birgün

18° AZ BULUTLU

GÜNCEL 25.09.2020 04:00
author

İyi hekimlik için…

Geniş halk kesimlerinin içinde bulunduğu yaşam zorluklarının sınıfsal zeminden kopartılarak, toplumun eğitimli ve örgütlü kesimlerini hedef alan sebepsiz bir öfkeye dönüştürülmesi, siyasi iktidarın en önemli yönetim stratejilerinden birisi oldu.

Giderek yaygınlaşan bu çarpık ve yanlış anlayış nedeniyle, ülkemizdeki profesyonel meslek sahipleri ve mensubu oldukları örgütleri, ülkenin diğer aydın kesimleriyle birlikte hiç hak etmedikleri bir öfke ve şiddetle baş etmek zorunda kalıyorlar.

Üniversitelerimizdeki toplumcu akademisyenleri hedef gösteren yayınlar, sosyal medyada aydınlara yönelik tehditler, hastanelerde hekimlere yönelik saldırılar, öğretmenleri şikayet etmek için açılan özel hatlar ve akademik meslek birliklerini etkisizleştirmeye-değersizleştirmeye yönelik açıklamalar AKP’nin iktidar döneminde vaka-i adiyeden sayılır hale geldi.

Gücünü vasattan, nobranlıktan, anti-entelektüellikten ve kaba kuvvetten alan bu anlayış, AKP’nin dinci-gerici politikalarıyla ve farklı toplum kesimlerini birbirine karşı kışkırtan ayrıştırıcı söylemiyle kusursuz biçimde eklemlenerek gündelik yaşama egemen oldu.

Yıllardır artarak büyüyen ve çoğunlukla cezasız bırakılan şiddet vakalarının ve tehdit gösterilerinin arkasında, siyasi iktidarın bu politikaları yatmaktadır.

SAĞLIK ÇALIŞANLARI HEDEF GÖSTERİLİYOR

Artık bir iktidar rutini haline dönüşen bu uygulamaların klasik örneklerinden birini geçtiğimiz hafta içerisinde, iktidar ittifakının küçük ortağı konumundaki Devlet Bahçeli’nin Türk Tabileri Birliği’ni hedef alan açıklamalarında gördük.

Bahçeli, Türk Tabipleri Birliği’nin salgın döneminde artan vakalara, hayatını kaybeden vatandaş ve sağlık çalışanlarına dikkat çekmek için hastanelerde siyah kurdele takılması yönündeki çağrısını “zehirli ve zillet bir komplo” olarak tanımlayarak, TTB’nin “derhal ve gecikmeksizin kapatılmasını” ve “yöneticileriyle ilgili adli işlem yapılmasını” istedi.

Bahçeli’nin kendine ait diliyle süslediği çağrının içeriği, iktidarın meslek örgütlerine yönelik geleneksel yaklaşımıyla büyük paralellikler gösteriyor. Nitekim Bahçeli’nin bu açıklamalarına karşı toplumun her kesiminden tepki gelirken, iktidar partisinden hiçbir tepki verilmemesi bu duygu ortaklığını göstermektedir.

Bahçeli’nin açıklamasından birkaç gün sonra Ankara Keçiören’de bir hastanenin silahlı hasta yakınları tarafından basılması, siyasi iktidarın söyleminin toplumsal hayatın içerisinde nasıl karşılık bulduğunun en açık örneklerinden biri olarak hafızalarımıza kazındı. Silahlı saldırganların şiddetinden korunmak için servisin kapısını canhıraş kapatmaya çalışan sağlık çalışanlarını bu denli savunmasız bırakan, iktidarın söylemidir.

Kendilerinden olmayan, kendileri gibi düşünmeyen, denetimleri altında olmayan herkesi, özellikle de örgütlü kesimleri her fırsatta hedef gösteren bu anlayışın demokrasiyle bağdaşır tarafı olmadığı gibi, toplumun ortak geleceği açısından da en önemli tehditlerden biridir.

TTB’NİN YANINDAYIZ

Halkın sağlığına, toplumun ortak çıkarı ve ülkemizin geleceğiyle ilgili konularda mesleki bilgi ve birikimlerinden hareketle görüş, öneri ve eleştirilerini dile getirmek, bu doğrultuda çalışmalar yürütmek Kamu Kurumundaki Meslek Kuruluşlarının anayasal görevi ve sorumluluğudur.

Türk Tabipleri Birliği de uzun yıllardan bu yana bu anayasal görev ve sorumluluğu uyarınca, halkın sağlığını, meslektaşlarının can güvenliğini ve bütün olarak sağlık sistemimizin iyi işlemesi için çalışmakta, fedakârca mücadele etmektedir.

Salgına karşı büyük bir fedakârlıkla mücadele eden, daha fazla kişiye daha iyi sağlık hizmeti verebilmek için kendi hayatlarını tehlikeye atan, bu uğurda canlarını yitiren hekimlerimizin sesine ve taleplerine kulak vermek yerine onları tehditle susturmaya çalışmak böylesi bir dönemde ülkemize yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir.

İyi hekimlik değerlerinin, halkın sağlık hakkının ve meslek etiğinin korunması için mücadele eden, bu uğurda bedel ödemekten kaçınmayan Türk Tabipleri Birliği, ülkemizin en değerli kurumlarından biridir.

Siyasi iktidarın sığ dünya bakışı ve dar siyasal çıkarları uğruna ülkemizin gözbebeği kurumlarımızın itibarsızlaştırılmak istenmesine asla izin vermeyeceğiz. İyi hekimliğin, iyi hekimlerin ve onların mesleki demokratik kitle örgütlerinin daima yanında olacağız!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız