Google Play Store
App Store

İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden iktidarın uyguladığı politikalar, faile cesaret veriyor. Uzaklaştırma kararlarını tanımayan erkekler saldırılarını sürdürüyor. Kadınlar 6284 Sayılı Yasa’nın etkin uygulanması gerektiğini söylüyor.

Kadını korumayan  bu düzen suçlu
Fotoğraf: KCDP
İlayda Kaya
İlayda Kaya
ilaydakaya@birgun.net

Ankara'da boşanma aşamasında olduğu ve daha önce uzaklaştırma kararı aldırdığı erkek tarafından katledilen Müesser Becerir davasının ilk duruşması Ankara 29’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde aylar sonra dün görüldü. Sosyal medya fenomeni Danla Bilic’in ise daha önce uzaklaştırma kararı aldırdığı saldırgan erkeğe sadece 5 ay hapis cezası verildi. Yaşanan olaylar, uzaklaştırma kararlarının takip edilmediğini bir kez daha gösterdi.

Erkek şiddeti her geçen gün katlanarak artıyor. Kadın katliamları ve erkek şiddetine dair tuttuğumuz çeteleler ise artık sayıları takip edemez hâlde; her gün, bir öncekinin üstüne eklenen canlarla açılıyor. Bu çetelelerde son dönemde özellikle dikkat çeken bir gerçek var: Öldürülen kadınların büyük bir kısmının, daha önce uzaklaştırma kararı aldırmış olmaları.

Şiddete karşı devlete başvuran ve “Ölmek istemiyorum” diyen kadınlar, iktidar ve ilgili bakanlıklar tarafından görmezden geliniyor. Kâğıt üzerinde verilen kararlar, fiiliyatta uygulanmıyor. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu’na göre şiddete uğrayan ya da öldürülme tehlikesi bulunan kadınlar, erkekler hakkında ‘uzaklaştırma kararı’ aldırabiliyor. Ancak yalnızca uzaklaştırma kararı kadını korumaya yetmiyor. Kararı tanımayan erkekler kadınların karşısına çıkabiliyor. Kadınlar ilgili birimlere başvursa da başvurular kimi zaman sonuçsuz kalıyor. Yasa kapsamında verilen elektronik kelepçeler de ‘yetersiz’. ‘Elimizde yok’ denilerek kelepçe takılması gereken sürede takılmıyor. Kadın örgütleri uygulamada eksiklikler olduğunu söyleyerek tepki gösteriyor.

6284 SAYILI YASA KADINLARIN CAN SİMİDİ

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden gönüllü Avukat Sevda Demirtaş, 6284 Sayılı Yasa’nın kadınların can simidi olduğunu ve etkin bir şekilde uygulanması gerektiğinin altını çiziyor. Demirtaş şu ifadeleri kullanıyor:

“Uzaklaştırma kararları veriliyor. Ama ya tebligatlar yapılmıyor ya da ihlal zorlama hapsi kararları alınamıyor. Bazen aile mahkemeleri ihlalin ispatını istiyor. Bu talep 7-8 ayı bulabiliyor, delil sunulması bile isteniyor. Bu da 3-4 duruşmaya tekabül ediyor. Elektronik kelepçeleri de 6284 Sayılı Kanun kapsamında talep ediyoruz. Benim takip ettiğim bir dosyadan örnek vermem gerekirse 3 aylık elektronik kelepçe kararı almıştık ama temin edilememesi gibi nedenlerle sadece 17 gün takılmıştı. Başka bir sorun olarak ‘mesafe’ sorunuyla da çok karşılaşıyoruz. Saldırganla kadın arasındaki mesafe kısa olduğu gerekçesiyle kolluk vekilimi arayıp ‘Mesafeniz çok yakın olduğu için biz kelepçe takamıyoruz. Siz İstanbul'dan taşınır mısınız’ gibi bir öneride bulunmuştu. Elektronik kelepçeler, uzaklaştırma kararları saldırganlara maalesef infaz edilmiyor. Yani mahkemelerde verilmiş olan o tedbir kararları çıktığı an ne yazık ki uygulanmıyor. Süreçler çok uzadığı için kadınlar korunmuyor. Kadınlar uzaklaştırma talep ediyorsa yasa gereği zaten delil aranmaması gerekiyor. İhlal edilmesi durumda verilen 3 günden başlayan zorlama hapis kararları daha uzun olmalı ve caydırıcı cezalar verilmesi. İlk etapta verilen 3 aya kadar olan uzaklaştırma kararları kimi zaman 15 gün veriliyor. Devam eden bir şiddet dosyası olmasına rağmen biz bu koruma kararının 6 aydan az olmamak üzere uzatılması talep ettiğimizde bu sorgusuz uygulanmalı. Failler ellerini kollarını sallayarak dolaşırken kadın can güvenliği için endişe eder halde bekliyor. İlgili kurum personellerine eğitim verilmeli hatta kadınlara da şiddetle karşı karşıya kaldıklarında başvurabilecekleri kurumların anlatılması lazım. Ayrıca başvuru esnasında kadınların örselenmemesi de gerekiyor.”