Kadın işçilerin eşitlik mücadelesi MESS masasında
Metal sektöründe kadınların hakları için kritik adımlar gündemde. Birleşik Metal-İş, özel sektörün en büyük toplu sözleşmesi olan MESS Grup TİS’ine kreş, ebeveyn izni, ev içi şiddetin tanınması ve 8 Mart-25 Kasım izinleri gibi toplumsal cinsiyet eşitliği temelli maddeler sundu. Her işkolundan toplu sözleşmeleri etkileme potansiyeline sahip maddeleri Birleşik Metal-İş Eşitlik Dairesi Uzmanı Nuran Gülenç anlattı.

Melisa AY
Üretimin en önemli sektörlerinden metalde erkek işçilerin ağırlığı bilinse de fabrikalar kadınların emeği ile yükseliyor. Kadın işçilerin hakları da sendikaların toplumsal cinsiyet eşitliği için verdiği mücadeleyle güçleniyor.
Özel sektörün en büyük toplu iş sözleşmesi niteliğini taşıyan MESS Grup Sözleşmesi'nde akçeli hükümlerin yanı sıra sosyal haklara ilişkin madde ve düzenlemeler de bağıtlanacak. Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Özçelik-İş sendikalarının farklı işyerlerinde çalışanlar adına masaya oturacağı sözleşme, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası'na (MESS) üye işyerlerinde 15 bini kadın olmak üzere 150 bin işçiyi kapsıyor. Birleşik Metal-İş, MESS kapsamındaki 32 işletmede 11 bin işçiyi masada temsil ediyor.
SGK'nin Haziran ayı verilerine göre yalnızca ana metal sanayinde dahi çalışan 172 bin işçiden 18 bini, yani yüzde 10'u aşkını kadın. Bu oran, metal işkolundaki diğer faaliyetlerle daha da genişliyor. Taslak maddelerin sözleşmede kabulü, üretimin ayrılmaz bir parçası olan kadın işçilerin temsili adına önem taşıyor.
Sendika, bu dönem MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi’ne sunduğu taslakta kadın işçilerin yaşamını ve eşit çalışma ilişkilerini doğrudan ilgilendiren maddeler öneriyor. Kreş hakkından ebeveyn izinlerine, ev içi şiddetin tanınması ve şiddete maruz kalan kadın işçilerin korunması için şiddet ve tacize karşı politika belgelerinden 8 Mart ve 25 Kasım izinlerine kadar geniş bir çerçeve sunan bu taleplerin yükselmesi, her işkolundan sendikalar ve toplu iş sözleşmelerini de etkileme gücüne sahip. Birleşik Metal-İş Kadın Komisyonu Koordinatörü Nuran Gülenç, taslakta yer alan maddeleri anlattı.

Bu dönemki MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi taslağınızda kadın işçilerin yaşamını doğrudan etkileyecek hangi talepler öne çıkıyor?
MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi’nde bu dönem, en son Genişletilmiş Şube Kadın Komisyonları toplantısında netleştirdiğimiz bir taslak oluşturduk. Buna göre; MESS’in üyesi bulunduğu tüm sanayi bölgelerinde çalışanlarının çocuklarının ilkokul çağına kadar yararlanabileceği, 7/24 saat hizmet veren, ücretsiz ve nitelikli çocuk bakım merkezleri açılmasına yönelik olarak; yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları nezdinde çalışma başlatmasını istiyoruz. Ücretsiz kreş hizmeti sağlanamayan işyerlerinde ise kreş hizmeti sağlanana kadar kadın-erkek üye ayrımı yapılmaksızın kreş yardımı talebimiz olacak.
Yine kadınların üzerinden bakım yükünün alınmasını hedefleyen ebeveyn izinlerini sözleşme taslağımıza taşıdık. Eşi doğum yapan erkek işçiye, 5 günlük yasal babalık iznine ek olarak 15 iş günü ücretli izin verilmesini talep ediyoruz.
Ayrıca, işçiye çocuklarının sağlık, eğitim, bakım süreçlerinde ebeveynlik sorumluluklarını yerine getirebilmesi için yıllık toplam 4 gün ücretli izin hakkı tanınmasını, her iki ebeveynin de aynı işyerinde çalıştığı durumlarda bu iznin anne ve baba arasında eşit olarak paylaştırılmasını istiyoruz.
