Kadını koruması gereken sistem çöktü: Çürümüşlüğün fotoğrafı
Bir erkek savcının adliyede bir kadın hâkimi ateşli silahla vurması kadına yönelik şiddetin münferit değil, yargı dâhil tüm kurumlara sinmiş yapısal bir sorun olduğunu ortaya koydu. EŞİK Gönüllüsü Hülya Gülbahar’a göre bu olay kadına karşı şiddetle mücadelesizliğinin son derece net bir fotoğrafı oldu.

Sarya Toprak
saryatoprak@birgun.netÜlkedeki erkek şiddeti yeni bir boyut kazandı. Salı günü İstanbul Anadolu Adliyesi’nde
kadın hakim Aslı Kahraman’ın,’nin savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan tarafından silahla vurularak yaralanması infial yarattı. Kahraman’ın hayati tehlikesi olmadığı belirtilirken bir ülkede artık bir hakimin bile erkek şiddetinin doğrudan hedefi olabileceği görüldü. Yaşanan skandal kadına karşı şiddetin önlenmesi mekanizmalarının zayıflığını bir kez daha gözler önüne serdi. Sabah saatlerinde sevk edildiği Çağlayan Adliyesi’nde savcılık ifadesi tamamlanan Muhammet Çağatay Kılıçaslan, “kasten insan öldürmeye teşebbüs” suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Skandallar bununla da sınırlı kalmadı. Kahraman’ın daha önce Kılıçarslan’ı ısrarlı taciz nedeniyle şikâyet ettiği ve bu nedenle iki koruma polisi tahsis edildiği öğrenildi. Koruma kararına rağmen Kahraman’ın odasına girerek ateş eden Kılıçarslan’ın 2022-2024 yıllarında “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Bürosu”nda çalıştığı ortaya çıktı. Kahraman’ın Kılıçarslan hakkındaki şikayetlerine rağmen Kılıçarslan’ın savcı olarak görevine devam edebilmesi dikkat çekti. Ülkenin en güvenli yerlerinden biri olması gereken adliyede dahi kadınların şiddete maruz bırakılması sistemin topyekün çürüdüğünü gösterdi.
ŞİDDETLE MÜCADELE ASKIYA ALINDI
Kadın örgütleri Ankara ve İstanbul’da saldırıyı protesto etti. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyeleri ise Aslı Kahraman’a yönelik silahlı saldırının faili savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan’ın dün sabah saatlerinde sevk edildiği Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamada, “Bir kadın hâkimin, görev yaptığı kurumda, devletin en korunaklı olması gereken binalardan birinde silahlı saldırıya uğraması; devletin kadınlara yönelik şiddeti önleme ve koruma yükümlülüğünü fiilen askıya aldığının en ağır kanıtıdır” denildi.
Açıklamada Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Kurulu’na da seslenilerek “Yargı mensubu erkeklerin suçları ‘mesleki statü’ kalkanıyla korunamaz. Bu saldırı karşısında sessizlik, tarafsızlık değil; erkek şiddetinden yana pozisyon almaktır” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı: “Failin 2022–2024 yılları arasında kadına yönelik şiddetle mücadele bürosunda görevli bir savcı olması yargının kadınlar için bir güvence olmaktan çıkıp bir tehdit alanına dönüştüğünü açıkça göstermektedir.
Bu saldırı, kadına yönelik şiddetle mücadelede bilinçli olarak geri çekilme politikalarının doğrudan sonucudur. Bu politika faillere açık bir mesaj vermektedir: Şiddet cezasızdır. Erkeklik korunmaktadır. Kadınların yaşamı ise tali görülmektedir.”
***
“ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE ETMİYORUZ” İTİRAFI YAPILDI
EŞİK Gönüllüsü Hülya Gülbahar:
İstanbul bölge adliyesinde bir erkek savcı tarafından bir kadın yargıca yapılan silahlı saldırı, Türkiye’nin kadına karşı şiddetle mücadelesizliğinin son derece net bir fotoğrafı oldu.
Devletin kendi yargıçlarını bile koruyamadığı, kendi savcılarını bile kadına karşı şiddet konusunda eğitemediği bir kez daha ispatlanmış oldu.
Yargıcını koruyamayan devlet, diğer kadınları nasıl koruyacak; adalet saraylarında güvenlik sağlayamayan devlet, evlerde, işyerlerinde, okullarda ve sokaklarda kadınların güvenliğini nasıl sağlayacak vb. bir soru sağanağı başlattı.
Bu fotoğrafta neler görüyoruz? Öncelikle devletin 6284 dahil yürürlükteki yasaları uygulamadığını görüyoruz. Ortada bir ilişki yok, tek taraflı ısrarlı takip, tam bir musallat olma hali var. Kadın yargıcın daha önce yasal girişimlerde bulunduğu belirtiliyor. Bu durumda belli ki, 6284 sayılı şiddet yasası etkin bir biçimde uygulanmamış. Gerekli risk değerlendirilmesi yapılıp savcı kadından ve işinden uzaklaştırılmamış, silahını mahkemeye teslim etmesi istenmemiş. Bir başka nokta TCK’nın işkence bölümündeki eziyet başlıklı 96. Maddesinin 20 yıldır uygulanmıyor olması. Israrlı takibin eziyete dönüştüğü durumlarda oldukça caydırıcı cezalar getiren, tutuklama sonucunu doğuracak TCK 96. Madde bir türlü uygulanmıyor.
Ağustos 2024’te, İstanbul Çatalca’da 25 yaşındaki Ezgi Çeken, boşanma aşamasındaki eşinin evlilik boyunca uyguladığı ağır şiddetler nedeniyle defalarca suç duyurusunda bulunmuş, sonuç alamamış; 6284 ile uygulanmayan bir koruma kararı çıkarmıştı. Son saldırıda kardeşiyle birlikte 192 kez KADES’i aramış, kimse gelmemiş ve ölmemek için eşini öldürmek zorunda kalmıştı. Bu örnekte olduğu gibi kadınlar TCK 96. Maddeyi bilmeyebilir. Ama Savcılar ve yargıçlar bilmek ve de önlerine gelen olayda talep olmasa bile uygulamak zorunda.
MESLEK İÇİ EĞİTİM YAPILMIYOR
İkinci sorun, saldırının bir savcı tarafından gerçekleştirilmiş olması. Demek ki, savcımız meslek içi eğitimden geçmemiş. Cinsel şiddet, ısrarlı takip vb. konularda eğitim almamış. Savcıların görevi kadına karşı şiddetle ilgili yasaları uygulamak, şiddeti önlemek ve faillerin cezalandırılmasını sağlamak savcıların görevidir. Çete, uyuşturucu davaları vb. özel konularda görevlendirilmiş olsa bile, bu çete ve uyuşturucu ağlarının içindeki ya da çevresindeki kadınların maruz kaldığı şiddet konusuna özel bir önem vermesi gerektiğini öğreten eğitimler alması gerekirdi.
Ayrıca hem mesleki yeterlilik hem de silah taşıma ve kullanma izni süreçlerindeki psikolojik değerlendirmelerin de sağlıklı yapılmadığını görüyoruz. Silahlı ve üniformalı erkeklerin bu silah ve güçleri kadınlara karşı kullandıkları sayısız olay yaşadık, yaşıyoruz.
Soruşturma ya da dava süreçlerinde nüfuz kullanımı ve erkek faillerin işbirliği birçok cinayetin önlenmesinin önündeki en büyük engel. Temmuz 2025’te üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz'ın cansız bedeni bir valiz içinde bulunmuştu. Katilinin eski bir polis olduğu, şiddet ile başvurularını polis arkadaşlarının nasıl görmezden geldiği ve hatta bir başka kadının ölümü nedeniyle açılan soruşturma dosyasının kapatıldığı ortaya çıkmıştı.
KAYGI EMARESİ BİLE YOK
Bir diğer konu, adliye binasında yargıcın odasında gerçekleşmiş olması. Avukatların bile hukuksuz biçimde çantalarının arandığı X-ray cihazlarından geçirildiği adliyeler de kadınlar için güvenli değil. Öldürülen, hatta polis korumalarıyla birlikte öldürülen kadınlar oldu.
Bir önemli konu da, Cumhuriyet Savcılığı’nın olayla ilgili yaptığı açıklamada, yaralı olarak hastaneye kaldırılan yargıç Aslı Kahraman’ın hastanede ve sonrasında güvenliğinin nasıl sağlanacağına, sağlanıp sağlanmayacağına ilişkin tek kelime olmaması. Savcıların kadına karşı şiddet konusunda eğitimsizliğinin ve duyarsızlığının bir diğer göstergesi de bu açıklama. 2004 yılında aşiretin ölüm kararı ile ağabeyleri tarafından bulunarak sokak ortasında vurulan ancak yaralı olarak kurtulan Güldünya Tören’i unutmuyoruz. On iki saat sonra hastaneye gelen kardeşi tarafından öldürülmüştü. Savcılık açıklamasında en azından kadın yargıcın güvenliği ile ilgili bir kaygı emaresi görmek isterdik doğrusu.
Yargıcın yaralanması olayında tartışılması gereken çok ayrıntı var. Ama her bir başlık ciddi, kararlı bir politika gerektiriyor; kadına karşı şiddetle samimi bir mücadele kararlılığı gerektiriyor. Maalesef bu olayda da bunların hiçbiri göremiyoruz. dün Ankaralı kadın avukatlar Adalet Bakanlığı önünde, İstanbul ve İzmir’de ve birçok kentte adliyelerde ve sokaklarda basın açıklamaları ve protesto eylemleri yaptı.Yaş, meslek, gelir, bölge vb. ayrımı gözetmeden hepimizi tehdit eden erkek şiddetine karşı ortak mücadeleyi sürdüreceğiz. Hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz.
***
YARGI MENSUBU KADINLAR ERKEK ŞİDDETİNİN HEDEFİ
Son birkaç ayda 2 hakim ve bir savcı kadının daha erkek şiddetinin hedefi olduğu ortaya çıktı. Yaşananlar şöyle:
- 1 Aralık 2025: Bakırköy'de emekli hâkim M.T.S., kendisi hakkında uzaklaştırma kararı aldıran ve Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'nda Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan kızı A.M.S.'ye şiddet uyguladı.
- 8 Aralık 2025: İstanbul’da Büyükçekmece Adliyesi’nde görev yapan 30 yaşındaki kadın hâkim E.K., boşanma aşamasında olduğu erkeğin akrabası olan 7 kişilik bir grup tarafından alıkonularak feci şekilde darbedildi.
- 28 Aralık 2025: Çanakkale'de adliye lojmanlarında Burak Doğan isimli erkek birlikte olduğu hâkim F.K.T.'nin yaşadığı adliye lojmanını bastı. Doğan F.K.T'yi ağır şekilde darbetti.


