İtalya limanlarında işçi direnişi: İsrail'e silah sevkiyatları engellendi
İtalya’daki genel grev, yalnızca hükümetin savaş yanlısı politikalarına değil, aynı zamanda işçilerin yaşam koşullarını ağırlaştıran kemer sıkma ve silahlanma projelerine karşı da güçlü bir yanıt oldu. Grev ve blokajlar, Filistin halkıyla dayanışmayı somut bir direnişe dönüştürerek İtalya işçi sınıfı tarihine yeni bir sayfa ekledi.

Hazal KORKMAZ / FLORANSA
İtalya'da 22 Eylül’de, aşırı sağcı Meloni hükümetine ve İsrail’in Gazze'de sürdürdüğü soykirima karşı USB’nin çağrısıyla başlayan genel grev, ülke çapında büyük bir mobilizasyona dönüştü. Kuzeyden güneye otoyollar, tren istasyonları ve meydanlar binlerce kişi tarafından bloke edildi. Yüz binlerce insan, uzun süredir beklenen bir çağrıya yanıt vererek sokaklara çıktı.
Son iki yılda, Avrupa genelinde Filistin için mücadeleye yönelik baskı sürekli bir olguydu; ancak bu sefer gerçekten işçiler ve halk durdurulamadı. Katılımın bu denli yaygın olmasının nedeni yalnızca İsrail’in Filistin’deki saldırılarına duyulan tepki değil, yıllardır süren örgütlenme çalışmasıydı. USB ve taban sendikaları, Potere al Popolo ile birlikte bu mobilizasyonu mümkün kılan zemini hazırladı. Röportajlarda ifade edildiği gibi: “Bu sonuç, militanların hayatlarını adadığı uzun soluklu bir çalışmanın ürünüdür.”
Liman işçileri, bu sürecin en stratejik öznelerinden biri oldu. Limanların bloke edilmesi stratejinin temel halkasını oluşturdu; Cenova Meclisi de liman işçilerinden oluşan CALP grubu tarafından başlatıldı. Her durumda, bir ülke için limanlar ekonomide kritik rol oynar; farklı türden geçişlerin merkezi noktalarıdır ve limanları bloke etmek, ekonominin ve özellikle savaş ekonomisinin büyük bir bölümünü durdurmak demektir.
Livorno, Cenova, Marghera ve Trieste limanlarında gerçekleştirilen blokajlar, savaş ekonomisinin damarlarını hedef aldı. Livorno’da üç gün süren bir eylemle Amerikan menşeli bir gemi aracılığıyla İsrail Caterpillar’larının boşaltılması engellendi. Taranto’da İsrail hava kuvvetleri için ham petrol yükü bloke edildi. Hâlâ her saat başı, tüm İtalya’da liman blokajları ve sürekli nöbetler eklenmeye devam ediyor.

CENOVA’DA 27 EYLÜL ZAFERİ
Bu mobilizasyonun en somut örneklerinden biri 27 Eylül akşamı Cenova’da yaşandı. CALP işçilerinden gelen bilgiyle, limanda İsrail’e silah taşıyacak bir geminin yükleme yapmaya hazırlandığı öğrenildi. İşçiler derhal terminale giderek durumu kontrol etti.
CALP ve USB’nin açıklamasına göre, uzun süren müzakereler sonucunda: gemi on konteynerlik patlayıcı yükünü alamadı, konteynerler denetim altına alındı ve nihayetinde, liman emniyet mudurune baski olusturarak gemi, yükünü almadan limandan ayrılmak zorunda kaldı.
CALP Genova ve USB'nin açıklamasında, “Bu büyük bir zaferdir. 27 Eylül saat 21.30’dan itibaren USB olarak limanlarda silah yükleme ve boşaltmaya karşı 24 saatlik bir grev ilan ettik. Cenova bir kez daha hükümete yolu göstermiştir: Her şeyi durdurmak, İsrail’e giden tüm sevkiyatlara tam ambargo uygulamak. Filistine özgürlük!” denildi.
BASKIYA RAĞMEN BÜYÜYEN HAREKET
Genel grev sırasında Milano, Roma, Napoli, Torino ve Bologna’da otoyol ve tren istasyonları bloke edildi.
USB’den Giovanni, “Son iki yılda Avrupa genelinde Filistin için mücadeleye yönelik baskı sürekli bir olguydu; ancak bu sefer gerçekten bizi durduramadı” dedi.
Önemli bir nokta: polis saldırıları ve baskılar, mobilizasyon saatlerdir başlamışken ancak öğleden sonra gerçekleşti. Bu durum, baskının aslında korku ve zayıflığın bir göstergesi olduğunu açıkça ortaya koydu. Giovanni, “Karşı taraf grevin kazandığı gücü fark edince müdahale etmeye karar verdi. Ayrıca muhtemelen mobilizasyonun olağanüstü başarısını beklemiyorlardı; bu yüzden birçok şehirde gerçek anlamda tepki veremediler ve blokajlar görece kolaylıkla çoğaldı” diye ekledi.

ENTERNASYONEL BOYUT
USB ve liman işçileri, bu hareketi enternasyonel alana taşımak niyetinde. Giovanni, “Bu bağlamda, bu hafta sonu liman işçilerinin enternasyonel delegasyonlarıyla bir toplantı olacak. Bu toplantıda hem bireysel gruplar hem de diğer Avrupa ülkelerinden sendikal örgütler yer alacak” dedi.
Giovanni, etkinliğin, “karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak ve savaş ile silah ticaretine karşı enternasyonel bir mobilizasyon önerisini tartışmak için önemli bir fırsat olacağını” vurguladı.
Amaç, silah ticaretine ve savaş ekonomisine karşı enternasyonel bir mobilizasyonu güçlendirmek.
İtalya’daki genel grev, yalnızca hükümetin savaş yanlısı politikalarına değil, aynı zamanda işçilerin yaşam koşullarını ağırlaştıran kemer sıkma ve silahlanma projelerine karşı da güçlü bir yanıt oldu. Grev ve blokajlar, Filistin halkıyla dayanışmayı somut bir direnişe dönüştürerek İtalya işçi sınıfı tarihine yeni bir sayfa ekledi.