Sözleşme kapsamındaki işyerlerinde toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve tacizin ortadan kaldırılması için ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesini ve 206 sayılı Tavsiye Kararını referans alan işyeri politikalarının ve prosedürlerinin hazırlanmasını talep ediyoruz.
Ev içi şiddet yalnızca özel yaşama dair bir konu değildir, aynı zamanda şiddete maruz bırakılan işçinin çalışma yaşamını da çok olumsuz etkileyen kritik bir meseledir. Buradan hareketle ev içi şiddetin tanınmasına, ev içi şiddete maruz bırakılan kadın işçilere tıbbi randevular, resmi-yasal-hukuki işlemler ve diğer ihtiyaçlar için 5 gün ücretli izin verilmesine, işçinin talebi ve ihtiyacı durumunda bu sürenin artırılabileceğine yönelik bir madde de teklifimizde yer alıyor. Bunun yanı sıra, çalışanın ev içi şiddete maruz kalması nedeniyle işe devamı veya performansının düşmesi durumunda performans değerlendirmesinin bu durum dikkate alınarak yapılmasını, işverenin ev içi şiddet ile karşı karşıya olan üyeler için çalışma koşullarında gerekli kolaylıkları sağlamasını ve şiddete maruz bırakılan kişinin güvenliği için işyerinde gerekli düzenlemeleri yapmasını talep ediyoruz.
Teklifimizde ayrıca, kadın işçilerin sendikal faaliyetlere katılımını sağlayacak ücretli izin düzenlemelerine yer verdik. Ayrıca kadın işçilerin 8 Mart ve 25 Kasım eylemlerine katılabilmeleri için kotalı izin düzenlemelerimiz var. Sıraladığım tüm bu taleplerimizi içeren beş maddeyi yeni madde olarak sözleşme teklifine ekledik.
Geçmişte de toplumsal cinsiyet temelli maddelerimiz oldu. Buradan toplumsal cinsiyet eşitliğini benimseyen bir yaklaşımın genel olarak kabul gördüğünü saptıyoruz; ancak bu yaklaşımın somut uygulamalara dönüşmesi noktasında ciddi dirençlerle karşılaşıyoruz. Umut ediyorum, bu dönem kreş gibi, ebeveyn izinleri gibi, ev içi şiddetin tanınması gibi maddelerimiz kabul edilir. Geçmişte kadına yönelik şiddet ve tacize karşı adım atılması için karar alınmış olmasına rağmen somut bir adım atılmadı. Sıraladığımız maddeler, kadın istihdamının zaten sınırlı olduğu metal sektöründe kadın işçilerin istihdamda kalmasını sağlayacak önemli adımlar.
Bu taleplerimizin kabul edilmesi için örgütümüzün önemli bir mücadele vereceğini biliyoruz. Öte yandan sektörde örgütlü Türk Metal ve Özçelik-İş sendikaları da MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi’nin parçası; dolayısıyla bu sendikaların alacağı tutum da önem taşıyor. Çünkü kabul edilen maddeler sadece Birleşik Metal-İş üyesi yaklaşık 500 kadını etkilemeyecek, diğer sendikalarda örgütlü 15 bin kadını da etkileyecek. Bu nedenle önerdiğimiz, toplumsal cinsiyet eşitliği temelli maddelerin kabulü için diğer sendikaların da sorumluluk alması ve ortak bir tutum sergilenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Eşitlik temelli maddelerin MESS sözleşmesine girmesi, diğer sektörlerdeki toplu sözleşmelere nasıl bir örnek oluşturabilir?
Birleşik Metal-İş Sendikasının münferit birçok sözleşmesinde toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde maddeler mevcut. MESS sözleşmesinde taleplerin kabul edilmesi, yüzlerce fabrikada çalışan on binlerce kadının doğrudan hayatına dokunacak, erkek egemen bir sektörde kadınların varlığının kabul edilmesi ve güçlenmesi açısından çok önemli bir adım olacaktır. Bu durum yalnızca metal sektöründeki kadın işçilerin değil, diğer sektörlerdeki kadınların da toplu sözleşmeyi kendi yaşamlarına dair eşitsizlikleri çözebilecek bir araç olarak görmesini sağlayacaktır.
Ayrıca, MESS sözleşmesinde toplumsal cinsiyet eşitliği temelli maddelerin yer alması, diğer sendikalar açısından da ciddi bir farkındalık yaratacak, toplu sözleşmelerde bu başlıkların tartışılmasının önünü açacaktır. Kadınların sendikalarda örgütlenme eğilimi güçlenecek, sendikal mücadeleye katılımları artacaktır. Bu maddeler, erkek işçilerde de farkındalık oluşturacaktır.
Sonuç olarak, özel sektörün en büyük toplu sözleşmesinin toplumsal cinsiyet eşitliği temelli düzenlemeler içermesi, sendikal alanda eşitlikçi bir dönüşümün kapısını aralayacak ve tüm sektörler için önemli bir örnek teşkil edecektir.
İşçiler için fabrikalarda, atölyelerde, işyerlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için sendikalar neler yapabilir?
Sendikaların toplumsal cinsiyet eşitliğini işyerlerinde güçlendirmesi, yalnızca kadın işçilerin haklarını korumak değil, tüm işçi sınıfı için daha adil, güvenli, eşitlikçi, demokratik ve insan onuruna yakışır bir çalışma yaşamı inşa etmek demektir. Bu noktada sendikaların rolü önemlidir ve yapacak çok şey vardır.
Birleşik Metal-İş Sendikasında önem verdiğimiz en önemli başlıklardan biri, eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütmektir. Kadın ve erkek işçilere yönelik olarak toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik erkek şiddeti ve tacizi konularında eğitimler düzenliyoruz.
Aktif olan, merkezden şubelere kadar yapılanan, düzenli toplantılarını yapan Kadın Komisyonumuz var. Burada kadınları güçlendirmeyi hedefliyor ve sendikanın kadın politikasını belirliyoruz. Her düzeyde kadın temsilini artırmak için çabalıyoruz. Zaman içinde kadın temsilci sayısında gözle görünür bir artış söz konusu oldu. Kimi şube kademelerine de kadın işçiler gelebildi. Bu elbette uzun soluklu bir mücadele ama değişimin izlerini görmek en önemli motivasyonumuz.
Sendika yönetimi hem toplumsal cinsiyet eşitliği hem de şiddet ve tacize karşı politika belgelerini yayımladıktan sonra, sendikanın örgütlü olduğu işyerlerinde şiddet ve tacizi önlemek için politika ve prosedürler hayata geçmeye başladı ve bunları toplu iş sözleşmelerinin parçası haline getirdik. Yine pek çok münferit sözleşmede kadın işçilere yönelik cinsiyet temelli ayrımcılığın yasaklanmasını, eşdeğerde işe eşit ücretin güvence altına alınmasını öngören, kreş yardımını, ebeveyn izinlerini içeren maddeler mevcut.
En önemlisi tüm bu çabaları güvence altına alacak tüzük değişikliklerini gerçekleştirmek. Bu konuda da Birleşik Metal-İş Sendikasının nispi temsil, komisyonların kurulması, Eşitlik Dairesinin oluşturulması, şiddet ve tacizle mücadele ile toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik tüzük maddeleri bulunuyor. Kabaca bunlar sendikanın kadın politikasının çerçevesini oluşturuyor. Sendikalar da benzer çalışmaları gündemine alabilir.
ILO 190 temelli bir protokolün fabrikalara girmesi nasıl sağlanacak?
Halihazırda sendikanın münferit sözleşmelerinde, sınırlı da olsa ILO 190’a atıf yapan maddeler bulunuyordu. Zaman içinde bu maddeleri politika ve prosedür metnine dönüştürdük. Şikâyet mekanizmalarından soruşturma süreçlerine kadar tüm aşamaları tanımlayan çok daha kapsamlı bir metni toplu iş sözleşmelerinin parçası haline getirdik.
MESS ile de yapmak istediğimiz aslında bu. Geçtiğimiz yıllarda bir çerçeve metin hazırlayıp sunduk ama diğer sendikaları da sürecin parçası haline getirmek adına ilerleme sağlanamadı. Bu dönem nasıl bir yol kat edebileceğiz, bunu hep birlikte göreceğiz.


