İyi yazılmış her öykü benim ders kitabım!

10.11.2019 10:47 KÜLTÜR SANAT
Meral Saklıyan'ın öykülerinde göze çarpan ilk özelliği, yaşattıkları empati duygusunun gücü! Birçoğu 'kadın' olan, 'Uzağa Gidemem'in kahramanları, farklı hayatların izlerini incelikli bir biçimde işliyor yüreğinize

Soner CAN

Yazar Meral Saklıyan aynı zamanda bir kardiyolog. Kalplerin yapısını ve ritmini izleyen, onları analiz eden ve iyileştiren bir uzman. Gerekli Kitaplar etiketiyle yayımlanın 'Yaşar Kemal Biyografisi' kitabıyla tanıştığımız Saklıyan'ın hekimliği, 'Uzağa Gidemem' adını verdiği ilk öyküler seçkisinde de devam ediyor. "Her yazar, kendi yoluna ışık tutan yazarların izinden yürür. Sevdiğim her yazar, benim öğretmenimdir" diyen Meral Saklıyan ile Everest Yayınları etiketiyle yayımlanan yeni kitabı Uzağa Gidemem'i konuştuk.

► Kısa bir süre önce Yaşar Kemal biyografisi yayımlamıştınız. Bu ikinci kitabınız. Yazıyla ilişkiniz nasıl başladı?
Yazmak ve kitap okumak hayatımda hep vardı. Hastanede nöbet tuttuğum gecelerde hekimlerin karşılaştığı acı deneyimleri, sorunları, haksızlığı küçük kağıtlara dökerek ve biraz da öyküleştirerek yazardım. Daha sonra bunları kitaplaştırmak istediğimde bir yazı atölyesine başvurdum. Edebiyata teşvik eden unsur da buydu.

► 'Yazmak' eylemine yüklediğiniz özel bir anlam var mı?
Birçok şey... Bazen her şey!.. Ama öncelikle bir kendini var etme biçimi.

► Edebiyat dünyasının ünlü hekimleri vardır. Çehov, Arthur Conan Doyle, Schiller, Selçuk Erez vs. Hekimlik, yazarlığa özel bir malzeme sağlıyor mu?
Pozitif sonuç alan hastalarımız olsa da, hekimler olarak, daha çok insanın acılı haliyle karşılaşıyoruz. Bunu yaparken, tıpkı benim yaptığım gibi, yaşadıklarını anlatmak, başkalarına aktarmak istiyoruz. Bu, çoğu kez, bir çeşit paylaşma, dertleşme ve bunun verdiği doyumdan kaynaklanıyor. Yazarlık bu değildir elbette. Mühim olan bütün bunları edebi bir dile ve forma sokarak (Öykü, roman, anlatı, deneme…) anlatabilmek. Yazar olmak isterseniz tam da burada size çok güzel malzemeler sağlayabiliyor.

► Okur, öyküye karşı hâl mesafeli. Roman bir jön, öykü ise karakter oyuncusu gibi sanki. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Son zamanlarda bu makas daraldı gibi ama roman hâlâ daha çok okunan bir edebiyat türü. Çevremdekilerin, “Roman ne zaman geliyor?” cümlesinden de romanın daha çok tercih edildiğini anlayabiliyorum.

► Öykülerinizde de kahramanlar çoğunlukla kadın. Bu rastlantı mı, kadın olmanızla ilgili mi yoksa daha bilinçli bir seçimin sonucu mu?
Evet daha çok kadın öyküleri yer alıyor. Buna karşın, 'Demirden Çember' adlı öyküm bir hapishanede geçiyor ve karakterlerimin hepsi erkeklerden oluşuyor. Bilinçli yapılan bir tercih değil, tamamen çıkan sonuç bu diyelim.

► Öykü sınırsız tarzlar ve imkânlar vaat eden bir tür. Bu yolda ilerlerken size ışık tutan kimler oldu?
En zor soru bu olsa gerek. Saygı ve sevgiyle anacağım çok yazar var çünkü. Sait Faik Abasıyanık, Yusuf Atılgan, Orhan Kemal, Bilge Karasu, Vüs’at O. Bener, Ferid Edgü, Cemil Kavukçu, Jale Sancak, Behçet Çelik, Ahmet Büke… Bruno Schulz, Julıo Cortazar, H.P Lovecraft, Juan Rulfo, Ralf Rothmann, David Constantine, Richard Yates, Breece D’J Pancake, Raymond Carver, Adam Jhonson, John Cheever… Beğenmek ya da beğenmemek gibi bir tercihim yok, onlar benim ders kitaplarım. Hangisinden çok etkilendiğimi de ilerde yazacağım kitaplardan sonra konuşabiliriz belki.

► Bazen iyi öyküler, iyi bir yazarın ve büyük romanların habercisidir. Kimileri hep öyküde ısrarcıdır. Sizin var mı böyle bir hazırlığınız?
Elbette. Halihazırda hem öykü hem roman projelerim var ama kat edilmesi gereken çok uzun bir yol, okunması gereken çok kitap, ayrılması gereken çok geniş bir zaman dilimi de var.

► Kahramanlarınız yalnız, çaresiz, güzel bir yaşamı son anda yitirmiş gibiler. Karakterleriniz, esinlerini tamamen gerçek hayattan mı aldı?
Tam öyle denemez, çünkü bazı kahramanlarım tamamen kurgudan ibaret, fakat onların kişiliklerini oluştururken çevremden yararlandığım doğrudur.

► Uzağa Gidemem'in kadın kahramanlarını tanımak adına bir geneleme yapılabilir mi?
Öykülerimde yer alan karakterler genel olarak orta yaşlı ya da orta yaşını biraz geçmiş kadınlardan oluşuyor. Dolayısıyla bu bir dönemsel sorun gibi duruyor. Ne genç nesil gibiler ne de eski nesil kadınlara benziyorlar. Bir biçimde okuyup meslek sahibi olmuşlar, paralarını kazanır olmuşlar ama bireysel özgürlükleri tahmin edilebilir birçok nedenden dolayı aynı oranda gelişmemiş.

► Yazdıklarınızı dergilerde de okuyoruz. Günümüzdeki sanat edebiyat dergileri etkili mi?
Sanat ve edebiyat dergilerini etkili buluyorum bulmasına da, günümüz maddi, manevi koşullarına direnen dergi sayımız bir elin parmakları kadar diyebilirim. Zaman içinde birer birer kapandıklarına şahitlik etmek ise çok can sıkıcı ve üzücü.

cukurda-defineci-avi-540867-1.