birgün

18° AÇIK

SPOR 23.09.2021 09:11
author

Kabahatin çoğu

Bir futbol izleyicisinin en sevdiği şey maçlarda yaşanan geri dönüşler olmalı. Tuttuğunuz takım eğer geri dönüyorsa verdiği haz üç beş kat daha fazla oluyor. Mevzubahis maçı tarafsız olarak takip ediyorsan da yine aynı derecede zevkli oluyor. Gerçi tarafsız olman pek mümkün değil bu oyunda. Yani seni zerre ilgilendirmeyen iki takımın maçını izliyor olabilirsin, biri diğerine ilk yarıda 3 tane atmış olabilir. Ne zaman ki geride olan o maçı 3-3’e getirir işte o zaman tarafsız da olsan büyük ihtimalle geriden gelen takıma sempati duymaya başlarsın. Onun dördüncü golü de atmasını arzularsın. Dördüncü gol geldiği anda da büyük bir tatmin yaşarsın. 3-0’dan 3-3’de iyidir ama 3-4 muazzamdır. 3-5 oldu mu ise asidi kaçmış kolaya benzer. 3-6 vs. gibi skorlar geri dönüşün bütün dadını alır götürür. O noktada “Lan madem rakipten iki veya daha fazla gol atabiliyordunuz neden baştan atıp da bizi rahatlatmadınız?” siniri gelir izleyene.

Buradan teknik direktör ve takımlara çağrımdır; geri dönecekseniz 2-0’dan 2-3, 3-0’dan 3-4, 4-0’dan 4-5 gibi skorlara geri dönün. Sonra bir gol daha atıp canımızı sıkmayın.

Beşiktaş’ın son iki maçı tarafsız izleyenler için iki şahane geri dönüş yaşattı bize. Aslında bir futbol izleyicisi için oldukça tatmin edici olması gereken 2 maç izledik 3 gün arayla. Beşiktaşlılar için ilk maçın tatmin seviyesi ne kadar yüksekse Adana DS maçınınki de aynı oranda yıkıcı olsa gerek ama futbolun güzelliği burada bana göre. Aleyhine aşırılı sonuçlarla eğlenceli oluyor futbol en az lehine aşırılı sonuçlar kadar. Fakat Adana DS’nin son dakika golündeki nizami olmayan şarj gibi hadiseler kaçırılınca hakemler tarafından (çünkü neden kaçırmasınlar ki?) yine biraz gazı kaçıyor maçların.

Bu tür pozisyon kaçırmaları her takımın sezon içinde başına en olmasa 2 kere geliyor. Biz de sezon boyu bu 2 kere başlara gelen hadiseleri tartışıp sezonu bitiriyor ve yeni sezona başlıyoruz her sene. Hatta bazı hataları aradan 8127663 yıl geçse de konuşmaya devam ediyoruz.

Eskiden, futbol maçlarının tamamı naklen ve 58 kamerayla çekilip yayınlanmazken bu kadar hakem vs. tartışılmıyordu doğal olarak. Naklen yayınlar futbolu herkesin evine soktu ama maalesef biraz da neşesini alıp götürdü. Futbolun kendisinden çok magazininin konuşulmaya başlaması da aynı zamanlara denk geliyor. Magazin dediğim “Hakem şu pozisyonu atladı, bu pozisyonu çalamadı, şurada şeyle bir surat yaptı, burada yaptığı harekete bak” vs benzeri söylemler. Bunların arasında ise en favorisi “Kafasında tilkiler dolaşıyor!” sözü. Erman Toroğlu’yla hayatımıza girdi. Acaba o tilkiler hakemlerin kafasına siz tv yorumcuları tarafından yerleştirilmiş olmasın? 90’larda başlayan Kale Arkası ile Erman Toroğlu ve Hıncal Uluç her hafta maç görüntülerini Uğur isimli naklen yayın masası teknisyeniyle birlikte bir ileri bir geri ala ala izleyip hakemlerin ne biçim de nasıl maçları yönetemediğini anlattılar saatlerce tv’de. Sanki kendisi çok süper maç yönetmiş gibi, sanki kendi kafasında “tilkiler” hiç dolaşmamış gibi astı kesti Erman Toroğlu. Sonra Ahmet Çakar devreye girdi falan derken her kanala bir eski hakem ve onun gömdüğü faal hakemler hakim oldu. Futbolun, teknik taktik işlerinden çıkıp sadece hakem konuşmaya başladık neredeyse. Neredeyse değil tabii tam olarak öyle. Sonra o da kesmedi, büyük takımların maçlarında rakip takım oyuncularının hatalarının hata olmadığını da konuşuyoruz şimdi. “Orada bilerek topun üstünden atladı, uçarken elini çekti, gol yedi ama sevindi, az gol yedi diye çok sevindi.” Diye diye ortada oyun namına konuşulacak pek bir şey kalmadı. Dün akşamki (BJK-ADS) maçın yorumlarını henüz okumadım ama muhtemelen maçın 3-0’dan neden veya nasıl 3-3’e geldiğine dair 1-2 tane bir şey bulabilirsek buluruz. Genel olarak maç neden 5 dakika uzamışken 7 dakika oynandı neden son pozisyonda hakem görmedi üzerine dönüyordur bütün yazılar. Bu atmosferde teknik direktör ve yönetimler de futbolun o tarz detaylarına kafa yormuyorlar. Hemen hakem şeyle etti beriki beyle etti diye konuşuyorlar. Sonra soruyoruz; “Ya bu herif (X Yabancı oyuncu) geldiğinde zımba gibiydi şimdi neden pelte gibi oldu?” diye.
E neden olmasın müdürüm afedersin? Zaten kabahatin çoğu onda değil ki… Taraftarlara çağrımdır, yeni transfer edilmiş her takımdaki yabancı oyuncuları şu haftalar keyifle izleyin; 3-5 haftaya saldım çayıra mevlam kayıra moduna geçecekler çünkü maalesef.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol