‘İşte bu!’ dedirten süper kahraman dizisi
Birgün Birgün Birgün Birgün
Ruh hastası ve sapkın süper kahraman olur mu hiç? Evet, kötü süper kahramanlar izledik ama bu öyle bir şey değil. İyimsi kötü karakterlerden oluşan The Suicide Squad veya Guardian of Galaxy gibi bir şeyden bahsetmiyorum. Bir yanıyla da riskli bir işten; gerçek ve adalet için savaşan ve bunu da Amerikan tarzıyla yapan kahramanların şeytani, gaddar […]

Ruh hastası ve sapkın süper kahraman olur mu hiç? Evet, kötü süper kahramanlar izledik ama bu öyle bir şey değil. İyimsi kötü karakterlerden oluşan The Suicide Squad veya Guardian of Galaxy gibi bir şeyden bahsetmiyorum. Bir yanıyla da riskli bir işten; gerçek ve adalet için savaşan ve bunu da Amerikan tarzıyla yapan kahramanların şeytani, gaddar olmasından bahsediyorum. Açıkçası The Boys isimli bu dizi bu janrı yere yatırıp kahkahalarla tokatlamış.

Dynamite Entertaintment’ın 2006’da yayımladığı ve zamanında ilginç konusu sebebiyle hakkında konuşulan aynı isimli çizgi roman, Amazon Prime’da yayımlandı. Sekiz bölümden oluşan ilk sezon son zamanlarda izlediğim en güzel dizilerden biri. Amazon üyeliği istemiyorsanız dahi size tavsiyem deneme için kaydolup bu diziyi izlemeniz. Dizinin yaratıcıları, ölçülemez yetenekteki, yaptıkları her işten orijinallik ve harikalık çıkaran isimlerden oluşuyor; Eric Kripke, Evan Goldberg ve Seth Rogen. Ama asıl milyon teşekkür tüm bu dünyayı hayal eden ve çizen Garth Ennis’e ait. Ennis, kapitalizm ve emperyalizmin süper kahramanları bile ele geçirerek çıkarcı, bireyci, gaddar hale getirebildiğini hicivli derin bir okuma ile yaratmış. Ennis’in yazdığı dünya ise Darick Robertson tarafından tasarlanıp resimlendirilmiş.

Oyuncu kadrosunun hepsi birbirinden başarılı. Kadroda Karl Urban, Jack Quaid, Laz Alonso, Tomer Kapon, Jennifer Esposito, Karen Fukuhara gibi isimler yer alıyor. Bu diziyi izlemek bende bir ferahlık hissi yarattı. Sanırım dünya çapında obsesyon yaratan süper kahraman filmlerine, karakterlere boğulduğumuz yoğun 2018-2019 sezonundan sonra antidot olarak imdada yetişti The Boys. Görsel efektler çok başarılı, hikâye akıyor, diyaloglar sıkmıyor, aksiyonlar dozunda, karakterler ilginç ama daha önemlisi hikâye ile birlikte gelişiyor. Açıkçası hâlâ izlediğim şeye inanamıyorum. Yazıyı yazarken bile gülümsemeye devam ediyorum. Mutlaka izleyin.

Hızlı ve Öfkeli: Hobbs and Shaw

Fast & Furious serisinin spin-off’u olan Hobbs & Shaw filminin mantıklı görünen hiçbir yanı yok, adeta canlı karikatür gibi. Kısacası son derece budala bir film ama kabul etmeliyim ki bir o kadar da eğlencelik. Dwayne Johnson ve Jason Statham’ın başrolünde olduğu filmin yönetmeni David Leitch oldukça deneyimli bir isim. Deadpool 2, Atomic Blonde filmlerinin yönetmeni olan Leitch aynı zamanda John Wick filmlerinde çeşitli statülerde yer almış bir isim. Film 3D seçenekli olarak vizyona girdi ancak bu filmi 3D izlemek çok gereksiz, o yüzden paranızı bu seçenek için harcamayın derim.

Fazla uzun olan filmin yumruk ve tekmeleme üzerine kurulu aksiyon sahneleri sıkıcıydı. Bu sahnelerin en keyifli yanı, aksiyonun gerçekleştiği çevreye uyum sağlayan karakterlerin kullandıkları araç gereçlerdi diyebilirim. Filmin aksiyon anlamında zirve yaptığı bir sahnede ise filmin bittiğini düşündüm ki bitebilmeliydi ama film kendini yenileyerek bir başka perdeye daha geçti. Bu bölümde bir serinin spin-off’u olduğunu hatırlayarak bu işin hakkını vermek için epey çaba harcadı. Sonuç olarak bu final perdesinde film, Fast & Furious’un temeline sirayet etmiş aile temasını ve elbette ki arabaları devreye soktu.

Hobbs ve Shaw için Tango ve Cash ikilisinin 2019 modeli diyebilirim. Zaten bu filmin en ilgi çekici tarafı ikilinin birbirlerini aşağılayarak atışmaları. Bunu Rap müziğindeki ‘dissrespect’ kelimesinden gelen ‘diss’e, ‘diss atma’ya benzetiyorum. Johnson ve Statham’ın kimyaları o kadar tutuyor ki ve o kadar eğlenceli birbirlerini taşlıyorlar ki sadece bunun için bu film izlenir. Ben de bu diss atma sahnelerini bekleyerek geçirdim filmi.

Kendini ‘siyahi Superman’ olarak tanıtan Idris Alba’nın kötü karakteri iyiydi ancak bu kötü karakterin büyük bir şirket tarafından teknolojik olarak geliştirilmiş kurşungeçirmez süper insana dönüştürmüş olması bilim kurguya ne zaman geçtik dedirtti. 80’ler, biraz da 90’lar aksiyon filmleri gibi eski usul bir şey beklerken buna şaşırdım. Madem saçmalıyoruz neden duralım, diyerek bir sonraki spin-off uzayda bile geçebilir.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız