İşyerinde kılık kıyafet ve görünüm tartışmaları üzerine-1
HÜSEYİN İRFAN FIRAT HÜSEYİN İRFAN FIRAT

Ülkemizde çalışanların genel görünümleri ve kılık kıyafetleri öteden beri tartışma konusu olagelmiştir. Bu tartışmalara bir örnek, geçmiş yıllarda ünlü bir iş insanı ve dönemin başbakanı arasında kamuoyunda yaşanan polemiklerle gündeme gelmişti.

Gerçekten de ünlü iş insanı Rahmi Koç, bir gazeteye verdiği mülakatta, “Ne tür insanları kesinlikle işe almazsınız?” sorusuna aşağıdaki yanıtı vermişti: “Sakallı, bıyıklı adam katiyen almam. Kirli sakal da sevmem. Her gün tıraş olacak bir kere. Cote D’Azur’e gider gibi gelinmez. Bluejean de giyilmez. Kadınlar da mini giyemez. Buranın da kendine göre bir ciddiyeti var.”

Bu arada konuya dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da müdahil olmuş ve Başbakanın basına konuyla ilgili aşağıdaki sert görüşleri yansımıştı: “’Ben işyerime sakallı veya bıyıklı olanları asla almam’ diyenlerden yana olmadık. Bunlar ayrımcılığın ta kendisidir. Bugün dünyanın neresinde böyle bir ilkel anlayış var? Kendi insanları arasında böyle bir ayrımcılığı yapmanın sosyolojik anlamda bir tanımı olabilir mi? İnsana bakışın böyle bir tanımı olabilir mi?”

Yukarıda yer alan tartışmalara basınımız da katılmakta gecikmedi ve geçmişte (eski iş yasası döneminde) verilmiş bir Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı referans gösterilerek, Yüksek yargının da Rahmi Koç’la aynı görüşte olduğu haberleri, ülkemizin yüksek tirajlı gazetelerinde benzer içeriklerle yer aldı.

Aslına bakacak olursanız, bu konudaki tartışmalar yeni sayılmaz. Çalışanların işyerlerindeki giyim tarzları ve görünümleri (sakal, bıyık, saç, makyaj ) öteden beri tartışma ve çekişme konusu olmuş konuların başında gelir.

Kamu kuruluşları bakımından konu çıkartılan yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş olduğundan kamu alanında pek sorun bulunmamaktadır. Ancak özel sektörde konu tartışmalı olma özelliğini halen korumaktadır.

Şimdi dilerseniz yukarıdaki tartışmalarla güncellik kazanan bu konuya biz de bu yazımızla değişik açılımlar kazandırmaya çalışalım.

Öncelikle kıyafet ve genel görünüm kişilik hakları arasında yer alan, özel yaşam hakkı ile ilgili bir konudur. Dolayısıyla da işçinin kişilik hakları ile ilgili olan bu konuya işverenin müdahale edebilmesinin gerçekten haklı nedenleri olmalıdır.

Bu nedenlerin başında da şüphesiz işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin önlemler ve yükümlülükler gelmektedir. Gerçekten de yasa ve yönetmelikler çerçevesinde işveren işçiye işçi sağlığı ve iş güvenliği bakımından verdiği koruyucu kıyafet ve malzemenin kullanılmasını isteyebilecek ve kullanılmaması koşulunda gereğinde işçiye hukuksal yaptırım uygulayabilecektir.

İşçinin giyim tarzına, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale yetki ve sorumluluğu, bu konudaki yönetmelikle açıkça belirtilmiştir. Bu konuya örnek olarak gösterilebilecek bir kararında yüksek mahkeme, işverenin verdiği koruyucu malzemeyi kullanmamakta ısrar eden işçinin kendi sağlığını tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle yerel mahkemenin verdiği işe iade kararını reddetmiştir.

İşverenin işçinin giyim ve dış görünüşüne müdahalesini haklı kılabilecek bir diğer haklı neden, üretilen mal ya da hizmetin hijyen ve dolayısıyla da sağlık koşullarına uygunluk sebepleri olabilir. Gerçekten de işverenler özellikle gıda ve ilaç üretimi, sağlık hizmeti gibi alanlarda işyerlerinde maske ve bone kullanılması, sakal bıyık bırakılmaması türünden talimatlarla işçilerin iş esnasındaki kıyafetlerine ve görünümlerine müdahale etme hakkına sahiptirler.

Yine bu konuya örnek oluşturabilecek bir kararında yüksek yargı, görevi aşçı olan bir personelin uyarılara rağmen sakalını kesmekte direnmesi üzerine iş sözleşmesinin tazminatsız olarak sona erdirilmesinde işvereni haklı bulmuştur. Yüksek mahkeme, kararının gerekçesinde “Gerçekten davacının sakal bırakması sağlık koşulları ve gördüğü işin niteliği ile bağdaşmaz” demektedir.

Buraya kadar, işverenin işçinin kişilik hakları arasında yer alan ve başta da belirttiğimiz gibi özel yaşam hakkıyla ilgili olan giyim, kuşam ve genel görünüşü gibi konulara işçi sağlığı ve iş güvenliği ile hijyen, sağlık gibi gerekçelerle müdahale edebileceğini yargısal kararların da desteğiyle açıklamaya çalıştık.

Peki, yukarıda sayılan gerekçelerin dışında bir nedenle işveren işçinin giyimine ve görünümüne müdahale edebilir mi? Ve bu konuda koyduğu kurallara uymadığı gerekçesiyle işçiye yaptırım uygulayabilir mi?

Konumuzun bu bölümüne yarın devam edeceğiz.