Kadınlar Karaköy İskelesinden seslendi: "Ölümlerin üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz"
Bu sabah Karaköy’de denizde bir kadının cansız bedeninin bulunmasının ardından, akşam saatlerinde Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri iskelede bir araya geldi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, bu sabah Karaköy’de denizde bir kadının cansız bedeninin bulunması üzerine, akşam saatlerinde aynı yerde bir eylem düzenledi. Platform tarafından yapılan basın açıklamasında, kadın cinayetlerinin cezasızlık politikaları nedeniyle artmaya devam ettiği vurgulandı.
Açıklamada “Bu ülkede kadınlar ‘kimliği belirsiz’ olarak bulunuyor. Daha günler önce Şişli’de bedeni konteynerlere atılmış kadın arkadaşımız için buluşmuştuk. Bugün yeniden buradayız çünkü aynı şehirde, aynı ihmallerle kadınların bedenleri bulunmaya devam ediyor” denildi.
Platformun İstanbul temsilcilerinden Öykü Uluocak’ın okuduğu açıklamada şunlar kaydedildi:
“Bugün, henüz adını bile bilmediğimiz bir kadın arkadaşımız için Karaköy İskelesi’ndeyiz çünkü bu sabah burada bir kadının cansız bedeni bulundu.
Bu ülkede kadınlar “kimliği belirsiz” olarak bulunuyor. Daha günler öncesinde bu şehrin başka bir yerinde, Şişli’nin ortasında bedeni konteynerlere atılmış kadın arkadaşımız Durdona için buluşmuştuk.
Bugün yeniden buradayız. Çünkü aynı şehirde, aynı ihmallerle, aynı cezasızlıkla kadınların bedenleri bulunmaya devam ediyor.
Sevgili kadınlar,
Yıllardır omuz omuza kadın cinayetlerini durdurmak için mücadele ediyoruz. Ne yapılması gerektiğini defalarca söyledik, uyardık, raporladık!
Yıllar önce de şunu söylüyorduk: Erkekler kendilerini koruyan politikalara güveniyor. Cinsiyetçi indirimlere, eksik soruşturmalara, cezasızlığa yaslanıyor. Ceza almayacaklarını biliyorlar.
Bugün geldiğimiz nokta işte tam da bunun sonucu.
Failler ceza almıyor. Kadınların bedenleri kamusal alanlarda bulunuyor. Sokakta bulunuyor iskelede, çöpte bulunuyor. Kadınlar bu ülkede ‘bir yerlerde’ ölü bulunuyor.
Ve çoğu zaman, ne hikmetse yanlarında bir erkek varken, pencereden ya da balkondan ‘atlamaya’ karar verdikleri söyleniyor. Sanki kadınların kronik bir denge problemi varmıs gibi pencerelerden düşüyor kadınlar.
Bakın geçtiğimiz yıl verilerimize göre 294 kadın cinayeti işlendi, 297 kadının ölümü şüpheli bırakıldı. Biz en az 297 kadının ölümünün arkasındaki gerçeği bilmiyoruz, aydınlatmıyorlar. Bu tablo, siyasi iktidarın kadınların yaşamını korumayı değil, failleri korumayı tercih etmesinin doğrudan sonucudur.
Bugün bu iskeledeyiz. Çünkü biliyoruz: Biz her bir kadının mücadelesini büyütmezsek, bu ölüm de şüpheli bırakılır. Dosya açılır gibi yapılır, gerçek araştırılmaz, sorumlular cezasız kalır.
Burada olmamızın nedeni budur.
“BU ÖLÜMLERİN ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”
Bu ölümlerin, üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz.
Sevgili kadınlar, başka haberler de gördük. Adana'da Kadriye adlı kadın kardeşimiz evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. Dün Muğla’da başka bir kadın arkadaşımız Özlem, caddede yürüdüğü esnada bıçaklanarak öldürüldü. Sokak ortasında, güpegündüz öldürüldü. Adalet bakanı da tweet atmış. Kadınların bedeni parça parça çöp konteynerlarında bulunurken, kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülürken, kamusal alanlarda kadın cinayetleri artarken bir tweet atmayı tercih etmiş. Uzun uzun yazmış sevgili arkadaşlar, özeten diyor ki sayın bakan, kadınları katledenler adaletin pençesinden kaçamayacak en ağır cezayı alacak ve tutuklanacak. Soralım sayın bakana, aynı cümleleri eksik soruşturma yapıldığı ayan beyan ortada olan Rojin Kabaiş için ne zaman kuracaksın, Gülistan Doku için ne zaman kuracaksın, Aysun Yıldırım için ne zaman kuracaksın, Yeşim Akbaş için ne zaman kuracaksın? geçtiğimiz yıl bizim verisini tutabildiğimiz kadarıyla aydınlatılmayan 297 şüpheli kadın ölümünün etkin soruşturulmasına dair ne yaptığını ya da ne yapmadığını açıklayacak mısın?
Sevgili kadınlar, bu soruların cevabını biz çok iyi biliyoruz.
Cevabın adı faillere kamusal alanlarda kadın cesetlerini bırakabilecek cesareti veren cezasızlık politikalarıdır.
Cevabın adı 6284'ün kolluk tarafından uygulanmamasıdır.
Cevabın adı İstanbul Sözleşmesi'nden imzanın bir gecede geri çekilmesidir.
Biz, kadınların yaşamını hiçe sayan bu politikaların karşısında durmaya, sorumluları işaret etmeye devam edeceğiz. Mücadeleyi büyüteceğiz, kadın cinayetlerini durduracağız.”


