“It’s Delovely”
Birgün Birgün Birgün Birgün
Pazar günü internetteki haberlere, özellikle de kültür-sanat ve spor ağırlıklı olanlara göz atarken, Britannica gibi ciddi kaynaklarda, 9 Haziran’ın çok sevdiğim bir müzisyenin doğum günü olduğunu gördüm. Yazılı kaynaklar vardı, onlardan daha az sayıda da görseller. Cole Porter fotoğrafları güzeldir, yakışıklıdır, günümüzde de nadirdir ama zaten Porter deyince benim gözümün önüne başka birinin yüzü gelir: […]

Pazar günü internetteki haberlere, özellikle de kültür-sanat ve spor ağırlıklı olanlara göz atarken, Britannica gibi ciddi kaynaklarda, 9 Haziran’ın çok sevdiğim bir müzisyenin doğum günü olduğunu gördüm. Yazılı kaynaklar vardı, onlardan daha az sayıda da görseller. Cole Porter fotoğrafları güzeldir, yakışıklıdır, günümüzde de nadirdir ama zaten Porter deyince benim gözümün önüne başka birinin yüzü gelir: Kevin Kline.

Amerikalı aktör, Irwin Winkler’ın Cole Porter filmi “De-Lovely”de bu büyük müzisyeni oynamıştı. Yüzü, sesi, hele hele filmin başında son dönemindeki Porter’ın kısık bir sesle şarkı söylemesi unutulmaz. Saçları iyice dökülmüş, ölümün eşiğindeki Cole Porter, sağ bacağı kesildikten sonra tekerlekli sandalyesiyle başına geçtiği piyanoda “De-Lovely”yi çalıp söylüyor. Yıllar önceki bir kazada attan düşünce hurdahaş olan bacakları, sayısız ameliyata rağmen ıstırap vermeyi sürdürünce nihayet bacağını kestirmeye karar vermis. 35 yılı aşkın süredir evli olduğu karısının ölümünden sonra, Waldorf-Astoria’daki dairesinde yalnız. Hep birbirlerine destek oldukları için ona ağır gelen bir yalnızlık.

Gerçi o sıralar Los Angeles Times’da yazan (sonra New York Times’a geçen) Manohla Dargis (ki, güvendiğim bir eleştirmendir) filmi beğenmemişti ama Kline’ın ve ondan sekiz yaş büyük karısı Linda rolündeki Ashley Judd’ın performansları, hakiki karakterlerin acılarını bize yansıtıyordu. Olsa olsa, Cole Porter şarkılarını söyleyen on beş yıl öncesinin şarkıcılarının bir kısmının yorumlarını takdir etmedim diyebilirim. 1946’da insanlar “gay”lik konusunda pek hassas oldukları için, Porter’ı Cary Grant’ın oynadığı “Night and Day” ise farklı bir film olmuştu.

“De-Lovely”de Cole Porter, kendi hayatını, kendi hikâyesini anlatıyor. Oyuncular, hayatındaki kişiler, perdede olup bitenler onun yaşadıkları… Bu arada, 6 yaşında keman, 8 yaşında piyano çalmaya başlayan, oyunculuğa karar vermeden önce müzik eğitimi gören, kendi şarkıları da olan Kevin Kline, şarkıların çoğunda piyanoyu kendi çalıyor. Aktörün aynı zamanda çok başarılı bir Shakespeare oyuncusu, bir tiyatrocu olduğunu hatırlatalım.

Porter’a gelince, zengin bir ailenin çocuğuydu. Doğum yılı 1891 olduğu halde, onun meşhur olmasını çok isteyen annesi, 12 yaşındaki bir müzik yeteneğinin 14 yaşındakinden daha fazla dikkat çekeceğini düşünerek bu tarihi 1893 yapmıştı. Boşuna endişe etmiş. Oğlu genç yaşında Jimmy Durante, Bob Hope gibi isimlerle çalıştı. Broadway’daki ilk oyununda, daha önce balet olan Clifton Webb oynadı (Sonra meşhur bir aktör oldu.) Broadway’in en büyük isimlerinden biri olacak Ethel Merman Porter’ın yanında ilk kez stenograf olarak çalıştı. Patronuna göre, gördüğü en iyi stenograftı. Porter’ın kendisi de adı Irving Berlin, George Gershwin ve Jerome Kern’le birlikte anılan en büyük Amerikalı bestecilerden biriydi. Karısı Linda, Porter’ın kendisine kapılarını açtığı dünyadan hoşnuttu ama onun klasikçi olmasını istiyordu. Olmadı ama, herkesin müziği kendine…

Peki, niye bu kadar çok “De-Lovely” (filmed tireli yazılıyor ama şarkının adında aslında tire yok)? Çünkü Irwin Winkler’in filmi, bestecinin özgün bir müzikal portresi ve baştan aşağı onun akıldan çıkmaz şarkılarıyla dolu. İncelikli ama cüretkâ Porter lirikleriyle büsbütün değer kazanmış şarkılar: “Night and Day,” “I Get a Kick Out of You,” “Begin the Beguine,” “I’ve Got You Under My Skin,” “In the Still of the Night,” “Just One of Those Things,” “Love for Sale,” “My Heart Belongs to Daddy,” “Too Darn Hot,” “It’s Delovely,” “I Concentrate on You,” “Always True to You in My Fashion,” “I Love Paris” ve en çok sevdiğim “You’d Be So Nice To Come Home To”. Pırıltılı ama zor bir hayattı.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız