Google Play Store
App Store

Bağımsız düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye genelinde artan sokak çeteleri ve organize suç yapılanmalarına ilişkin dikkat çeken bir çalışma yayınladı. Enstitünün verileri, İstanbul’da AKP’nin galip geldiği ilçelerde çeteleşme oranının daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Kaynak: Haber Merkezi
İstanbul’un yeni nesil çeteleri: ''AKP'nin kazandığı ilçelerde oran tırmanıyor''
Fotoğraf: Toplum Çalışmaları Enstitüsü

Son dönemde İstanbul’da görünürlüğü artan yeni nesil çeteler ülke gündeminde önemli bir yer tutar hale geldi.

Konuya ilişkin araştırma ise Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nden geldi.

Enstitünün Veri Analizi ve Araştırma Direktörü Yağmur Uzunırmak, konunun siyasi partiler veya ideolojik kimlikler üzerinden değil, yapısal sosyolojik dinamikler üzerinden okunmasının daha doğru olacağını ifade etti.

Uzunırmak’ın çalışmasına göre veriler, çete faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde ekonomik entegrasyon düzeyinin düşük olduğunu, düşük eğitim seviyelerinin, sınırlı sosyal hareketliliğin ve temel hizmetlere erişimdeki eşitsizliklerin bu alanlarda daha yoğun biçimde yaşandığına işaret ediyor.

AKP’NİN KAZANDIĞI İLÇELERDE SAYI YÜKSELİYOR

Çalışmada dikkat çeken verilerden ilki, ağırlıklı olarak AKP seçmeninin yaşadığı ilçelerde çete faaliyetlerinin daha yoğun gözlenmesi oldu. Sosyo-ekonomik entegrasyon düzeyi düşük grupların yaşadığı mahallelerde ayrıca, sınırlı eğitim imkânları ile kuşaklararası sosyal hareketliliğin zayıf olması öne çıktı.

EĞİTİM VE KUŞAKLARARASI EŞİTSİZLİKLER

Çalışma, ebeveynlerin özellikle annelerin eğitim düzeyinin çocukların geleceğini doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor.

Lise altı eğitime sahip annelerin çocuklarının üniversite mezunu olma oranı %21,8 iken, yükseköğretim mezunu annelerin çocuklarında bu oran %83,5’e çıkıyor.

Bu dramatik fark, Türkiye’de eğitimde fırsat eşitsizliğinin kuşaklararası olarak yeniden üretildiğini gösteriyor.

Uzunırmak’ın çalışmasına göre, DEM Parti seçmeni “işsizler” grubunun yoğunluğu açısından diğer parti seçmenlerinden ayrışıyor.

DEM Parti’nin oylarının yüksek olduğu bölgelerde işsizliğin de yüksek olduğuna işaret edilirken, çalışmada “İş piyasasına katılıma ilişkin aktardığımız veriler meselenin yalnızca bir boyutuna işaret etmektedir ve esas sorunun büyüklüğünü görmemiz için tek başına yeterli değildir.

Türkiye’de kazanç karşılığı hiç çalışmamış kitle detaylı biçimde incelendiğinde, bu grubun yüzde 75-80’ini kadınların oluşturduğu görülmektedir. Yalnızca cinsiyet açısından değil, bu bireylerin eğitim seviyelerinin de büyük ölçüde okuryazar-ilkokul düzeyinde yoğunlaştığı dikkat çekmektedir. Bu noktada kritik olan husus, ailenin, özellikle de annenin, çalışma hayatına katılımı ve eğitim düzeyinin çocukların geleceği üzerindeki belirleyici etkisidir” ifadeleri kullanıldı.

SOSYAL MOBİLİTE VE ÇETELEŞME

Çalışma, çete faaliyetlerinin yoğun olduğu mahallelerin sosyal mobilite açısından düşük fırsat sunduğunu ortaya koyuyor.

Sosyal mobilite, bireyin toplumsal konumunu yukarı taşımadaki imkânı ifade ediyor; Türkiye’deki düşük sosyal mobilite, bireylerin hayat başarısının büyük ölçüde doğdukları şartlarla belirlendiğini gösteriyor.

Bu durum, dezavantajlı mahallelerde büyüyen çocukların, İstanbul’un daha avantajlı bölgelerinde yaşayan akranlarıyla eşit fırsatlara ulaşmasını engelliyor.

BREZİLYA FAVELALARINDAN ÖĞRENİLECEK DERSLER

Öte yandan veriler, Türkiye’de aktif nüfusun yüzde 38.4’ünün, hayatı boyunca hiç kazanç karşılığı çalışmadığını gözler önüne serdi. Söz konusu oran Taylan’da yüzde 37,9, Güney Afrika’da ise yüzde 35,8 olarak ölçüldü.

Uzunırmak, Brezilya favelalarındaki çeteleşme örneklerini inceleyerek Türkiye ile paralellikleri ortaya koyuyor.

Favelalar gibi dezavantajlı mahallelerde devletin yokluğu, suç örgütlerinin güçlenmesine yol açıyor. Karteller, altyapı ve güvenlik hizmetlerini kontrol ederek fiilen kendi yönetimlerini tesis ediyor.

Benzer şekilde, İstanbul’un yoksul mahallelerinde devletin eksik hizmet sunumu, gençlerin çeteleşme riskini artırıyor.

SONUÇ: YAPISAL EŞİTSİZLİK VE DEVLETİN ROLÜ

Uzunırmak’ın verileri, yeni nesil çeteleşmenin yalnızca bireysel suç veya ideolojiyle açıklanamayacağını, sosyo-ekonomik eşitsizliklerin ve devletin hizmet açığının bir sonucu olduğunu gösteriyor.

Çete faaliyetlerinin yoğun olduğu mahalleler, eğitim, gelir ve sosyal fırsatlar açısından dezavantajlı alanlar olarak öne çıkıyor.

Çözüm, yalnızca güvenlik önlemlerinden değil, bu bölgelerde eşit fırsat, eğitim ve sosyal hizmetler sunmaktan geçiyor.

Uzunırmak konuya ilişkin analizi şu şekilde:

“Devlet bu bölgelerde dezavantajlı şartların içerisine doğan bir çocuğun İstanbul’un daha iyi durumdaki mahallelerinde büyüyen ve aynı gayreti sarf eden akranlarıyla benzer ekonomik, sosyal ve kültürel kazanımlar elde edebileceği bir fırsat iklimi oluşturmakta yetersiz kalmaktadır. 1960’lardan itibaren süren yoğun köyden kente göç ve devletin tüm bölgelere eşit düzeyde hizmet götürememesi, İstanbul’un çeperlerinde nesiller boyu kötü yaşam koşullarının birikmesine yol açmıştır. Bugün ortaya çıkan yeni yeraltı dünyasının bu mahallelerde doğması, tamamen bu yapısal süreçlerin doğal bir sonucudur.”