birgün

21° AÇIK

Kadın futbolu ve cinsiyet eşitsizliği

Ülkemizde kadın nüfusunun yüzde 7'si lisanslı sporcu. Rakamlar göstermelik adımların işe yaramadığı ve kadınların spordan dışlandığını gösteriyor.

SPOR 25.03.2022 04:00
Kadın futbolu ve cinsiyet eşitsizliği
Abone Ol google-news

Bazen coğrafya kaderdir derler ya, bazen de kültür kaderdir demek gerek.

Var olan kültürü ile kaderimiz olan ülkemizde kadın sporunun gelişmesini sağlamak için öncelikle doğru spor kültürünün toplumda yaygınlaştırılması gerekmekte. Bunu gerçekleştirebilmek için sporu okul öncesinden başlayarak temel eğitimin vazgeçilmez bir parçası haline getirmek ve sporun anayasanın 59'uncu maddesindeki koruyuculuğu kapsamında her vatandaşın temel hakkı olduğunu vurgulamak gerekir. İşin önemini belirtirken (mevcut koşullar içinde epeyce yol alınması gerekmesine rağmen) erkekler için düzenlenen her türlü spor faaliyeti, organizasyonu ve yatırımlar kadın söz konusu olduğunda bir türlü gerçekleşmese de kadınlara yönelik olarak da gerçekleştirilmeli.

"Bir performans alanı olan spor, başlı başına erkek egemen yapının gücünü konsolide etme yeridir. Spor pratiğinin merkezinde beden yer alır. Spor, bedenlerin ölçüldüğü, derecelendirilip kategorize edildiği bir alan. Bu alanda, bedenler cinsiyetlerine göre de kategorize edilir, yarıştırılır, giydirilir. Bedenler erkek bedeni özneleştirilir, kadın bedeni ötekileştirilir. Spor, erkek bedeni referans alarak inşa edildiği için sporcu bedenin özellikleri kadın bedenini içermez." Canan Koca Arıtan

SPORUN ERİL YAPISI

Ülkemizdeki toplumsal cinsiyet bakış açıları ki sporun erkek egemen yapı içinde ‘eril’ bir kurgusu olduğu kabul edilirken kadının ötekileştirilmesi üzerine kurgulanan toplumsal ve mahalle baskı üzerinden maalesef kadın sporcular, sporun birçok branşında geri kaldıkları gibi futbolda da geri planda kaldılar ve bu da kadınların futboldan uzaklaşmasına neden oldu. Ülkemizde kadın nüfusunun sadece yüzde 7'si lisanslı sporcu. Bununla birlikte, 5836 lisanlı kadın futbolcu varken, 295 bin 618 lisanslı erkek futbolcu olduğunu düşünürsek aradaki orantısızlık oldukça düşündürücü seviyede. Neredeyse her 100 erkek futbolcuya karşı 2 kadın futbolcu denk gelmekte.

Böyle bir orantısızlığa rağmen, bir de toplumda kadın futbolunun kadınlara özgü sporlar arasında yer almaması gerektiği yaygın düşüncesi tüm medyanın kadın futboluyla ilgili yetersiz yayınları, kadınlara yapılan cinsiyet ayrımcılığı haliyle sahaya yansıması sonucunda kadınların futbola yönelmelerini engellemekte.

Spor alanı dinamik bir alandır. Çünkü, aynı zamanda hem kadına özgü hem de erkeğe özgü çok fazla anlam ve olasılıkları içinde barındırdığından dolayı, toplumsal cinsiyetin iki farklı kültürüne ev sahipliği yapmakta.

“Hak temelli bir anlayışla sağlıklı bir yaşam tarzının vazgeçilemez bileşenlerinden biri olan spora katılım, temel bir insan hakkıdır. Spor ve fiziksel aktiviteye katılım bir insan hakkı olarak ilk defa UNESCO, Uluslararası Beden Eğitimi ve Spor Şartında (1978) tanınmıştır: 'Herkes fiziksel, düşünsel ve ahlaki güçlerini geliştirmede ve korumada özgür olmalı ve beden eğitimi ve spora erişim bütün insanlar için güvence altına alınmalıdır.' Birleşmiş Milletlerin yayımladığı Milenyum Hedefleri arasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin ilerletilmesi ve kadınların güçlenmesinin sağlanması hedefinde (Hedef 3): 'Kadınlar ve kız çocuklarının beden eğitimi ve spora erişimlerinin arttırılması güven ortamını yaratabilir ve daha güçlü bir toplumsal bütünleşmenin sağlanmasına katkıda bulunabilir. Kızların spor aktivitelerine erkek çocukları ile birlikte dâhil edilmeleri kadınların ve kız çocuklarının toplumsal dezavantajlı konumlarının devamına katkıda bulunan önyargıların üstesinden gelinmesine yardımcı olabilir'" Canan Koca Arıtan

BÜYÜK BİR ŞANS

Sporun dinamik kurgusu sayesinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini üreten bir alan olmakla birlikte, ama bu eşitsizlikte kırılmalar yaratabilecek, özellikle kadınların güçlenmelerini sağlayabilecek önemli stratejilerin sergilenebileceği alan olması bu konudaki açmazları aşmak açısından büyük bir şans.

Bu değerlendirmeler ışığında mevcut kadın futbolunu incelediğimizde maalesef karşımıza kötü bir manzara çıkmakta. Çünkü, Türkiye’nin kadın futbolundaki durumu Avrupa baz alındığında kötü. Genel çerçeveye göz attığımızda, UEFA, 2019’da kadın futbolunu birinci öncelik olduğunu açıklamıştı. Burada işin hem endüstriyel hem de toplumsal cinsiyet boyutları var. Ekonomik alanı genişletip büyütme hedefi işin endüstriye kısmıyla, Birleşmiş Milletler’in sosyal eşitlik, toplumsal cinsiyet adaletinde denge kavramlarına paralellik göstermeleri ise işin sosyal yönüyle Erkek futbolunda tıkanan bu kanalı bu şekilde açmaya çalışılmakta.

ÖRNEK MODELLER

Bu değerlendirmelerin ve yol haritasının tamamı UEFA’nın belirlediği stratejiler ile anlaştıkları sponsorlar sayesinde hemen hemen her şeyi hazır hale getirdi. İngiltere’nin, Almanya’nın hangi projeler ile neyi başardıklarını görmek açısından ve kadın futbolunun geliştirilmesi için neler yapılması gerektiği açısından her detay fazlasıyla incelenmiş durumda. Birleşmiş Milletler ve UEFA kadın futbolunu kalkındırmak istiyorlar ve birçok ülke buna olumlu yaklaşıyor fakat Türkiye Futbol Federasyonu gerekli adımları atmakta geç kalıyor.

Peki temel anlamda nasıl bir yol haritası çizilmeli?

Bu işin içindeki uzmanların da aynı fikir birliğinde olduğu önemli iki maddeye öncelik vermek gerekmekte. Birincisi, aşağıda bir taban oluşturup havuzu büyütmek için kız çocukların taleplerini göz önüne alınıp onlara ideal ortamı sağlamaya çalışılmalı. İkincisi, toplumsal kabul için PR’ı kuvvetlendirmek gerek. Kadın voleybol branşında olduğu gibi ülkedeki insanları kadın futboluna destek vermeye yönlendirmek.

Diğer bir yol haritasının yönlenmesiyle ortaya çıkan ana unsur ise; Kadın Futbol Departmanı’nın kurulması ve uzun süreli bir strateji dahilinde hareket eden ve görevi kadın futbolu olacak olan bu departmanın UEFA ve FIFA nezdindeki projeleri istenilen doğrultuda yapmasını sağlamak. Bu yol haritasıyla ortaya çıkacak çözüm odaklı stratejiler ile kadın futbolunda pek çok eksik giderilebilecek. Bununla birlikte Futbol Federasyonunun birimleriyle yapılacak olan çalışmalar ile farklı sponsor ve fon girişimleri ile finans çözümleri üretilebilecek.

“Performans sporunda toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemli bir boyutunu sporcu ücretleri arasındaki cinsiyet temelli eşitsizlik oluşturmaktadır. Örneğin, 2016 yılında FIFA sıralamasında kadınlarda ilk sırada olan Amerika’da, milli kadın futbolcular milli erkeklerden %60 az ücret aldıkları için beş futbolcu, ABD Futbol Federasyonunu hedef alarak “Eşit işe eşit ücret” talebinde bulundular. ABD kadın milli takımı olarak, erkek milli takımından daha fazla uluslararası başarı elde etmelerine rağmen, cinsiyetlerinden dolayı ücret alımı konusunda ayrımcılığa uğradıklarını; 1967 yılında kabul edilen Title VII Yurttaş Hakları Kanunun futbol federasyonu tarafından ihlal edildiğini; oyunun tüm süreçlerinde (hazırlık, maç ve sonrası) beceri, sarf edilen efor, sorumluluk ve çalışma saatleri bakımından ABD Erkek Milli takımıyla aynı ve/veya daha fazlasına sahip olduklarını, bu nedenle “Eşit işe eşit ücret” talep ettiklerini bildiren dilekçelerini Eşit İstihdam Fırsatı Komisyonuna (Equal Employment Opportunity Commission) sundular (Öztürk, 2017).”

SORUMLULUK TFF'DE

Aslında işin özüne bakıldığında, futbolun toplumsal etkisi ve kitlelere ulaşmadaki kolaylığı cinsiyet eşitsizliği bakımından kadın futbolu üzerinden bir takım pozitif ayrımcılığı destekleyecek bir iradenin ortaya konmasına yardımcı olabilecek etkiye ve potansiyele sahip. Mühim olan bu süreç içerisindeki ulusal ve uluslararası paydaşların ortaya koyduğu doğru argümanları kullanma cesaretini gösterip sorumluluk almak. Bu konudaki en büyük görev TFF’ye düşüyor.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun