birgün

24° AZ BULUTLU

AVRUPA 08.07.2020 16:49

İtalya’da koronavirüs sonrası artan ulusal egemenlik tantanası

İtalya’da koronavirüs sonrası artan ulusal egemenlik tantanası

Barış Yüksel / Bologna

İtalya karantina sonrasında ekonomik toparlanmaya odaklandı. Rakamlar ise iç açıcı değil. Milyonlarca insanın fakirleştiği İtalya’da, bütün taraflar İtalya için “en iyisinin” istenmesi konusunda anlaşmış gözükse de en iyiyi kimin getireceği ya da en iyinin ne olduğu konusunda tartışmalar hiç duraksamadan devam ediyor.

Başbakan Giuseppe Conte “İtalya yirmi yıl kaybetti, yola koyulalım” derken, patronlar sendikası, bir milyona yakın işin tehlikede olduğundan bahsedip, hükümetten ülkede şahlanış hamlesi getirecek “kolaylıklar” beklediğini açık bir şekilde ifade ediyor.

Anketlerde düşüşte olmasına rağmen hala en fazla oya sahip gözüken Salvini ise; İngiltere’deki neoliberal programların amansız uygulayıcısı Thatcher’ın, “ekonomik özgürlük yoksa özgürlük yok” sözlerini yineleyip, “zorda olan İtalyan ailelerin ve işletmelerin sesi olmaya geliyoruz” iddiasıyla olası bir hükümet değişikliğinde sermaye yanlısı neoliberal politikaları izleyeceğinin sinyalini veriyor.

Koronavirüs sonrası ekonominin yapılandırılması sürecinde, karantina döneminde “geleneksel” aile, çocuk bakımı ve ev işleri dayatılıp emek mücadelesinden koparılmaya çalışılan kadın mücadelesi; “normal” zamanlarda bile kayıtdışılığı ve ötekiliği üzerinden emeği sömürülüp insanlığı reddedilen mülteci ve göçmenler ile sendika(sız) işçi hareketleri ve sol; hak ve özgürlükler temelli mücadelenin çoğunluk lakin temsil edilmeyen tarafında yer alıyor.

İTALYAN SAĞI VE ULUSAL EGEMENLİK TANTANASI

Popülist bir hareket olarak görülen 5 Yıldız Hareketi ve merkez sol pozisyonundaki, Demokratik Parti ortaklığında süregelen bir hükümet tarafından geçtiğimiz Eylül ayından beri yönetiliyor olsa da, İtalya’da gündemde sağın ağırlığı var demek yanlış olmaz.

Varolan hükümetin Salvini döneminden süregelen tartışmalı mülteci politikalarını tamamen terk edememiş olması ya da sokaklarda güvenlik gerekçesiyle askerin kullanılmaya devam edilmesi gibi tasarruflarında sağın nasıl etkisinin devam ettiğini göstermesi açısından örnek oluşturabilir.

Burada var olan hükümetin bir araya gelme şeklini hatırlamakta fayda var. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Salvini’nin partisi Lig oyunu %28’den fazla arttırınca küçük ortağı olduğu 5 Yıldız Hareketi- Lig hükümetine karşı güven oylaması isteğinde bulunmuş, sonrasında 5 Yıldız Hareketi ve Demokratik Parti gibi politik arenada birbirine uzak iki parti ortaklık oluşturmuş ve hükümeti kurmuştu. Böylesi bir ortaklık da sağın ülkedeki sözüm ona sağduyu olma halini pratikler düzleminde radikal bir düzeyde değiştirmemişti.

Koronavirüs ile birlikte AB’nin başlangıçta İtalya’yı yalnız bırakması durumu, ülkede sağ demogojileri arttırırken krizden çıkış sürecinde İtalya’nın sağlık sektörünü geliştirmek amaçlı kullanabileceği Avrupa İstikrar Fonunu da şimdilik elinin tersiyle itmesine yol açmış gözüküyor.

Merkel, İtalya’yı işaret ederek “bu fonlar kullanılmak üzere var” demişti. Bunun üzerine de İtalya Başbakanı Conte, “karar verilmiştir” diyerek Eylül ayına kadar bu fonun kullanılmayacağını ifade etmişti. Salvini ve Meloni de duruma karşı çıkmış, Salvini “çocuklarımızın geleceği tehdit altında” derken, sağın diğer ismi Meloni “madem avantajlı neden diğer ülkeler kullanmıyor” demişti.

PİYASADAN BORÇLANMAK

Bir önceki yazımda 5 Yıldız önderliğindeki hükümetin var olan fonları kullanmak yerine borçlanmaya giderek piyasaya daha fazla borçlanmak zorunda kaldığından bahsetmiştim. Paralel olarak, İtalya Merkez Bankası Başkanı İgnazio Visco, Avrupa İstikrar Paketi için “ihtiyaç halinde kullanılmasında risk görmüyorum lakin bu fonların tanrının lütfu olduğunu düşünmemeliyiz. Bu fonlar market yerine Avrupa’ya, daha uygun şartlarla borçlanmamız demek” demişti. Nitekim, Demokratik Parti lideri Zingaretti de var olan fonun kullanılmaması üzerine “sadece lafı dolandırmak, daha önce hiç sahip olmadığımız kaynaklara sahip olabiliriz ve bu kaynakları koşulsuz olarak sağlık alanında araştırma, geliştirme ve altyapı gibi temel alanlarda kullanabiliriz” diyerek partisinin on gerekçesini açıklamıştı.

Eylül ayında yapılması öngörülen Lombardiya, Veneto gibi önemli bölgeleri de içeren bölgesel seçimlerin yapılacak olması, Başbakan Conte’nin varolan Avrupa fonlarını neden Eylül ayına kadar ertelediği konusunda bize fikir de vermiş oluyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız