birgün

27° AZ BULUTLU

ÇALIŞMA YAŞAMI 26.07.2020 11:50

İstihdam değil sömürü paketi

Mini istihdam paketine ilişkin Aziz Çelik işverenin işçi üzerindeki tahakkümünün artacağını belirtirken Arzu Çerkezoğlu ise tüm hak kayıplarına karşı eylemlilik içerisinde olacaklarını söyledi.

İstihdam değil sömürü paketi

Rıfat KIRCI

Mini istihdam paketinin Meclis’ten geçmesi birçok yeni sorunu da beraberinde getirdi. Emekçilerin bir yıl daha rızaları olmaksızın ücretsiz izne çıkarılmasının önünü açılarak işçiler yoksulluğa ve güvencesizliğe itildi. Ücretsiz izinde işçiler aldığı günlük 39 (yani aylık bin 168) lirayı kabul etmedikleri takdirde kıdem tazminatı ve işsizlik ödeneği haklarından vazgeçmek zorunda kalacak.

Bu durum da aslında, patronun işten çıkarmak istediği işçiyi ücretsiz izne göndererek istifa etmeye zorlamasına neden olacak.

Ancak patron tarafından ücretsiz izne gönderilen ve kıdem tazminatının içeride kalmasını istemeyen işçi ne yapacak? Kayıt dışı çalışmalar artacak mı? Kayıt dışı çalışmalar artarsa bu İSİG kurallarının göz ardı edilmesine neden olur mu? Kayıt dışı çalışan işçinin sendikalaşması nasıl olacak? Sorularımızı Çalışma Uzmanı Aziz Çelik ve DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu’na yönelttik.


Kayıt dışı çalışmalar artacak

Mini istihdam paketinin en büyük sorunlarından birisinin ücretsiz izin uygulaması olduğunu vurgulayan Aziz Çelik “Ücretsiz izne çıkarılan ancak kıdeminin içeride kalmasını istemeyen işçinin kayıt dışı işlere yönelecek “dedi. Bu durum kısa çalışma ödeneğinde de gündeme geldiğini hatırlatan Çelik şunları aktardı: “İşverenler hem kısa çalışma hem ücretsiz izin ödeneği kullandırıp hem de işçileri bir yandan çalıştırma yoluna gidebiliyor. Ayrıca işten çıkarma yasağıyla işinden ayrılamayan ama bin 168 lira aylık ücretle beklemek durumunda olanların tabi kayıt dışı çalışma eğilimi olacak. Bu paketin 2021’in ortasına kadar uzatılması bu eğilimi artıracak.”

Kayıt dışı çalışmaların birçok risk barındırdığının altını çizen Çelik şöyle konuştu: “Ücret düşüşlerinden tutun sigortasızlığa, güvencesizliğe kadar işçi açısından iş güvenliğinin olmadığı koşullarda çalışmaya kadar pek çok sorunu beraberinde getirir. Artı sosyal güvenlik açısından da prim ve vergi ödenmemesi anlamına gelir. Bu eğilimin artışıyla kamu maliyesi, sosyal güvenlik ve işçinin kendisi açısından da son derece olumsuz sonuçlar yaratacaktır” dedi.

İşten çıkarma gibi ücretsiz izin de tehdit

İşverenin ücretsiz izni bir tehdit aracı olarak kullanacağına değinen Çelik doğabilecek olumsuzluklara şu sözlerle dikkat çekti: “Ücret düşüşü işçinin yazılı onayı olmaksızın tek taraflı şekilde yapılamaz. Ancak ücretsiz izne çıkarıp bir yandan daha düşük ücretle çalıştırabilir ya da işçiyi daha düşük ücretle çalışmakla tehdit edebilir. Dolayısıyla işçinin hakkını aramasını engelleyebilir. İşçi ücretsiz izne çıkarıldığında bin 168 lirayla geçinmek durumunda kalacak. İşten çıkarma gibi ücretsiz izin de bir tehdit. İşveren açısından da herhangi bir tazminat zorunluluğu yok. Bu işçi açısından tehdit unsuru olarak kullanılır. İşverenler bu gibi açıkları kullanırlar, bu paket sayesinde de kullanmaya devam edecekler.”

Hak kayıpları giderilene kadar mücadele edeceğiz

Meclis’te kabul edilen paketin emekçiler açısından pek çok olumsuzluklar barındırdığını ve sendikalaşmanın önünde de engel olduğunu hatırlatan Arzu Çerkezoğlu ise yeni dönemde işçilerin bütün hak kayıplarına karşı mücadele hattı belirlediklerini söyledi. Kıdem tazminatına yapılan saldırının kısa süreliğine püskürtüldüğünü ancak kıdeme yapılan saldırılar tamamen ortadan kalkana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini aktaran Çerkezoğlu şunları söyledi: “Ücretsiz izin uygulamasına son verilmesi ve kısa çalışmadan faydalanma koşullarının ortadan kaldırılması gibi pandemi sürecindeki temel gündemlere dair bizim kıdem tazminatıyla başlayan bir mücadele sürecimiz var. Bu yaz aylarında da devam edecek. Binlerce bildiri bastık, duvar gazeteleri hazırladık. Sendikalı sendikasız bütün işyerlerine bunları ulaştırıyoruz. Bayram sonrasında da DİSK Başkanlar Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda bütün bölgelerde geniş katılımlı toplantılara, temsilci kurullarına, eylemlere, etkinliklere kadar örgütleyecek bir programı çıkarttık. Bayram sonrasında da devam edecek. Bu mücadele sürecinin temel talepleri kıdem tazminatının fona devredilmesi girişimlerinin ortadan kaldırılması, ücretsiz izin uygulamasına son verilmesi ve bununla birlikte pandemi sürecinde iş ve istihdam kayıplarını giderecek uygulamaların hayata geçirilmesi.”

Her şey sendikalaşmanın önünde engel

Çerkezoğlu son olarak şunları söyledi: “Türkiye’de işveren tutumundan devletin tutumuna, yasalardan mahkemelere kadar her şey engeldir. İşçiler sendikalı olduğunda ve DİSK’e bağlı sendikalı olduklarında çok ciddi baskılar yaşar. DİSK’te örgütlü her işçi baskı yaşar. DİSK’in olduğu her yerde işten çıkarmalar, direniş çadırları vardır. Bütün örgütlenmeler son derece zorlu geçiyor. Pandemi koşulları sermayeyi gözettiği için de işçileri hem çalışma hem de yaşam koşulları anlamında olumsuz etkileyecek durumları hayata geçiriyor. Bu da kuşkusuz işverenler açısından, işçilerin üzerindeki hem sendikalaşma hem de çalışma yaşamındaki baskıyı tahakkümü artıran sonuçlar ortaya çıkarıyor. Tek taraflı olarak işçiyi ücretsiz izne ayırma yetkisinin verilmesi işveren açısından çok büyük bir olanak. Bu baskılara topyekun mücadele edeceğiz.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız