birgün

14° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 14.04.2020 06:52

İsveçli bilim insanları hükümeti destekliyor

Katı kurallar koymadan Koronavirüs ile mücadele etmeyi hedefleyen İsveç’in ‘esnek’ strajesini Lund Ünivertesinden Profesör Peter Nilsson ve Umea Üniversitesinden Profesör Niklas Arnberg BirGün’e değerlendirdi

İsveçli bilim insanları hükümeti destekliyor

DİDEM MERCAN

Koronavirüs tüm dünyada hız kesmeden yayılmaya devam ederken, virüsle ‘relaxed approach’ modeli ile sert önlemler almadan mücadele etmeyi hedefleyen İsveç tartışmaları da beraberinde getirdi. Benzer bir model olan ‘herd immunity’ yani toplum bağışıklığı modelini sert önlemler almadan uygulamayı hedefleyen İngiltere vaka sayılarının hızla artmasının ardından bu stratejiden vazgeçmişti. İsveç hükümetinin virüsle mücadele konusundaki stratejisini Lund Üniversitesinden Epidemiyoloji alanındaki çalışmaları ile bilinen Profesör Peter Nilsson’a ve Umea Universitesi Profesörü Niklas Arnberg’e sorduk.

SİYASİ LİDERLER KARARLARI HALK SAĞLIĞI UZMANLARI İLE BİRLİKTE ALIYOR

İsveç ‘relaxed approach’ dediğimiz sert olmayan tedbirler alarak koronavirüsle mücadele etme yönetimi seçti. Bu strateji çok eleştiriliyor. İsveç Hükümeti neden bu stratejiyi benimsedi?

P.N: Salgın hala düzensiz yayılıyor bu nedenle her ülke kendisi için karar vermelidir. İsveç'te siyasi liderler, karar vermeden önce halk sağlığı uzmanlarını dinliyor ve kararlarını uzmanlarla birlikte alıyor, diğer ülkelerde politikacılar kendilerine karar vermek istiyorlar. Sürdürülebilir olduğunu düşündüğüm ‘esnek kısıtlayıcı strateji’ olarak adlandırdığım İsveç hükümetinin virüsle bu şekilde mücadele etme biçimini destekliyorum. Örneğin, Danimarka'da politikacılar, karantina konusunda daha radikal kararlar aldılar, ancak öte yandan kendi halk sağlığı uzmanları buna karşıydı. Çocuklar ve öğrenciler virüsün tehdit ettiği kitle değil dolayısı ile okullar İsveç’te hala açık. Diğer sebep ise en başta sağlık sektörü olmak üzere ebeveynlerinin işe gitmesini mümkün kılmak için hükümet okulların devam etmesi kararını aldı.

N.A: İsveç Stratejisi daha çok güven ile çalışıyor diyebiliriz. Hükümet sosyal mesafenin korunması gerektiğini, parti yapılmaması gerektiğini söylüyor, yaşlı insanları ziyaret etmeyin diyor. İnsanlar hükümetten gelen tedbir isvecli-bilim-insanlari-hukumeti-destekliyor-716100-1.planlarını koşulsuz bunu uyguluyor. Tedbirlerin çoğu; epidemiyoloji, bulaşıcı hastalıklar gibi konularında uzman olan İsveç Halk Sağlığı Dairesi'nden gelen önerilerdir. Ben İsveç’in salgını oldukça iyi yönettiğini düşünüyorum. Diğer birçok ülkeyle kıyaslayabiliriz ve aralarında bir yerlerde olduğumuzu söyleyebilirim. Mesela, Almanya kadar iyi değil ama Belçika kadar kötü değiliz.

İngiltere benzer bir strateji uygulamak istedi ancak vaka sayılarının artmasının ardından bu stratejiyi rafa kaldırdı. Şimdi ise kısıtlı karantina uygulaması var. Bu durumda sıkı karantina uygulayanlar yanlış mı yapıyor?

P.N: Hayır. Tam bir karantina gerekli olabilir ancak zamanını iyi ayarlamak gerekiyor, ne çok erken, ne çok geç. Eğer sıkı karantina kuralları çok erken uygulanmaya başlanırsa insanlar buna uzun süre dayanamaz, ekonomi çöker. Bence tam anlamıyla karantina sağlık sistemine çok fazla yük binmeye başlandığı noktada belli bir zaman dilimi için uygulanmalı. Öte yandan sıkı karantina kuralları kaldırıldığında salgın birkaç dalga halinde geri gelebilir. Mesela hemen hatırlamak gerekirse, 100 yıl önce yaşanan İspanyol gribi 2 yıl içinde dalgalar halinde geldi ve özellikle İskandinav bölgesinde ikinci dalga çok daha ölümcül sonuçlar doğurdu.

N.A: İngiltere Toplum bağışıklığı stratejisini uygulamaktan vazgeçti ve şu an daha katı bir sistemle mücadele etmeye çalışıyor. Şu anda İngiltere her şeyi kapattı oysa İsveç sadece bulaşma tehdidi yaratan ana nedenleri en aza indirdi. İngiltere ve hatta diğer ülkelerle aramızda böyle bir fark var. Yanlış olabilirim ama bence stratejileri karşılaştırmak için henüz çok erken. Elbette, kimse en iyi yapılacak şeyin ne olduğunu bilmiyor ama bu noktada en iyi tahminim İsveç'in halk sağlığı açısından diğer ülkeler kadar acı çekeceği, ancak İsveç'in mali olarak diğer ülkeler gibi zarar görmeyeceği.

Test konusuna gelecek olursak, kıyasla İsveç az sayıda test yaptı. Sizce İsveç yeteri kadar test yapıyor mu? İsveç’te tedavi veya aşı çalışmaları yapılıyor mu? Salgının ne zaman biteceğini öngörüyorsunuz?

P.N: Kaynak eksikliğimiz oldu, ancak şimdi İsveç'te, çoğunlukla hastane personeli ve hastaları hedefleyen, ancak tabi diğer risk gruplarını da içine alan test hizmetlerini hızlandırıyoruz. Buna ek olarak, Halk Sağlığı Kurumu, nüfus içindeki gerçek yayılımı öğrenmek için tanımlanmış bir popülasyonda ‘tarama testi’ projesini uygulayacak.

N.A: Hayır herhangi bir çalışmamız yok şu an için. Uyuşturucu veya etkili tedavi olmadığından diğer ülkeler kadar çaresiziz. Bu nedenle, salgının daha aylarca devam edeceğinden korkuyorum. Salgının ne zaman biteceği isvecli-bilim-insanlari-hukumeti-destekliyor-716102-1.aynı zamanda önlemlerin küresel düzeyde ne kadar verimli olduğuna da bağlıdır. Ülkeler toplum bağışıklığı kazanılmadan çok erken normale dönerse tekrar başa döneriz.

HALK HÜKÜMETE GÜVENİYOR

İsveç’te sosyal aktiviteler yasaklanmadı ancak hükümet sosyal aktivitelerin kısıtlanması konusunda halkı uyarıyor. İsveç halkı bu uyarıları dikkate alıyor mu? Hükümet farklı önlemler alıyor mu?

P.N: İsveç kültüründe sosyal dayanışma ve güven çok önemli bir yere sahip. Bu sosyal dayanışma duygusu ile insanlar hükümet yetkililerden gelen uyarıları dikkate alıyor çünkü onlara güveniyor.

Tabi bu hiç önlem alınmadığı anlamına da gelmiyor. Örneğin, geçen gün Başbakanımız, yetişkinlerin salgınla yüzleşmek için sorumlu bir şekilde davranmaları gerektiğini söyledi. Bu aynı zamanda yasayla da destekleniyor. Örneğin, İsveç’te 50'den fazla kişinin sosyal toplantılarda bir araya gelmesi yasak. Eğer insanlar bunu dikkate alınmazsa para cezası verilecek, hatta bana hapse gönderilecekler.

N.A: Zaten İsveç’in bu stratejisi güven üstüne dayalı bir yaklaşım. Bence sadece okulları, barları, restoranları kapatmak çok yardımcı olmayacak. Test kapasitesini olabildiğince arttırmak, kontakları takip edip ve karantinaya almak en doğru yöntem. Yaşlıları ve savunmasız kişileri mümkün olduğunca korumak bir diğer önemli nokta. Hijyen son derece önemlidir. En önemli şey, sabırlı ve sürekliliği korumak çünkü bu salgın aylarca sürecek. Aşılar veya antiviral ilaçlar açısından hızlı bir düzeltme bekleyemeyiz. Mesela, Türk hükümetine tavsiyem, temel araştırma bütçesini artırması, unutmamak gerekir ki tüm ilaçlar ve aşılar büyük araştırmalarla ortaya çıkar.

HALK BİLİNÇLİ, EĞİTİM SEVİYESİ ÇOK YÜKSEK

Uppsala Üniversitesinde Endüstriyel Yönetim masterı yapan Muratcan Özçelik, ilk ve orta dereceli okulların geleneksel şekilde devam ettiğini, üniversitelerin ise online eğitime uyarlanmaya başladığını belirtti. İsveç halkının isvecli-bilim-insanlari-hukumeti-destekliyor-716101-1.eğitim seviyesinin çok yüksek olduğuna dikkat çeken Özçelik, ‘İsveç halkı zaten sosyal mesafeyi koruyan bir kültüre sahip. İnsanlar zaten birbirlerine mesafeli bir şekilde yaşıyorlar dolayısı ile sosyal mesafenizi koruyun gibi bir uyarıya gerek kalmıyor. Bunun dışında İsveç’te nüfus çok az ve kontrol edilebilir. Hükümet kendi sağlık sistemine de halkına da güveniyor. Halk çok bilinçli, bir yasak koymanıza gerek kalmıyor, açıklamaların ardından insanlar tedbir planını hemen uygulamaya başlıyorlar çünkü eğitim seviyesi çok yüksek. Hükümet olarak siz sağlık kurumlarının güçlenmesine odaklanıyorsunuz halk kendi sağlığını kendi düşünüyor. Bence tüm bunlar bir araya geldiğinde daha başarılı bir salgın yönetim ortaya çıkıyor. Salgının dalgalar halinde geleceği söyleniyor. İsveç’in ikinci ve üçüncü dalgalarda bu strateji ile daha başarılı olacağı belirtiliyor çünkü ilk dalgayı yaşadığımız şu günlerde bağışıklık kazandığımız düşünülüyor. İsveçlilerin bir mottosu vardır, ‘en iyisi umut eder, en kötüsüne hazırlanırız’. Bence bu mottoları uyguladıkları stratejileri ile gayet uyumlu. Başarılı olup olmayacaklarını da zamanla göreceğiz’’ dedi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız