birgün

5° PARÇALI BULUTLU

Kadına bakışları aynı

Türkiye’de yaşayan İranlı Faranak Z. kadına yönelik şiddete ilişkin “Gericilerin adı değişse de yaptıkları değişmiyor” dedi. Faranak Z: İran’da suçlu her zaman kadındır. Cinsel saldırıya uğradım. Hâkimin ilk sorusu ‘O gün ne giymiştin?’ oldu.

KADIN 25.11.2022 08:55
Kadına bakışları aynı
Abone Ol google-news

Asena TUNCA

İran’da Mahsa Amini’nin ölümüne yönelik protestolar halen sürüyor. İranlı kadınlara Türkiye’deki kadınlar da eylemleriyle destek oluyor. O eylemlere katılanlarda biri de 6 yıldır Türkiye’de yaşayan 32 yaşındaki mühendis Faranak Z.

İran ve Türkiye’de kadının durumuna ilişkin izlenimlerini aktaran Faranak Z. sorularımızı yanıtladı:

İran’da bir kadın olarak doğmak nasıl bir duygu? Kadına yönelik tutum nasıl?

İran’da devlet ve kadınlar iki ayrı taraf. Tüm hak erkeğe verilmiş. Ne olursa olsun kadın hep suçlu kabul ediliyor. Kadına yönelik erkek şiddeti had safhada ama ‘neden’ sorusu kadına yöneltiliyor; ‘Neden öyle dedin?’, ‘Neden oradaydın?’

Kendi yaşadığım acı bir olayı anlatayım size: İran’da kuaföre giderken bir erkek tarafından cinsel saldırıya uğradım. Resim makamlara başvurdum. Şikâyetimin kabulü iki yıl sürdü. İlk duruşmada hâkim bana, ‘Peki, sen ne giymiştin?’ sorusunu yöneltti. Yani saldırıya uğrayan suçlu kabul ediliyor.

Ülkemizde karar verici makamlarda hep erkekler var. Erkek zihniyeti ile düşünüp karar veriyorlar. Bir kadın ile bir erkek arasındaki tek ilişkinin cinsel ilişki olabileceğini düşünüyorlar. Biz insanız. ‘Benim cinsiyetimi bu kadar tehlikeli kılan ne?’ bilmiyorum.

DEVLET ELİYLE ŞİDDET

Şiddete maruz kalan bir kadın ne yapıyor?

Kadınların sokak ortasında şiddet gördüğüne birçok kez şahit oldum. Polis çağıralım dediğimde kadın bir de polis tarafından psikolojik şiddete uğramaktan korkup şikâyette bulunmuyor. Yasalar hep erkekleri koruyor. Yaptırımların çok yetersiz oluşundan güç alıyorlar. Bir kadın öldürülüyor, bir tane daha, sonra bir tane daha. Devlet kadını korumuyor. Bu sana da tanıdık geliyor olabilir…

İran’da kadınlar hangi haklara sahip?

Kadınlar İran’da üniversiteye gidebiliyor, araba kullanabiliyor, sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyor bunları hak olarak nitelendirirsek tabii. Ancak, hepsinde de baskı altındasın. Üniversiteye gitmenin şartları var mesela. Saçın açıksa, kısa mont giyiyorsan üniversiteye alınmıyorsun. Araba kullanırken eşarbın kaysa polis çevirip ceza kesiyor. Çalışabilirsin ama yine bir dizi kural dahilinde. Sözde özgürlük yani. Hem fiziksel hem de psikolojik şiddete maruz kalıyorsun. Her yerde, her gün, her saat şiddet…

Boşanan bir kadın ne tür güçlüklerle karşılaşıyor?

Üzerinde boşanmış olduğunu belirten kimliği bir yetkiliye elin titreyerek gösteriyorsun. ‘Demek sende bir problem var’ diyorlar. Ayrıca boşanmak da öyle kolay değil. Erkeğin izni olmadığı sürece boşanamıyorsun. Çocuğun 7 yaşına kadar velayeti annede. Baba çocuğu 7 yaşından sonra almak isterse anneye sormadan alıp götürebiliyor.

Üniversitedeyken bir hocam, ‘başı açık kadın perdesiz eve benzer’ demişti. Bir anda ayağa kalktım ‘ya kadınlardan özür dileyeceksiniz ya da ben bu derse bir daha katılmayacağım’ dedim. Sınıfı terk ettim. Biri Taliban olarak yapıyor bunu, biri molla olarak, biri de üstü kapalı şekilde. Hepsine itiraz etmeliyiz yoksa çok daha kötü olacak…

Bir kadın günlük hayatında neler yaşıyor?

