Kadıköy'de Polyak madencileri için ses yükseldi: Çinli firma 1243 maden işçisinden daha mı değerli?
Gasp edilen hakları için mücadele eden 1243 Polyak madencisi için örgütlü oldukları Bağımsız Maden İş yönetimi eylem çağrısı yaptı. Kadıköy Süreyya Operası önünde yapılan basın açıklamasında konuşan DGD-SEN Genel Örgütlenme Sekreteri Kemal Yılmaz, “Bizim direnmekten başka çaremiz yok" dedi.

Ebru Çelik
ebrucelik@birgun.netİzmir Kınık’ta gasp edilen hakları için iş bırakan 1243 Polyak Madencilik işçisi, “Üreten biziz, yöneten de biz olacağız” diyerek başlattıkları mücadeleyi sürdürüyor.
Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde yürütülen mücadelede işverene götürülen tekliflerin değerlendirilmesi sürerken sendika yönetimi Ankara, İstanbul, İzmir ve Çerkezköy’de akşam saatlerinde eylem çağrısı yaptı.
İstanbul Kadıköy’de Süreyya Operası önünde bir araya gelen sendikalar, meslek örgütleri ve yurttaşlar, “Polyak işçisi yalnız değildir”, “Üreten biziz, yöneten de biz olacağız” sloganlarıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Eyleme DGD-SEN, Umut-Sen, Limter-İş, Sosyal-İş ve çok sayıda sendika katıldı.
"DİRENMEKTEN BAŞKA ÇARE YOK"
Burada konuşan DGD-SEN Genel Örgütlenme Sekreteri Kemal Yılmaz, birkaç gün önce Migros depolarında memleketin dört bir yanında iş bırakan ve iş yavaşlatan depo işçilerinin mücadeleyi kazanarak çıktığını hatırlattı.
Yılmaz, “Bugün Polyak Maden’de 1243 madenci sökülmeye çalışılan hakları için mücadele ediyor. Memleketin dört bir yanında iş kolu fark etmeksizin mücadele sürüyor. Her yerde hak gaspı var. Devletin birçok organıyla yargısıyla valisiyle kaymakamıyla sürekli işçilerin üstüne geliniyor” dedi.
Yılmaz, “İşçiler Tuncay Özilhan’a karşı kazandı. Bugün memleketi yönettiğini iddia edenlerden biri olan Özyeğin’e karşı direniş sürüyor. Bu memleketi yönetemediklerinin açık göstergesidir. İş kolu fark etmeksizin direnen işçiler bunun en büyük kanıtıdır” diye konuştu.
"MADENCİLER BARİKATI YIKARAK HEPİMİZE GÜÇ VERDİ"
19 Mart’ta gençlerin barikatları yıkarak yürüdüğünü ve bunun kendilerine güç verdiğini belirten Yılmaz, “Dün aynı şekilde madenciler o barikatları yıkarak hepimize güç verdi. Bizim direnmekten başka çaremiz yok. Bize başka bir çare bırakmadılar. Bu bizi yönettiğini iddia edenler bize açık bir savaş ilan etmiş durumda. Bu savaşın karşısında el pençe divan durarak susarak eğilerek diz çökerek devam etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Kınık’ta madencilerle birlikte mücadele ettiği için Başaran Aksu’nun tutuklamaya sevk edildiğini hatırlatan Yılmaz, “Hani milliyetçilik diye pompalanıyor ya bu Çinli firma buradaki 1243 işçiden daha mı değerli” diye soran Yılmaz, "Biz kendi haklarımıza çöktürmeyeceğiz diz çökmeyeceğiz. Mücadele sürecek ve elbet biz kazanacağız” dedi.
Başaran Aksu'nun ifadesi alındıktan sonra denetimli serbestlikle serbest bırakıldığı duyuruldu.
"AYNI SÖMÜRÜ DÜZENİ"
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Burcu Çıra, öğretmenlerin madencilerle dayanışma için alanda olduğunu belirtti.
Çıra, "Dersliklerden çıkıyoruz madenlere iniyoruz. Daha dün İstanbul’da öğrencisi tarafından katledilen Fatma Nur öğretmen için birçok ilde eylemdeydik. Bugün maden işçileri için buradayız. Madenciler de tıpkı öğretmenler gibi çalışırken ölmek istemiyoruz diyor. Bu koşullarda bu İSİG önlemlerinin alınmadığı bu sefalet ücretlerle yaşayamıyoruz diyorlar. Aynı talepleri dillendiriyoruz” dedi.
Başaran Aksu’nun tutukluluğa sevk edilmesine tepki gösteren Çıra, “Biz yaşamak istiyoruz diyoruz ya yaşamak istemek bir talep olamaz zaten yaşamalıyız doğamızda. Ama bize bunu bir talep gibi sunuyorlar. Çinli patron ortalarda yok. Polyak şirketi 1200 küsur işçi işten çıkarılsın diyor. Hepsini söküp atacaklar sonra da yeni köleler getirecekler. Buna izin vermeyeceğiz” diye konuştu
"BAĞIMSIZ MADEN İŞ'İN ÖRTÜTLENMESİNİ ENGELLİYORLAR"
“Burada yapılan Bağımsız Maden-İş’in örgütlenmesini engellemek içindir. Sarı sendikalara mahkum etmek istiyorlar. Buna geçit vermeyeceğiz. Yaşasın sınıf dayanışması. Polyak işçileri kazanacak” dedi.
"PATRONLARIN YASASI VAR"
Umut-Sen’den Murat Bostancı ise Polyak’taki direnişin geçmiş mücadelelerin devamı olduğunu belirterek "Çetin’den Arif Saygıner’den Çetin Uygur’dan izinden gittiğimiz binlerce işçinin yolundayız. Ama bakıyoruz devletin jandarması çetelere ses çıkarmazken direnen işçilere gözdağı vermek için gözaltı yapıyor tutuklamaya sevk ediyor.” dedi.
Bostancı, “Bu ülkede bakan var Cumhurbaşkanı var kurumlar var ama işlemiyor. Hep patronları koruyorlar. 6356 sayılı yasa diyoruz ama bu yasa hikâye. Patronların yasası var işçinin yasası yok. İşçilerin yasası yoksa patronların bu yasasını tanımayacağız” diyerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Fiili meşru mücadeleyle bedeli ne olursa olsun kazanacağız. Polyak’taki direniş sadece Kınık’taki madencilerin değil Türkiye’nin dört bir yanında hak arayan işçilerin mücadelesidir. Nerede bir direniş varsa ayağa kalkın. Birlikte kazanacağız."
"TÜRKİYE İŞÇİ SINIFI KAZANACAK"
Açıklamaların ardından basın metnini Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Damla Topuz okudu.
3 Mart 1992’de Zonguldak Kozlu’da 263 madencinin hayatını kaybettiği facianın yıldönümü olduğunu hatırlatan Topuz, son 13 yılda 1267 maden işçisinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini aktardı.
Polyak Madencilik’te geçen yıl 1700 işçinin işten çıkarıldığını belirten Topuz, Özyeğin ailesine ait Fiba Holding’in hisselerini 20 bin lira sermayeli Çinli Qitaihe şirketine devrettiğini ve bu devrin hukuken de ticareten de geçersiz olduğunu söyledi. Devir sonrası 1243 işçinin ücretlerinin ödenmediğini ifade etti.
İşçilerin taleplerini sıralayan Topuz, ödenmeyen ücretlerin ve banka promosyonlarının derhal yatırılmasını, toplu iş sözleşmesinden doğan hakların ödenmesini, iş güvencesinin sağlanmasını ve işçi sağlığı ile iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz uygulanmasını istedi. “Ya talepleri kabul edin ya da yönetimi işçilere devredip Kınık’ı terk edin. Biz kazanacağız tüm Türkiye işçi sınıfı kazanacak” sözleriyle açıklama sona erdi.


