birgün

24° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 23.02.2021 10:40

Kadına şiddetin görünmeyen yüzü

Sanatçı Metin Ünsal’ın “Bedel” isimli resim ve heykel sergisi kadına şiddetin gözlerden uzak kalan kısmı olan ruhsal boyutunu ele alıyor. Sergi, toplumun tamamına yayılan bir paradigma değişikliğine olan ihtiyaca işaret ediyor ve eylemselliğe davet ediyor.

Kadına şiddetin görünmeyen yüzü

Nagehan Kara/ nagehan.karra@gmail.com

Rafet Arslan’ın küratörlüğünde, “44A Sanat Galerisi” bünyesinde gerçekleştirilen, İpek Yeğinsu ve Rafet Arslan’ın metinlerinin eşlik ettiği, Metin Ünsal’ın, “Bedel” sergisi, siyah bir fon üzerinde daktilo yazısı ile ekrana aktarılan kadına yönelik şiddet verileri ile açılır. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2019’da dünyada 87 bin, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre ise Türkiye’de 417 kadın öldürüldü. Veriler, dünyada ve Türkiye’de gerçekleşen kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin günümüzde ulaştığı korkutucu boyutunu gözler önüne sererken, izleyiciye de bu katı gerçekle karşılaşma/yüzleşme anı yaratır. Kadına yönelik şiddetin istatistiki verilerini yazıyla ve sayısal değerlerle görünür hale getirilerek açılan sergi, sanatçının kadın ruhunu anlama ve kadına yönelik şiddetin kadın ruhunda açtığı yaraları, bıraktığı izleri, tortuları görselleştirme, görünür kılma çabasının estetik ve plastik değerlerle ifadesine bırakır.


ŞİDDET MAĞDURLARIYLA GÖRÜŞÜLDÜ

Kadının yaşadığı farklı şiddet biçimlerinin tek tek ruhlar bazında yarattığı tahribatı konu alan beş yıllık bir projenin ikinci ayağını oluşturuyor sergi. Ünsal, proje için öncelikle şiddet mağduru kadınlar, yazarlar, araştırmacı ve akademisyenlerle görüşmüş. Bu görüşmelerde yaşadığı deneyim ve tanıklıkların kendisinde, ruhunda bıraktığı izleri eskiz çizimlerinden tuvale, heykel ve enstalasyonlara dönüştürmüş. Ünsal’ın kadına yönelik şiddet karşısında yaşadığı içsel deneyimlerinden hareketle ürettiği işler, kadın ruhunu anlama, duyumsama ve onu görünür kılma çabasının estetik bir izdüşümü ve yansımasını oluşturuyor.

10 adet heykel ve 7 adet tuval resminin yer aldığı serginin en önemli meselelerinden biri, yaşanan şiddetin gözlerden uzak kalan kısmı olan ruhsal boyutu. Her fiziksel şiddetin kadın ruhu üzerinde onulmaz yaralar açtığı bir gerçek olsa da önce bedende oluşan darbe, yara, izler ve bunların sayısal yansımaları yani görünür, duyulur ve akılla kavranabilir gerçeklere odaklanırız. Ruhun aldığı yaralar ise hep arka planda kalır. Sanat da görünür olana, estetik bir obje olarak kadın bedenine yönelir çoğunlukla. Uzanan çıplak/nü en klasik betimlerden biridir sanat tarihinde. Kadın seyredilir, kadın da seyredildiğinin farkında, davetkâr bir figür olarak gösterilir, böylece kadının ruhu, ruhsal boyut sanki görünmezdir ya da hep arka planda kalır. Öznenin bakışı, eril bakış tarafından inşa edilir kadın bedeni ve kimliği. Peki ya kadın ruhu?

Metin Ünsal, işlerinde nü geleneğine referanslar barındırmakla birlikte sanat pratiğinde geldiği bugünkü noktada kadını nesneleştiren bu eril bakıştan koparak, kadın ruhunu resimlerine ve heykellerine taşıyor. Oluşturduğu soyut, amorf formlar üzerinden kendine özgü bir dil geliştiriyor. Onun formları uçucu, ağırlığı olmayan, uzayda sınırsız bir şekilde salınıyor.

KATMANLAR, ACININ GÖRSEL YANSIMASI

Kadının hayat veren rolü ve ruhların başlangıçta pürüzsüz olan halinden, yumurta formundan yola çıkıyor ancak onların zamanla aldığı darbeleri, yaraları, baskıları, biriken katmanları, bozulmaları, acıyla şekillenen ruhları yansıtıyor. Katmanlar en dikkat çekeni işlerinde. Bu katmanlar biriken acının görsel yansıması sanki. Bir yandan şiddetin tek tek ruhlar bazında yarattığı tahribatı gözler önüne sererken diğer yandan sergi metninde de belirtildiği gibi bu soyut, şekilsiz formlar aynı zamanda etsi, et yığını olarak görülen bedeni ve bedenin yaşadığı şiddeti de içinde barındırıyor. Bedeni sınırlanan, kapatılan kadınların ruhu, bedene uygulanan şiddetten etkilense de her şeye rağmen bu ruhların yalnız olmadıklarını, kendi özgürlüğünü, özgürlük potansiyelini içinde barındırdığını hissettiriyor bize.

Tam da bu potansiyelin varlığını hissettirerek kadın, çocuk, hayvan ve doğanın, kısaca “öteki” olarak kodlanan tüm organik ve inorganik varlıkların uğradığı eril şiddeti kabul etmek, eril tahakküme boyun eğmek yerine değiştirme gücümüzü ve potansiyelimizi hatırlatıyor. Sergi, toplumun tamamına yayılan bir paradigma değişikliğine olan ihtiyacı işaret ediyor ve eylemselliğe davet ediyor.

Sergi https://tr.metinunsal.art/price-bedel adresinden ziyaret edilebilir

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol