruz.

Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi, tüm diğer kadına karşı şiddeti ve ayrımcılığı önlemek üzere hazırlanmış metinler gibi engelli kadınları da kapsamaktadır. Hatta madde 4’te, içinde engelliliğin de bulunduğu çeşitli kimlik farklılıkları nedeniyle sözleşmenin uygulanması sırasında devletlerin ayrımcı bir tutum göstermemesi üstünde durulmuştur. Hem engelli hem de kadın olmaktan ötürü birçok farklı biçimde ve şiddette ayrımcılığa uğrayan bir kimlik olarak engelli kadınlık hali, sözleşmede bu şekilde kapsanmıştır. Engellilik ile kadın hareketi içinde hak temelli bir mücadeleyi benimseyen Engelli Kadın Derneği için hiç şüphesiz İstanbul Sözleşmesi önemli bir dayanaktır.

Sözleşme’yi sahiplenişimize dair, Grevio’nun görüş aldığı sivil toplum kuruluşları toplantılarında hep yer alarak yazılan raporlara katkı sunmayı sürdürüşümüzü örnek verebilirim. Kendini feminist olarak tanımlayan bir kadın grubu için İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin tüm aktivist tutumlarda mücadele eden diğer kız kardeşlerimizle birlikte hareket etmek beklenir bir durumdur. Biz de bu açıdan hem Türkiye’de engelli kadına karşı şiddeti izlemeyi sürdürürken, Sözleşme bağlamında da olup bitenleri takip ediyoruz.

Umudumuz ve beklentimiz, başlangıcında çekincesiz destekçisi olan Türkiye’nin bu önemli sözleşmeye taraf olmaktan vazgeçmemesi, aksine toplumsal cinsiyete dayalı her türlü şiddeti ortadan kaldırmak için kimlikler arası ayrım gözetmeden politikalar oluşturmasıdır. Burada toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine hak temelli çalışan her örgütün katkısına yer vermek, hiçbir kimlik için nefret söylemine mahal vermemek değerli olacaktır.