İran’da kadınların yaşamasına izin verilmiyor ki… Sürekli kontrol altında, sürekli bir göz takip ediyor. Bakışlarımız bile kontrol altında. Bir kız çocuğu olarak doğmak o kadar zor ki… Sevgilinle el ele tutuşamazsın. Bir erkekle arabada gittiğinde polis çevirip kontrol eder. Bir kere ağabeyimle arabadaydık. Kimliklerimiz yanımızda değildi. İnandıramadık ağabey-kardeş olduğumuza. Babam kimliğiyle gelip bizi aldı.

Küçükken evdeki bisikleti alıp çıktım. Tanıyanlar aileme haber vermiş, ‘kızınız bisiklete biniyor” diye. Ertesi gün bisiklet satıldı. Ben ödünç bisiklet bulup binmeye devam ettim. Asıl mesele cesaret edebilmek.

KADINLAR ÇOK GÜÇLÜ

Yakınlarından ailenden aldığını haberlere göre İran’da Amini direnişi ne durumda?

Ülkemizde kadınlar çok güçlü. Direnişi kadınlar başlattı ama artık erkek ve kadın dayanışma içinde. Biz bilgiye çok önem veririz. Ülkenin çoğu üniversite mezunu. Ama iş bulmak çok zor veya istediğimiz gibi çalışamıyoruz. İran’da tek silah hep bilgi. Şimdi bu bilginin ışığıyla yan yana duruyor ve susmuyorlar.

Seni kendi ülkenden İstanbul’a getiren ne oldu?

Ben 2016 yılında geldim. Önce inşaat mühendisliği okudum. Fakat şartlar beni bu meslekten soğuttu. Sonra moda tasarımı okudum. Yüksek lisansa başlayacağım gün “Buradan gitmem lazım” dedim. Evden çıktım. Ankara, Balıkesir ve Kastamonu’dan sonra İstanbul’a yerleştim. Fotoğrafçılık, satış danışmanlığı gibi işler yaptım.

Burada şiddete maruz kaldın mı hiç?

Kadının yine kendini güvende hissedemediği bir ülke. Sürekli arkadaşlarıma nerede olduğumu haber veriyorum. Çalıştığım yerlerde müşteriye olan tavrım, gülümsemem bile patronu rahatsız etti. ‘Onu giyme bunu giyme’ lafını çok duydum. Sürekli psikolojik şiddet altındasın bir kere. Kadınlar sürekli giydikleri ve yaptıkları için kendini savunmak zorunda bırakılıyor. Bizim ülkelerimiz gibi ülkelerde ilkokul çağından itibaren cinsiyet eşitliği eğitimi verilmeli.

Pişman mı oldun Türkiye’ye geldiğine?

Pişman olmadım. Çok zorluk yaşadım fakat çok şey öğrendim. Gelmeden önce buranın da ülkeme benzer bir yer olduğunu bilmiyordum. Bilgi ve eğitim gerçekten çok önemli ancak yüksek enflasyon nedeniyle insanlar okumak ile yaşamak arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor.

İki ülkenin benzerlikleri neler sence?

Yolsuzluk, hırsızlık meydana gelmişse bunu unutturmak için ertesi gün kadınlarla ilgili bir yasa çıkarılır, bu gündeme taşınır. Burada da kadınlar şikâyetlerinin bir yere varmayacağını düşünerek polise gitmiyor, bizdeki gibi. Gitse de bir sonuç çıkmıyor. Cezalar failleri yıldırmıyor.

"SESİMİ DUYUN BEN DE VARIM"

25 Kasım’da sokağa çıkacak mısın?

Susturulmayı asla kabul etmeyeceğim. Susması gereken ben değilim veya biz kadınlar değiliz. Her türlü şiddet ve baskıya karşı birlikte hareket etmeliyiz. Kadınlar her yerde olmalı ve ses yükseltmeli. 25 Kasım benim için çok önemli. Yaşadığım her iki ülkede de sadece kadın olduğum için o kadar çok zorluk yaşadım ki… ‘Sesimi duyun artık, ben de konuşuyorum. Ben de varım’ diye bağırmak istiyorum. Kadınlarla birlikte olacağım.

Kadınlara çağrın nedir peki?

Gücümüzün farkına varmalıyız. Sınırlar yalnızca bizim kafamızda. Mücadele edersek kazanamayacağımız şey yok.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun