Google Play Store
App Store

İskoçya, Birleşik Krallık’tan kaçıp gitmek için Eylül ayında düzenlenecek bağımsızlık referandumuna hazırlanırken Starz’ın yeni dizisi ‘Outlander’ bu kaçışı çok daha kapsamlı bir boyuta taşıyor.

Kaçıp gitmek isteyenlerin dizisi: Outlander

FATİH TUNCER

İskoçya, Birleşik Krallık’tan kaçıp gitmek için Eylül ayında düzenlenecek bağımsızlık referandumuna hazırlanırken Starz’ın yeni dizisi ‘Outlander’ bu kaçışı çok daha kapsamlı bir boyuta taşıyor. 1991’de yayımlanan Outlander kitabının televizyon uyarlaması olan dizi, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde eşiyle çıktığı tatil esnasında bir anda kendisini 1700’lerin ortasında bulan Claire Randall’ın öyküsünü konu alıyor.

Herhangi bir dizinin zamanda yolculuk teması üzerine kurulması çoğu zaman anlatının klişeleşmesinin de yolunu hazırlar ancak Outlander sıradan bir zamanda yolculuk hikayesi değil. İsminden de anlaşılacağı üzere yabancılık ve “garip olmak” Outlander’ın temel motifi. Başroldeki Claire Randall karakterinin penceresinden baktığımız Outlander kaçış hissini çok keskin ve yoğun bir biçimde izleyiciye aktarıyor.

Dizinin atmosfer inşa etmekte kayda değer bir yanının olduğunu belirtmek lazım. Yakın zamanda bu konuda bir şaheser olarak nitelendirilebilecek True Detective’i görmüş izleyicilerin dahi etkileneceği çok başarılı bir kurulum söz konusu. Outlander, zamanda yolculuk hikayelerinden beklenecek absürtlüğe teğet dahi geçmeden derin bir drama ağı örüyor. Bunda dizinin atmosferinin ve Claire Randall karakterinin payı çok büyük. İskoçya coğrafyasının insana verdiği özgürlük ve ayrıklık duygusu Outlander’da bolca yararlanılan bir unsur.

Dizinin “farklı olmak” hissini sadece tabiat unsurlarının verimli kullanılmasından kaynaklandığını söylemek yanlış olur. Standart İngilizceden kopuşlar ve farklı söyleyişler, İskoçlara atfedilen karakteristik özellikler de dizinin vermek istediği mesajı iletmek için son derece verimli kullanılıyor.

Dizinin yapımcılığını müziklerini Battlestar Galactica’dan da yakından tanıdığımız isimler Bear McCreary ile Ronald D. Moore yapıyor. Bu noktada Ronald D. Moore’a ayrı bir parantez açmak lazım. Battlestar Galactica’da kaçış ve hayatta kalma temasının inşa edilmesinde Ronal D. Moore’un başarısı Outlander’da da kendini gösteriyor. Dizinin 13 bölümlük ikinci bir sezonunun çekilmesi ilk bölümün yayımlanmasının ardından Starz tarafından ilan edildi. İçinde bulunduğumuz çağdan ve coğrafyadan kaçıp gitmek isteyenler için Outlander harika bir seçenek.

***

House of Cards’dan Putin’e misilleme!
Sadece  Rusya’da değil tüm dünyada ses getiren muhalif punk müzik grubu Pussy Riot, House of Cards’ın üçüncü sezonunda yer alacak. Grup üyeleri Nadya Tolokonnikova ve Marika Alyokhina’nın dizide kendilerini oynayıp oynamayacağıysa henüz net değil. House of Cards’ın önümüzdeki sezon Amerikan iç siyasetinin dışında çıkarak uluslararası ilişkilere odaklanacağı olağan bir beklentiyken Pussy Riot’ın üyelerinin de kendilerini oynayacağını söylemek yanlış olmaz.



Geçen ay House of Cards’ın BM Güvenlik Konseyi’nde yapacağı çekimlerin Rusya tarafından veto edildiği haberi ortaya çıkmışken Netflix’in Pussy Riot üyelerini House of Cards’a dahil etmesinin Vladimir Putin’e bir misilleme olması hayli muhtemel.
 


Wikileaks sonrası uluslararası ilişkiler kendisine yeni ve oldukça “dijital” bir tema edinmişken televizyon tarihinde dijitalleşmenin amiral gemisi Netflix’in House of Cards ile devletler arası siyasete farklı bir okuma getirecek olması hayli heyecan verici. Durum bu iken Pussy Riot’ın House of Cards’ta yer alacak olması pasta kreması ile uyumlu bir pasta süsü seçimini çağrıştırıyor.

***

Edebiyata televizyondan bakmak: The Kills
Çağdaş post-modern edebiyatın ses getiren yapıtlarından ‘The Kills’, sıra dışı anlatım teknikleri konusunda televizyonda da yeni bir kapı açabilir. 2013’te yayımlanan ve sadece yazılı materyal değil aynı zamanda yazarı Richard House’un kendi ürettiği dijital ve sesli içerikle de desteklenen yeni bir anlatı denemesi olan ‘The Kills’ şimdi de BBC ve Starz işbirliği ile televizyona aktarılıyor. The Kills’ın konusu büyük çaplı küresel bir komploya karşı Britanyalı paralı askerin mücadelesi ve kaçışı üzerine. The Kills’ın formatı ise birbirine bağlı dört farklı romanın tek kitapta toplanması şeklinde.


Biçim ve içerik bakımından oldukça deneysel bir eser olan The Kills’ı televizyon dizisi şeklinde uyarlama işini BBC ve Starz üstlenirken dizinin yapımcısı HBO Films’ın eski başkanı Colin Callender olacak. Eserin uyarlama aşamasında yazarlara büyük iş düşeceğe benziyor ancak henüz açıklanmış bir isim yok. ‘The Kills’ çağdaş edebiyatta kullandığı avangart tekniklerle dikkat çekmiş bir eserken dizi uyarlamasının da benzer denemelere girişeceğini söylemek yanlış olmaz. Özellikle üst kurmaca tekniklerinin televizyonda nasıl kendisini göstereceği merak uyandırıyor. Televizyon günümüzde biçim konusunda kendi sınırlarını yeniden çizmeye ve genişletmeye çalışırken The Kills gibi yapımların sayısı giderek artacağa benziyor.